İçeriğe atla

el-Kebîr

el-Kebîr (Kebir) (Pek büyük). Üç kaynak Kebîr ismini "gerçek büyüklük cüssede değil, kuşatıcılıktadır" hükmünde buluşturur. Mesnevî onu insân-ı kâmilde gösterir: cismen küçük görünen insan, bütün âlemi ve isimleri kendinde topladığı için mânen kebîrdir. Füsûs, âlemin tümünü "insân-ı kebîr" sayar; insan bu b

el-Kebîr — Zâtının ve Sıfatlarının Mahiyeti Bilinemeyecek Kadar Ulu

Mânâ. el-Kebîr, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup “zâtının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar ulu ve azametli” demektir. Sözlük anlamı “büyük, cüsseli, ulu, yüce” olan bu isim, Allah hakkında kullanıldığında fiziksel bir büyüklüğü değil, O’nun şanının yüceliğini, kudret ve hükümranlığının sınırsızlığını ifade eder. Âlimler, ismin içerdiği hacimsel büyüklük anlamının Allah’a nispet edilemeyeceğini, O’nun yaratılmışlara özgü niteliklerden münezzeh olduğunu vurgular. Gazzâlî, kebîr isminin temel anlamını Allah’ın zâtının kemâli olarak açıklar ve bu kemâli, O’nun ezelî ve ebedî varlığı ile her mevcudun varlığının O’ndan kaynaklanması şeklinde yorumlar.

Etimoloji. İsim, Arapça ك-ب-ر (k-b-r) kökünden gelen ve “büyük ve ulu olmak” anlamındaki kiber masdarından türemiştir. Aynı kökten mütekebbir (azametini gösteren), kibriyâ (azamet, yücelik), ekber (en büyük) ve tekbîr (Allah'ı yüceltme) gibi kavramlar da türemiştir.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Kebîr. "Kebîr" ismi, Kur'an-ı Kerîm'de altı defa doğrudan Allah'a nispet edilerek geçer. Bu âyetlerin beşinde "el-Alî" (pek yüce), birinde ise "el-Müteâlî" (aşkın ve yüce) ismiyle birlikte zikredilir. Bu birlikte kullanım, ismin işaret ettiği büyüklüğün fiziksel veya hacimsel olmadığını, mutlak bir şan, azamet ve aşkın bir yücelik olduğunu teyit eder. Daha geniş bir çerçevede ise kiber kavramı, farklı formlarda (kebîr, mütekebbir, kibriyâ, ekber) toplam on dokuz âyette Allah’ın zâtına veya sıfatlarına izafe edilmiştir.

Anlamca yakın isimler. Allah’ın zâtî-tenzîhî isimlerinden olan el-Kebîr; Alî (pek yüce), Azîm (çok azametli), Celîl (şan ve heybet sahibi) ve Müteâlî (her şeyden aşkın ve yüce) isimleriyle yakın anlam ilişkisine sahiptir.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Kebîr ismi, Allah'ın hiçbir varlıkla kıyaslanamayacak mutlak büyüklüğünü ve yüceliğini ifade eder. O, yaratılmışlara özgü nicelik, hacim gibi sınırlamalardan ve her türlü eksiklikten münezzehtir. "Allahüekber" (Allah en büyüktür) ifadesi de bu anlama işaret eder. Bazı âlimler, bu ifadedeki ekber kelimesini, Allah'ı başka bir şeyle kıyaslama ihtimalini ortadan kaldırmak için doğrudan "el-Kebîr" anlamında yorumlarken, diğerleri bunun "mahiyeti bilinen veya bilinmeyen her şeyden daha yüce" anlamına geldiğini belirtir.

Bu ismi idrak eden mümin, kâinattaki her şeyin Allah'ın azameti ve yüceliği karşısında ne kadar küçük olduğunu anlar. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'nin işaret ettiği gibi, mümin hem dünyevî hem de uhrevî tüm ihtiyaçları için yalnızca "el-Kebîr" olan Allah'a yönelir; O'ndan başkasından bir şey beklemenin anlamsızlığını ve şirk tehlikesini kavrar. İnsanın kendi acziyetini ve Allah'ın mutlak büyüklüğünü tanıması, tevazu, teslimiyet ve gerçek kulluk şuurunu besler.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Kebîr" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.