İçeriğe atla

et-Tevvâb

et-Tevvâb (Tevvab) (Tevbeleri kabul eden). Üç kaynak Tevvâb'ı bir bütün hâlinde açar. Mesnevî onu lütufla âzâd eden, kul her düştüğünde "çokça dönen", düğümü çözüp "yüzünü çevirme" diyen isim olarak işler. Füsûs, tövbeyi bir fiil pişmanlığından mârifet tövbesine yükseltir: kul "seni hakkıyla bilemedik" diye

et-Tevvâb — Tövbeleri Çokça Kabul Eden

Mânâ. et-Tevvâb, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "kullarının tövbesini çokça kabul eden, onlara tövbe etme imkânı ve gücü veren" demektir. Kelime, hem Allah hem de insan için kullanılabilen bir yapıya sahiptir. İnsan için kullanıldığında "sürekli günahından dönen, çok tövbe eden" anlamına gelirken, Allah'a nispet edildiğinde O'nun, kullarının bu yönelişini karşılıksız bırakmadığını, gazabından rızasına ve sevgisine döndüğünü ifade eder. Nitekim bir ayette Allah'ın tövbe edenleri sevdiği belirtilir (el-Bakara 2/222). Kelâm âlimleri bu ismi, "kullarını tövbeye muvaffak kılan ve onların dönüşlerini kabul eden" şeklinde tanımlayarak Allah'ın lütfunun iki yönlü olduğuna işaret eder: O, hem tövbenin kapısını açan hem de o kapıdan girenleri lütfuyla karşılayandır.

Etimoloji. İsim, Arapça ت-و-ب (t-v-b) kökünden gelen ve "geri dönmek, rücû etmek" anlamındaki tevb (veya tevbe, metâb) mastarına dayanır. Tevvâb, bu kökten türeyen ve bir eylemin hem nitelik hem de nicelik açısından çokça yapıldığını bildiren mübalağalı ism-i fâil kalıbındadır.

Kur'an-ı Kerîm'de et-Tevvâb. "Tevvâb" ismi, Kur'an-ı Kerîm'de on bir defa doğrudan Allah'a nispet edilir. Bu ayetlerin dokuzunda Rahîm, birinde Hakîm ismiyle birlikte, bir ayette ise tek başına zikredilir. Ayrıca iki ayette (en-Nisâ 4/16; en-Nasr 110/3) Allah'ın ezelden beri "tevvâb" olduğu (kâne tevvâben) vurgulanır. Kavram olarak "tövbe", fiil ve isim kalıplarıyla elli bir defa Allah'a izafe edilmiştir. Tevvâb ismi bir ayette ise insanlar için, "çok tövbe edenler" anlamında kullanılmıştır (el-Bakara 2/222).

Anlamca yakın isimler. Afüv, Gaffâr, Gafûr, Rahîm, Rahmân, Raûf.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. et-Tevvâb isminin mübalağa (yoğunluk) bildiren yapısı, Allah'ın rahmetinin ve affediciliğinin sonsuzluğunu gösterir. O, "çok sayıdaki insanın tekrarlanan sayısız günahını, pişmanlıkla kendisine dönmeleri şartıyla her zaman bağışlayandır" (Ebü'l-Kāsım ez-Zeccâcî). Bu isim, kulun mânevî yolculuğunda onu güçlükten kolaylığa, günahtan itaate ve ilâhî gazaptan rızaya çeviren bir tecellidir. Hz. Peygamber, bir kulun tövbe etmesinden Cenâb-ı Hakk'ın duyduğu hoşnutluğun, çölde devesini tüm azığıyla birlikte kaybedip sonra bulan bir kimsenin sevincinden daha fazla olduğunu bildirerek (Buhârî, "Daʿavât", 4) bu ismin rahmet boyutunu somutlaştırmıştır.

Bu ismi idrak eden mü'min, günah ne kadar büyük veya çok olursa olsun Allah'ın rahmetinden asla ümit kesmez. Bilir ki Allah, sadece günahı affetmekle kalmaz, aynı zamanda kulunun samimi dönüşüne merhametle karşılık verir, önceki iyiliklerini boşa çıkarmaz ve onu vaat ettiği lütuflardan mahrum bırakmaz. Resûl-i Ekrem'in bir mecliste yüz defa, "Rabbim, beni bağışla, tövbemi kabul et! Şüphe yok ki sen Tevvâb ve Rahîm'sin" (Tirmizî, "Daʿavât", 38) diye dua etmesi, kula düşen en temel vazifenin sürekli bir yöneliş ve pişmanlık halinde olmak olduğunu gösterir. Kul, "tevvâb" (çok tövbe eden) olmaya çalıştıkça, Allah'ın "et-Tevvâb" (tövbeleri çokça kabul eden) isminin tecellisine mazhar olur.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Tevvâb" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.