İçeriğe atla

el-Bâkî

el-Bâkî (Baki) (Bâkî, ebedî). Üç kaynak Bâkî'yi bir bütün hâlinde verir. Mesnevî onu köpük-deniz, diken-gül temsilleriyle açar: mazharlar geçer, isimler kalır; bâkîlik bâtılın değil hakkın, sûretin değil ismin sıfatıdır. Füsûs, hiçbir sûretin iki anda kalmadığını, âlemin her an Hakk'ın zuhûrundan ibâret ol

el-Bâkî — Varlığının Sonu Olmayan, Ebedî Olan

Mânâ. el-Bâkî, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "varlığının sona ermesi düşünülemeyen, ebedî ve kalıcı olan" demektir. Fânî (gelip geçici) olan her şeyin zıddı olarak, O'nun varlığının geleceğe doğru kesintisiz bir şekilde devam ettiğini ifade eder. Kelâm ilminde, varlığının sonu olmayan anlamıyla Allah'ın zâtî-selbî sıfatları grubunda değerlendirilir.

Etimoloji. İsim, Arapça ب-ق-ي (b-q-y) kökünden gelen ve "sebat etmek, devam etmek, kesintiye uğramadan sürüp gitmek" anlamlarına sahip bekā mastarına dayanır. Bu kök, kalıcılık ve süreklilik fikrini taşır.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Bâkî. "el-Bâkî" ismi, bu şekliyle Kur'an-ı Kerîm'de Allah'a doğrudan nispet edilmez. Ancak ismin içerdiği ebedîlik ve kalıcılık mânâsı, aynı kökten türeyen fiil ve ism-i tafdîl kalıplarıyla Allah için kullanılır. Örneğin, Tâhâ sûresinde sihirbazların iman ettikten sonra Firavun'a karşı söyledikleri "...Allah daha hayırlı ve daha bâkîdir (kalıcıdır)" (20/73) ifadesi ve Rahmân sûresindeki "Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâkî kalacaktır" (55/27) âyeti bu duruma örnektir. el-Bâkî ismi, Tirmizî ve İbn Mâce'nin rivayet ettiği esmâ-i hüsnâ listelerinde yer almaktadır.

Anlamca yakın isimler. Âhir, Dâim, Hay, Samed.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Allah'ın varlığının zorunlu (vâcibü'l-vücûd) olması, O'nun hem başlangıçsız (kadîm, ezelî) hem de sonsuz (bâkî, ebedî) olmasını gerektirir. Gazzâlî'nin belirttiği gibi, varlığı kendinden olan ve başkasına muhtaç olmayan Allah, değişime ve zamana tâbi değildir. İnsan zihni zamanı geçmiş ve gelecek olarak ayırdığı için, kelâm âlimleri Allah'ın sonsuzluğunu geçmiş için "kadîm", gelecek için "bâkî" terimleriyle açıklamıştır.

Bu ismi idrak eden mü'min, yaratılmış her şeyin fânî, tek kalıcı ve ölümsüz varlığın ise sadece Allah olduğunu anlar. Dünya hayatının sonu olan ölüm, aslında kulun ölümsüz Yaratıcı'nın ebedî âlemine bir geçişidir. Bu inancın en somut yansımalarından biri, İslam medeniyetinde, özellikle de Türk kültüründe mezar taşlarına kazınan "Hüve'l-bâkī" (Bâkî olan sadece O'dur) ifadesidir. Bu cümle, bir yandan kulun acizliğini ve geçiciliğini dile getirirken, diğer yandan Allah'ın mutlak kudret ve ebedîliğine teslimiyetin gerçek huzuru getireceğine işaret eder.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Bâkî" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.