Ve-şşemsi ve duhâhâ
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
Güneş'e ve onun parıltısına,
Bu ayet, 'Şems' (Güneş) ve 'Duhâhâ' (onun ışığı/kuşluk vakti) kavramları üzerinden yemin ederek, yaratılışın azametine ve ilahi kudrete dikkat çekmektedir. Dilbilimsel olarak, bu iki kelime ayetin temel anlamını ve vurgusunu oluşturur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şems' kelimesini 'gündüzün ışık kaynağı olan yıldız' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kudretine ve yaratılışındaki mükemmelliğe yemin edilen yüce bir varlık olarak vurgulanır. (s. 458)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'şems' kelimesinin mecazi olarak 'parlaklık' ve 'aydınlık' anlamlarına gelebileceğini belirtir. Bu ayette ise doğrudan Güneş'in kendisi kastedilerek, onun varlığının ve işlevinin önemine dikkat çekilir. (c. 2, s. 296)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki kozmik yeminlerin, yemin edilen şeyin önemini ve Allah'ın yaratıcılığının bir delili olduğunu belirtir. 'Şems' kelimesi, bu bağlamda, Allah'ın kudretinin ve düzeninin en belirgin sembollerinden biri olarak sunulur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'duhâ' kelimesini 'güneşin yükseldiği ve ışığının yayıldığı vakit' olarak açıklar. Ayetteki 'duhâhâ' ise 'Güneş'in ışığı' veya 'Güneş'in kuşluk vakti' anlamında kullanılarak, Güneş'in aydınlatıcı özelliğine yemin edildiğini gösterir. (s. 524)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'duhâ' kelimesinin hem 'gündüzün ilk kısmı' (kuşluk vakti) hem de 'güneşin ışığı' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette, 'Güneş'e ve onun ışığına' şeklinde bir yemin olarak, Güneş'in varlığının ve aydınlatma gücünün önemini vurgular. (s. 292)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'duhâ' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'gündüzün aydınlık ve parlak kısmı' anlamında kullanıldığını ifade eder. 'Duhâhâ' ifadesi, Güneş'in kendisiyle birlikte getirdiği aydınlığa ve bu aydınlığın oluşturduğu vakte dikkat çekerek, ilahi yaratılışın bir başka yönünü vurgular.
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
Düya-arzımızı aydınlatan ve ona hayat veren şemse, diğer ifade ile, yani beden arzımızı aydınlatan ve ona İlâh-i hayat veren Rûh şemsi’ne.
Ve Duha-kuşluk, Rûh güneşinin Fenâ fillâh gecesi-leylinden çıkıp baka billâh gündüzüne doğru yol almaya başladığı eşyanın tamamen ortaya çıktığı ve gölgesini önüne kattığı zamana ve bunun karşılığı olan İnsanda ki yaşam seyrine andolsun ki tecelli İlâhiyyenin mazharıdırlar. İşte bu yüzden biri fenâfillâh diğeri bakâ billâh olmak üzere iki rek’at namaz kılınması ısrarla tavsiye edilmiştir. İşte o yüzden bu hakikati anlayabilenler için. Kıldıkları iki rekât namazın bir diğer ifadesi, “doğduğu gibi günahsız olur,” diğer taraftan kuşluk namazının “kabul olmuş bir hacc ve umreye bedeldir”, buyurulmuştur. Çünkü bu hali idrak etmek zâten Zâti, bir Hacc ve umredir.
Duha, hakkında internetten aldığım küçük bilgiyi de
faydalı olur düşüncesiyle aktarmak istedim.
Duha, kuşluk vakti, güneş doğduktan, değişmekle birlikte ortalama 50 dakika sonra başlayıp, öğleye 20 dakika kalana kadar olan vakittir.)
(Günde 2 rekat kuşluk namazı kılan, doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Ebu Ya’la]
(Cennetin bir Duha kapısı vardır. Bu kapıdan ancak kuşluk namazı kılanlar girer.) [Taberani]
(İki rekat kuşluk namazı, kabul olunmuş bir hac ve umreye bedeldir.) [Ebuşşeyh] Kuşluk namazı nafile namazdır. Kazası olan, kazasını ödemedikçe nafile namaz kılarsa kabul olmaz. Önce kazasını ödemelidir. Kaza namazı borcu olan, kuşluk vakti kuşluk namazı kılmak isterse, (İlk kazaya kalmış sabah [veya öğle, ikindi, akşam, yatsı] namazının farzını ve kuşluk namazı kılmaya) diye niyet ederse, hem kazası ödenmiş, hem de kuşluk namazı kılmış olur.) [Redd-ül-muhtar]
Bu hususta daha birçok mühim Hadîs-i Şerifler olmakla beraber bu kadarını yeterli olur düşüncesiyle aldım dileyenler diğerlerinide alabilirler. Bilhassa yukarıda bahsedilen kaza hakkındaki Hadîs-i Şerife çok dikkat etmemiz lâzımdır. Bütün sünnet namazlarını böyle niyet ederek kılarsak bir günde biri eda diğeri kaza olmak üzere iki günlük namaz kılmış oluruz ki, çok büyük bir imkândır.
وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا
(Vel kameri izâ telâhâ.)