el-Azîm
el-Azîm (Azim) (Pek azametli). Üç kaynak Azîm'i "azamet" — ölçüye sığmayan büyüklük — ekseninde birleştirir. Mesnevî onu, en büyük günahı bile affa kâdir olan, celâl perdesi ardında azîm rızık saklayan, iki hayreti karşı karşıya koyan "sultân-ı azîm" olarak açar. Füsûs, ismi İbrâhîm'in kurbanına bağlar: zi
el-Azîm — Azamet Sahibi, Mutlak Yüce
Mânâ. el-Azîm, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup “büyük, yüce, azametli” demektir. Kelâm âlimleri bu ismi, “zâtının ve sıfatlarının mahiyeti akılla tam olarak kavranamayacak derecede yüce olan; emirlerine karşı gelinemeyen ve hiçbir şekilde âciz bırakılamayan” şeklinde tanımlar. Bu isim, Allah'ın her türlü eksiklikten münezzeh, mutlak ve şanına yakışır bir büyüklüğe sahip olduğunu ifade eder.
Etimoloji. İsim, Arapçada “büyük ve yüce olmak” anlamındaki izam (azâmet) kökünden türemiş bir sıfattır.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Azîm. Kur'an'da “azîm” kelimesi sıklıkla “azâbün azîm” (büyük azap), “ecrün azîm” (büyük mükafat) gibi tamlamalarda manevi büyüklüğü ve önemi vurgulamak için kullanılır. Allah'a bir isim (sıfat) olarak ise altı âyette geçer:
| # | Sure / Ayet | Bağlam |
|---|---|---|
| 1 | el-Hâkka 69/33 | Yalın halde, doğrudan Allah'ı niteleyerek |
| 2 | el-Bakara 2/255 | el-Alî (Yüce) ismiyle birlikte |
| 3 | eş-Şûrâ 42/4 | el-Alî (Yüce) ismiyle birlikte |
| 4 | el-Vâkıa 56/74 | Tesbih (yüce Rabbinin adını an) emriyle |
| 5 | el-Vâkıa 56/96 | Tesbih (yüce Rabbinin adını an) emriyle |
| 6 | el-Hâkka 69/52 | Tesbih (yüce Rabbinin adını an) emriyle |
Anlamca yakın isimler. Alî, Müteâlî, Kuddûs, Kebîr, Azîz, Mecîd.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Allah'a nispet edilen “azamet”, yaratılmışlardaki gibi maddî bir boyutu veya kıyaslanabilir bir büyüklüğü ifade etmez. O'nun azameti, şanının ve saygınlığının yüceliğidir; akıl ve duyuların idrak sınırlarını aşan mutlak bir büyüklüktür. İnsan aklı bir varlığı başka bir varlıkla kıyaslayarak büyük veya küçük olarak nitelerken, Allah Teâlâ hiçbir şeyle kıyaslanamayan ve künhüne vâkıf olunamayan tek varlıktır. Dolayısıyla hakiki ve mutlak “Azîm” yalnızca O'dur.
Bu ismin bir diğer boyutu, Allah'ın kudretinin karşı konulamaz olmasıdır. O'nun hükmünü kimse engelleyemez ve O'na kimse galebe çalamaz. Bu ismi idrak eden mü'min, kâinattaki her şeyin Allah'ın azameti karşısında ne kadar küçük ve önemsiz olduğunu anlar. Bu şuur, kişiyi yalnızca Allah'a tazimde bulunmaya, O'na yönelmeye ve O'nun emirlerine boyun eğmeye sevk eder. Nitekim Hz. Peygamber'in, Kur'an'daki “Yüce Rabbinin adını tesbih et” emrine uyarak namazın rükûunda “Sübhâne rabbiye’l-azîm” (Yüce Rabbimi her türlü noksanlıktan tenzih ederim) denilmesini öğretmesi, bu ismin kulluk hayatındaki en somut yansımalarından biridir.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Azîm" maddesi