Femen ya'mel miśkâle żerratin ḣayran yerah(u)
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükafatını görecektir.
Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir.
Zilzâl Suresi'nin bu ayeti, ahirette amellerin eksiksiz karşılığını bulacağını vurgulayan temel bir ilkeyi ifade eder. 'Zerre' ve 'hayır' kavramları üzerinden en küçük amelin dahi Allah katında kaybolmayacağını, 'görme' fiiliyle de bu karşılığın kesinliğini ve açıklığını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Amel (عمل), kasten yapılan her türlü fiil için kullanılır. Ayetteki 'men ya'mel' ifadesi, kişinin bilinçli olarak gerçekleştirdiği, niyete dayalı her türlü eylemi kapsar ve bu eylemlerin karşılığının görüleceğini vurgular. İyilik veya kötülük fark etmeksizin, insanın iradesiyle ortaya koyduğu her şey amel kapsamındadır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Amel (عمل), fiilden daha genel bir anlam taşır ve bir maksat doğrultusunda yapılan işleri ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, kişinin ahirette karşılığını bulacağı, dünyada yaptığı kasıtlı ve iradeli eylemleri işaret eder. 'Hayır' ile birlikte kullanılması, bu eylemin niteliğini belirler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'amel' kavramı, genellikle 'salih amel' (iyi iş) veya 'seyyi'e' (kötü iş) şeklinde nitelendirilerek kullanılır. Bu ayette 'hayır' ile birlikte kullanılması, amelin ahlaki ve dini değerini öne çıkarır. İnsan eylemlerinin sadece fiziksel bir hareket değil, aynı zamanda ahlaki bir boyutu olduğunu ve bu boyutun ahirette karşılık bulacağını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Miskal (مثقال), bir şeyin ağırlığını ölçmek için kullanılan bir birimdir. Ayette 'miskale zerratin' ifadesi, en küçük ağırlık birimi olan zerre kadar dahi olsa, yapılan amelin değerini ve tartılabilirliğini ifade eder. Bu, Allah katında hiçbir amelin önemsiz sayılmayacağını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Miskal (مثقال), mecazi olarak bir şeyin cüzi miktarını veya en küçük parçasını ifade eder. Ayetteki kullanımı, iyiliğin en ufak bir miktarının bile Allah tarafından değerlendirileceğini ve karşılığının verileceğini belirtir. Bu, amellerin hassas bir şekilde tartılacağına işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Miskal (مثقال), 'sıklet' (ağırlık) kökünden türemiştir ve bir şeyin ağırlığını, değerini veya ölçüsünü ifade eder. 'Miskale zerratin' ifadesi, iyiliğin en küçük, en önemsiz gibi görünen miktarının bile Allah katında bir ağırlığı ve değeri olduğunu, dolayısıyla karşılıksız kalmayacağını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Zerre (ذرة), karıncanın en küçüğü veya havada uçuşan toz zerresi gibi, gözle zor görülen en küçük şeyleri ifade eder. Ayetteki 'miskale zerratin' ifadesi, yapılan iyiliğin miktarının ne kadar küçük olursa olsun, Allah katında bir karşılığı olacağını ve hiçbir amelin zayi olmayacağını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Zerre (ذرة), karıncanın en küçüğü, toz zerresi veya güneş ışığında görünen en küçük parçacık anlamlarına gelir. Bu ayette, iyiliğin en önemsiz gibi görünen miktarının bile Allah tarafından bilindiğini ve karşılığının verileceğini belirtmek için kullanılmıştır. Bu, ilahi adaletin hassasiyetini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Zerre (ذرة) kelimesi, Kur'an'da genellikle 'en küçük miktar' veya 'en önemsiz parça' anlamında kullanılır. Bu ayette, 'miskal' ile birlikte kullanılarak, iyiliğin niceliğinden ziyade niteliğinin ve samimiyetinin önemine işaret ederken, aynı zamanda en küçük iyiliğin bile göz ardı edilmeyeceğini vurgular. Modern bilimdeki atom kavramıyla da ilişkilendirilse de, Kur'an'daki asıl anlamı 'gözle görülemeyecek kadar küçük'tür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hayır (خير), herkesin arzu ettiği, faydalı ve güzel olan her şeyi ifade eder. Ayetteki 'hayran' kelimesi, Allah'ın rızasına uygun, insanlara fayda sağlayan, ahlaki ve dini açıdan değerli olan her türlü eylemi kapsar. Bu, sadece maddi değil, manevi iyilikleri de içerir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Hayır (خير), şerrin zıddı olup, faydalı ve makbul olanı ifade eder. Bu ayette, kişinin yaptığı her türlü olumlu ve yapıcı eylemi, niyeti iyi olan her fiili kapsar. 'Zerre kadar' ifadesiyle birlikte kullanılması, iyiliğin büyüklüğünden ziyade, samimiyetine ve sürekliliğine vurgu yapar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'hayır' kavramı, sadece maddi faydayı değil, aynı zamanda ahlaki ve dini değeri olan her şeyi ifade eder. Bu ayette, 'hayır' kelimesi, Allah'ın hoşnutluğunu kazandıracak, ahirette mükafat getirecek her türlü salih ameli kapsar. En küçük bir iyiliğin bile Allah katında bir değeri olduğunu ve karşılıksız kalmayacağını belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ra'y (رأى) fiili, sadece gözle görmek değil, aynı zamanda bilmek, anlamak ve karşılığını bulmak anlamlarına da gelir. Ayetteki 'yerahu' ifadesi, kişinin yaptığı iyiliğin ahirette somut bir şekilde karşısına çıkacağını, mükafatını açıkça göreceğini ve idrak edeceğini belirtir. Bu, ilahi adaletin tecellisini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ra'y (رأى) fiili, burada mecazi olarak 'karşılığını bulmak' veya 'sonucuna ulaşmak' anlamında kullanılmıştır. Kişi, dünyada yaptığı zerre kadar iyiliğin ahiretteki mükafatını bizzat müşahede edecek, yani onunla karşılaşacak ve onunla ödüllendirilecektir. Bu, amellerin kesinlikle zayi olmayacağının bir ifadesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ra'y (رأى) fiili, hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade eder. Ayetteki 'yerahu' ifadesi, kişinin yaptığı iyiliğin karşılığını hem maddi hem de manevi olarak tam bir açıklıkla göreceğini, yani onunla yüzleşeceğini ve onun sonucuna ulaşacağını belirtir. Bu, ahiret inancının temel bir ilkesidir.
Namaz Sûreleri (Cilt 1)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Fe men ya’mel miskâle zerretin hayren yereh. (7) Kim ki zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Yâni yapılan hiçbir şey kaybolmayacaktır.
Kıyâmet sürecinde bu böyle olduğu gibi, dünyadaki yaşam sürecindede tevhid ehli, yaptığı işlerin hayır mı yoksa şer mi olduğunu açık olarak idrâk etmektedir. Kişinin gönlüne huzur veren, mutmainlik getiren şeyler hayır, sıkıntı veren şeyler de şerr’dir. Diye düşünülebilir.