İçeriğe atla
Kadr 2Cüz 30 · Sayfa 598

Kadr Sûresi 2. Âyet

القدر

Sohbete sor

Vemâ edrâke mâ leyletu-lkadr(i)

Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!

Namaz Sûreleri (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

~~97.2~
وَمَا اَدْرٰیكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
~ ~ ~

(97/2) - Ve mâ edrâke mâ leyletul kadr.
(97/2) - Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!


Ve mâ edrake mâ leyletül kadir.(2) şimdi sıra geldi bize. Tekrar konuyu iki yönden ele alalım. “ve mâ edrake” bakın “kef” dedi, o ise muhatap/hitab edilendir, işte böylece karşımıza muhatap geldi. Burada bu hitabı iki yönlü anlamamız gerekiyor, birisi mutlak sûrette Aleyhisselâtü Vesselâm Efendimize

olan hitap, biride onun ümmetine olan hitaptır. Burada bunu ayırmamız lâzımdır. Ayırmamız lâzımdır ki, sonra tekrar birleyebilelim. iki ayrı özelliğin hakîkatlerini idrâk edip, tekrar birleyebilelim. Şimdi, bu hitap evvelâ, (s.a.v.) Efendimize geldiği için, evvelâ onun yönüyle bakalım. “Ve ma” burada düşünüyoruz, öyle birşey ki bu, “edrake mâ leyletül kadri.“Ey habibim sen bu Kadir Gecesinin ne olduğunu idrâk ettin” Yâni benim sana bildirdiğim hakîkatlerle vermiş olduğumu idrâk ettin.

Neden? Çünkü Cebrâil Aleyhisselâm vasıtasıyla o gece yapılan eğitim ile zâten Efendimiz (s.a.v) Cebrâil Aleyhis-selâmı, hakiki veçhiyle görmekle, onu yaşadı, idrâk etti. Kadir gecesinin ne olduğunu mutlak olarak, hiçbirimizin anlayamayacağı kadar, yüksek bir seviye ve derecede idrâk etti. İşte onun tasdiki budur. “Ve mâ” öyle birşey ki bu “edrake” sen “idrâk ettin.” Neyi o kadir gecesini, sen mutlak olarak idrâk ettin. Yaşadın yâni “derk” ettin.

Derk/idrak= “Lügatta. Anlayış. Kavrayış. Akıl erdir-mek. Fehim. Yetiştirmek.” Ma’nâsında geçmektedir ki, “kişinin bünyesine işlemiş müşahedeli bilgi” demektir.

Ama bu husus bize döndüğü zaman, ümmete döndüğü zaman, bu âyetin muhatabı biz olduğumuz zaman, “vemâ edrâke” orada “” soru hükmüne geldi, olumsuz hükmüne geldi. Sen bu Kadir Gecesini idrâk etmedin yâni edemedin. Yâni bu Kadir Gecesinin ne olduğunu idrâk edemedin. “Ve mâ leyletül kadri.” Bu kadir gecesinin ne olduğunu sen idrâk edemedin, veyahut edebildin mi? Veya etmeye çalış, gibi dikkatimiz çekilmektedir.

Efendimiz (s.a.v) hakkında sen mutlak olarak bu Kadir gecesini idrâk ettin ve yaşadın, ama bu bize döndüğü zaman, Biz ikra hâdisesini yaşamadığımız için, Cebrâil Aleyhisselâm’dan da haberimiz olmadığı için, “ve mâ edrake” siz bunu idrâk etmediniz. Neyi “ve mâ” etmediniz “leyletül kadri.” Kadir Gecesini idrâk etmediniz, ama etmeye çalışın. Madem ki bu Kadir Gecesi diye bir özellik

var, bir güzellik, bir hoşluk vardır. O zaman bu âyetle bizi oraya yöneltmekte ve bunun ne olduğunu yavaş yavaş şerh etmek için değerini bize anlatmak için “leyletül kadri.” Diye devam etmektedir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)