er-Raûf
er-Raûf (Rauf) (Çok şefkatli). Üç kaynak Raûf'u "şefkat" çevresinde, fakat hep bir denge içinde okur. Mesnevî onu celâlî isimlerin yanına koyar: insân-ı kâmil hem Mümît ile öldüren, hem Raûf ile aynı anda şefkat edendir; bu şefkat, kendini ısıran köpeğe bile hayır diletir. Füsûs, Raûf'u kahrı yatıştıran il
er-Raûf — İleri Derecede Şefkatli ve Merhametli
Mânâ. er-Raûf, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "ileri derecede şefkatli ve merhametli" demektir. Dil âlimleri, bu ismin kökü olan re'fetin, rahmetten daha güçlü ve içten bir şefkat duygusunu ifade ettiğini belirtir. Rahmet, birine hoşlanılmasa bile iyilik yapmayı içerebilirken, re'fet gönülden kopan samimi bir istekle şefkat gösterme anlamı taşır. Ebü’l-Bekā el-Kefevî'ye göre rahmet daha çok kişiye sevinç verici imkânlar sağlamayı, re'fet ise ondaki sıkıntıları gidermeyi ifade eder. Allah'a nispet edildiğinde er-Raûf, O'nun kullarına yönelik bu derin ve kuşatıcı şefkatini tanımlar.
Etimoloji. İsim, Arapça'da "şefkat ve merhamet etmek" mânâsındaki re'fet (رأفة) kökünden türemiştir. Kelime, "kalbi dayanamayacak derecede merhametli olan" anlamına gelir.
Kur'an-ı Kerîm'de er-Raûf. "Raûf" kelimesi Kur'an'da on bir defa geçer. Bunlardan birinde, müminlere karşı çok düşkün, şefkatli ve merhametli olduğu belirtilerek Hz. Peygamber için kullanılır (Tevbe 9/128). Geriye kalan on âyette ise Allah'a nispet edilir. Bu on kullanımın ikisinde tek başına, diğerlerinde ise "Rahîm" ismiyle birlikte yer alır. Kaynakta bu on âyetin listesi verilmemiştir. Ayrıca ismin kökü olan "re'fet" kelimesi de iki âyette geçer: Biri, ilâhî adaletin uygulanmasında kişisel acıma duygularına kapılmamak gerektiğini vurgularken (Nûr 24/2), diğeri Hz. Îsâ'ya uyanların kalplerine Allah tarafından şefkat ve merhamet yerleştirildiğini belirtir (Hadîd 57/27).
Anlamca yakın isimler. Rahmân, Rahîm, Latîf, Vedûd.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. İmam Mâtürîdî, ilâhî re'fetin iki yönü olduğunu belirtir. Birincisi, bütün insanlığı kuşatan genel bir lütuftur; Allah'ın tüm insanları yetenekli varlıklar olarak yaratması ve günahlarından dolayı hemen cezalandırmayıp tövbe fırsatı tanıması bu kapsama girer. İkincisi ise sadece müminlere yönelik özel bir tecellidir; onların kusurlarını bağışlaması ve amellerine kat kat karşılık vermesidir. Bu ismin tecellisi, bir annenin evladına karşı duyduğu derin şefkate benzetilir; nasıl ki anne evladının zorluğa düşmesine razı olmazsa, Allah'ın re'feti de kullarının altından kalkamayacağı sıkıntılara uğramasına müsaade etmez. Bu şefkatin kula yansıması, dinî yükümlülüklerdeki kolaylıklarda görülür. Ebû Abdullah el-Halîmî'nin belirttiği gibi, Allah'ın yolculara veya hastalara oruç ve namaz gibi ibadetlerde kolaylıklar tanıması, O'nun Raûf isminin bir sonucudur. Bu ismi idrak eden mü'min, Allah'ın kendisine olan sonsuz şefkatini ve merhametini hisseder, O'nun rahmetinden ümit kesmez ve zorluklar karşısında O'nun yardımına sığınır.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Raûf" maddesi