el-Cebbâr
el-Cebbâr (Cebbar) (İradesini her şeye geçiren). Üç kaynak Cebbâr'ı bir celâl ismi olarak, fakat tek yönlü bir zorbalığa indirmeden açar. Mesnevî, Cebbâr'ı kibirliyi baş eğmeye mecbûr eden, karşısında hiçbir gücün direnemediği, zıtları bağlayan ve zayıf velîyi zorbalara karşı koruyan hükümdâr olarak gösterir
el-Cebbâr — Kırıkları Onaran, İradesine Karşı Konulmaz Olan
Mânâ. el-Cebbâr, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup temelde iki ana anlamı birleştirir: 1) Kırılan, bozulan ve eksik kalan şeyleri tamamlayıp onaran, dertlere derman olan. 2) İradesini her durumda yerine getiren, dilediğini yapmaya muktedir olan ve hükmüne karşı konulamayan. Bu ikinci anlam, O'nun azametini ve yüceliğini ifade eder. Kelime, insan için kullanıldığında ise olumsuz bir mânâ kazanarak "başkasına hak tanımayan, zorba, kibirli" anlamına gelir.
Etimoloji. İsim, Arapça ج-ب-ر (c-b-r) kökünden gelen cebr mastarına dayanır. Bu kökün asıl anlamı, Râgıb el-İsfahânî'ye göre, "bir şeyi zor kullanarak ıslah etmek"tir. Zamanla hem "zor kullanmaksızın onarma" hem de "onarma amacı gütmeden zor kullanma" anlamlarında da kullanılmıştır. Bu kökten türeyen Cebbâr, mübalağa (aşırılık) bildiren bir sıfattır. Ayrıca "ulaşılamayacak derecede yüce ve azametli" (ceberût sahibi) anlamı da taşır.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Cebbâr. "Cebbâr" kelimesi Kur'an'da on yerde geçer. Ancak bunlardan sadece birinde, Haşr sûresinde, Allah'ın ismi olarak zikredilmiştir:
| # | Sure / Ayet | Bağlam |
|---|---|---|
| 1 | Haşr 59/23 | el-Azîz ve el-Mütekebbir isimleriyle birlikte |
Diğer dokuz ayette ise kelime, insanlar için ve kınanan bir sıfat olan "zorba, zalim, kibirli" anlamında kullanılır. Nitekim Kur'an, Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. Îsâ'nın (a.s) bu kötü sıfattan münezzeh olduğunu belirtir.
Anlamca yakın isimler. Azîz, Kādir, Kahhâr, Kavî, Muktedir, Mütekebbir.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Cebbâr ismi, Allah'ın hem lütfunu hem de kahrını bir arada barındıran bir tecelliye sahiptir. Bir yandan O, kullarının kırık kalplerini, dağılan işlerini, bozulan düzenlerini onaran (câbir) ve her güçlüğü kolaylaştırandır. Hz. Peygamber'in namazda iki secde arasında okuduğu rivayet edilen, "Allahım, dağılan işlerimi toparla, halimi düzelt (vecburnî)" duası, ismin bu onarıcı ve şefkatli yönüne sığınmayı öğretir. Diğer yandan Allah, iradesini mutlak surette yerine getiren, zalimleri ve zorbaları cezalandıran, haksızlığı ortadan kaldıran mutlak güç sahibidir. O'nun bu "cebr"i, beşerî zorbalık gibi bir zulüm değil, adaleti tesis etmeye yönelik ilâhî bir fiildir. Bu ismi idrak eden mü'min, bir yandan kendi acziyetini ve kırıklığını onarması için Allah'a sığınır, diğer yandan da kendisi, ismin insanlar için kınanan "zorbalık" anlamına bürünmekten şiddetle kaçınır.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Cebbâr" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.
Bilgiler
- tr
- İradesini her şeye geçiren
- esma
- true
- arabic
- domain
- tasavvuf
- esmaNo
- 9