Ve keżżebe bilhusnâ
(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Ve en güzeli de yalanlarsa,
Leyl Suresi'nin 9. ayeti, 'en güzel sözü yalanlama' eylemini ele alarak, bu eylemin sonuçlarına işaret eder. Ayet, 'yalanlama' fiili ve 'en güzel' kavramı üzerinden, imanın ve hakikatin reddedilmesinin manevi sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kezzebe' fiilini, bir şeyi doğru kabul etmeyip aksini iddia etmek olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, 'el-Hüsnâ'yı, yani en güzel olanı (tevhid kelimesini veya cenneti) yalanlamak, onun hakikatini reddetmek anlamına gelir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kezib' (yalan) kelimesinin zıddının 'sıdk' (doğruluk) olduğunu belirtir. 'Kezzebe' fiili ise, bir haberi veya bir şeyi yalanlamak, onu doğru kabul etmemek demektir. Ayetteki 've kezzebe bi'l-Hüsnâ' ifadesi, 'en güzel olanı' (Allah'ın vaadini veya kelime-i tevhidi) inkâr etmek, ona inanmamak anlamındadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'yalanlama' (tekzîb) kavramının sadece bir sözü yalanlamak değil, aynı zamanda bir hakikati, bir mesajı veya bir peygamberi reddetmek anlamına geldiğini vurgular. Bu ayetteki 'el-Hüsnâ'yı yalanlamak, Allah'ın en güzel vaadini veya hakikatini reddetmek, dolayısıyla imanı inkâr etmek olarak anlaşılmalıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'el-Hüsnâ'yı, 'el-Cennet' (cennet) veya 'el-Kelimetü't-Tayyibe' (güzel söz, yani kelime-i tevhid) olarak tefsir eder. Ayetteki 'bi'l-Hüsnâ' ifadesi, yalanlanan şeyin, Allah'ın vaat ettiği en güzel mükâfat veya en yüce hakikat olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hüsn' kelimesinin zıddının 'kubh' (çirkinlik) olduğunu belirtir. 'El-Hüsnâ' ise, 'en güzel' anlamına gelen bir ism-i tafdildir ve Kur'an'da genellikle cennet, şehadet kelimesi (Lâ ilâhe illallah) veya Allah'ın en güzel vaadi gibi yüce ve güzel şeyleri ifade etmek için kullanılır. Bu ayette, yalanlanan şeyin, Allah'ın en güzel vaadi veya tevhid inancı olduğu anlaşılır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'el-Hüsnâ'nın Kur'an'da farklı yerlerde cennet, şehadet kelimesi, Allah'ın güzel isimleri veya Allah'ın en güzel vaadi gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Leyl Suresi'ndeki bağlamda, 'el-Hüsnâ'yı yalanlamak, Allah'ın vaat ettiği en güzel sonuca veya tevhid inancının hakikatine inanmamak demektir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hüsn' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle olumlu ve değerli anlamlar taşıdığını belirtir. 'El-Hüsnâ' ise, 'en güzel' veya 'en iyi' anlamında kullanılarak, yalanlanan şeyin sadece bir söz değil, aynı zamanda en yüce bir değer veya hakikat olduğunu vurgular. Bu ayette, 'el-Hüsnâ'nın, Allah'ın vaadi olan cennet veya tevhid kelimesi gibi en üstün güzellikleri temsil ettiği açıktır.
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
Yukarıda belirtilen güzellikleri nefsi benliğinin perdesi örtüp yalanladı ise.
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَىٰ
(Fe senuyessiruhu lil usrâ.)