İçeriğe atla

el-Kahhâr

el-Kahhâr (Kahhar) (Kahreden, her şeye gâlip). Üç kaynak Kahhâr'ı bir bütün hâlinde verir. Mesnevî onu benliğin ve çokluğun kahrına (Vâhid-i Kahhâr), nâr-nûr ayrımına ve yerilen huyların köküne bağlar. Füsûs, Kahhâr'ı varlığı geri alan isimler arasında sayar; âlemin her an yenilenişini onun kabzına, bir varl

el-Kahhâr — Her Şeye Boyun Eğdiren Mutlak Galip

Mânâ. el-Kahhâr, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "yenilmeyen, yegâne kudret ve tasarruf sahibi" demektir. Dilciler ve kelâm âlimleri, ismin temelindeki "kahr" kavramını "bir varlığa boyun eğdirip ona üstün gelmek" (tezlîl ve galebe) olarak tanımlar. Bu isim, Allah'ın dilediğini yapma gücünü, O'na karşı konulamayacağını ve her şeyi iradesine tabi kıldığını ifade eder. Fahreddin er-Râzî'ye göre Allah'ın kahrediciliği iki yönlüdür: Varlıkları ilâhî iradenin dışına çıkmaktan alıkoymak ve kişiyi kendi iradesiyle hareket etmekten menederek mutlak hükmünü icra etmek. Âlimler, Allah'ın bu sıfatının tecellisini, ilâhî hâkimiyete direnenlere önce aklî deliller sunulması, fayda vermezse çeşitli musibetlerle uyarılması ve nihayetinde tamamen ortadan kaldırılmaları şeklinde açıklar.

Etimoloji. İsim, Arapça ق-ه-ر (k-h-r) kökünden gelen "kahr" mastarına dayanır. Kök anlamı "yenmek, üstün gelmek, zor kullanarak istediğini yapmak"tır. "Kahhâr" kalıbı, bu fiilin mübalağa (yoğunluk ve süreklilik) bildiren ism-i fâilidir ve gücün ezici ve mutlak üstünlüğünü vurgular. Aynı kökten gelen "kāhir" ismi de Kur'an'da Allah için kullanılır ancak âlimler "kahhâr" isminin daha zengin ve kapsamlı bir muhtevaya sahip olduğunu belirtir.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Kahhâr. "Kahhâr" ismi, Kur'an-ı Kerîm'de Allah'a nispet edilerek altı yerde geçer. Bu ayetlerin tamamında, tevhid inancını pekiştiren "el-Vâhid" (Tek olan) ismiyle birlikte zikredilmiştir:

#Sure / AyetBağlam
1Yûsuf 12/39Şirk eleştirisi ve tevhid vurgusu
2Ra'd 13/16Şirk eleştirisi ve tevhid vurgusu
3Sâd 38/65Şirk eleştirisi ve tevhid vurgusu
4Zümer 39/4Şirk eleştirisi ve tevhid vurgusu
5İbrâhîm 14/48Kıyamet gününün dehşeti
6Mü'min 40/16Kıyamet gününün dehşeti

Ayrıca aynı kökten gelen "Kāhir" ismi de En'âm sûresinin 18. ve 61. ayetlerinde Allah'ın kulları üzerindeki mutlak egemenliğini ifade etmek üzere kullanılır.

Anlamca yakın isimler. Gālib, Azîz, Cebbâr, Kādir, Kavî, Metîn, Muktedir, Mâlikü'l-mülk.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Kahhâr ismi, İslâm inancının temeli olan tevhidin ispatı ve şirkin reddi açısından merkezî bir öneme sahiptir. İsmin Kur'an'da daima "el-Vâhid" ile birlikte anılması, yegâne ezici gücün yalnızca tek olan Allah'a ait olduğunu, O'nun dışında hiçbir varlığın gerçek ve mutlak bir güce sahip olmadığını vurgular. Bu yönüyle isim, Allah'ın yanında başka ilâhlar veya güçler vehmeden düalist (Seneviyye, Mecûsîlik) ve benzeri inançlara karşı kesin bir delildir. Aynı zamanda, insanın kendi fiillerinin mutlak yaratıcısı olduğunu savunan görüşleri de reddeder. Bu ismi idrak eden mü'min, kâinattaki görünen ve görünmeyen her şeyin Allah'ın ezici gücü ve iradesi altında olduğunu anlar. Kendi gücünün ve iradesinin sınırlılığını, her şeyin sahibinin Allah olduğunu bilir. Bu bilgi, kişiyi kibirden arındırır, acziyetini fark ettirir ve tam bir teslimiyetle Allah'a yönelmesini sağlar.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Kahhâr" maddesi