İçeriğe atla
Şems 8Cüz 30 · Sayfa 595

Şems Sûresi 8. Âyet

الشمس

Sohbete sor

Fe-elhemehâ fucûrahâ ve takvâhâ

(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.

Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri

Terzibaba - Necdet Ardıç

Her türlü hale kabiliyetli olan bu nefse fücurunu ve takvasını ilham etti.”

“Fücur,” her türlü günah ve kötülükler, Vs.

“Fücur,” Hakk’tan etmek, Hakk’tan uzaklaştırmak.

Bunların zuhur mahalli ve faaliyyet sahası nefs-i emmâre ve levvâme ahlâkıdır. Ve hayvâni tabiattır.

“Takva” İhlâs ile ibadet. Bütün günahlardan kendini korumak, dinin yasak ettiği ve haram kıldığı şeylerden uzaklaşmak, ameli sâlih ve ittika, her türlü şüphelilerden sakınmak, ve Hakikat-i İlâhiyye üzere idrak sahibi olmaya çalışmaktır.

Bunların mahalli ise terbiye edilmiş nefs’tir daha sonra akl-ı küll’den gelen akla uyarak kişinin eğitilmiş irfaniyyete dönük akl-ı dır.

Bütün bunlar bir bütün olarak işlem ve faaliyyet haline dönük olarak “ilham” eder bu ilham aslında esmâ-i İlâhiyyenin içinde mevcud olan zıt isimlerin özlerinde bulunan hakikatlerinin esmâül hüsnâ ile kişinin bünyesine fıtri olarak yüklenmiş olmaktadır. Yani insân-ın varlığında her türlü hali işlemeye kabiliyyetli olarak yukarıda bahsedildiği gibi sevva” edilmiştir. Ve bunlar kişi yaşama gelip bulûğ çağına erince kendisinde içeriden faaliyyete başlamak için uyarılar gelmeye başlar, ve bunun üzerinede dışarıdan da sesiz ve sözsüz olarak bilgi veya duygu halinde gelirler. Bu hususta internetten küçük bir bilgi verelim.

ilham” Allah tarafından kalbe gelen mâna. (İlhamın ekserisi vasıtasız olarak kalbe gelir. İlhamın en cüz'îsi ve basiti hayvanat ilhamıdır. Sonra avâm-ı nâsın ilhamatıdır. Sonra melâikenin ilhamatıdır, sonra evliya ilhamatıdır, sonra melâike-i izam ilhamatıdır... S.) (Bak: Vahiy) (İlham, aslında bir şeyi bir defada yutmak mânasına "lehm" den if'al olup, lâhzada yutturmak mânasınadır. E.T.)

“ilham” Söverek ve hakaret ederek onur kırma.

Günümüzden bir mîsal ile bu hali daha iyi anlamamız mümkün olabilir. Ellerimizde ve ceplerimizde bulunan cep telefonlarımız bu hallerin açık ilmi yaşantılarıdır. Bu husus Âyet-i Kerîme’nin daha o günden, bu günlerin halini ve ilmini belirtmektedir. Nasılki cep telefonlarımız hayır ve şerde uzaktan iletişim için kullanılıyor ise. Bir bakıma bizim bedenimiz de, bir telefon cihazı gibidir, gayb’den bu telefona her türlü bilgiler, ayrıca yaptırımlı ve duygular halinde gelmektedir. Bunları ayırt etmenin ölçüsü ise “şeriat-i Muhammediyye” ye uygun olup olmadığına bakılmalıdır. Eğer uygun ise takva,” değil ise “fücur” dur. Takva istikametli olanları olabildiği kadar gayretle tatbik etmek, fücür teşvikinde olanları ise reddetip geldiği yere iade etmektir. Bu tatbikat bizlere dünya da düzenli bir hayat yaşamamızı, ahrette ise ebedi hayatımızı kazandırmaya vesile olacaktır.

Diğer taraftan ilham-ı. Rahmân-î, melek-î, nefs-î ve şeytan-î, olmak üzere dörde ayırmışlardır.


قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّيٰهَا

(Kad efleha men zekkâhâ.)

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)