İçeriğe atla

el-Âhir

el-Âhir (Ahir) (Son). Üç kaynak Âhir'i Evvel ile ayrılmaz bir çift olarak okur. Mesnevî onu mahlûkun yok oluşunda bile bâkî kalan vücûd, "müntehâsız Âhir" olarak açar; Evvel ile Âhir'i ayrı sanmayı şaşı görüş sayar ve fikirde evvel olanın amelde âhir geldiğini söyler. Füsûs, ismi en ince noktasından k

el-Âhir — Varlığının Sonu Olmayan, Ebedî

Mânâ. el-Âhir, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup kelime anlamı "son, sonuncu" demektir. Terim olarak, "varlığının sonu olmayan, ebedî" mânasına gelir. Genellikle "varlığının başlangıcı olmayan, ezelî" anlamındaki el-Evvel ismiyle birlikte kullanılır. Bu iki isim, zaman ve mekânın ötesinde olan Allah'ın, varlığının hem başlangıcının (ezel) hem de sonunun (ebed) olmadığını ifade eden selbî sıfatlarındandır. Allah, her şeyin yaratıcısı olmasıyla Evvel, her şeyi yaşatıp en sonunda varlığına son vermesiyle Âhir'dir.

Etimoloji. İsim, Arapça'da "son, sonraki" anlamına gelen "âhir" (آخر) kelimesine dayanır. Bu kelime, "ilk" mânasındaki "evvel"in zıddıdır. Esmâ-i hüsnâ bağlamında bu iki isim, birbirini tamamlayarak Allah'ın zamanla kayıtlı olmadığını ve tüm varoluşu kuşattığını belirtir.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Âhir. "Âhir" ismi, Kur'an-ı Kerîm'de Allah'a nispet edilerek bir âyette, el-Evvel ismiyle birlikte geçer.

#Sure / AyetBağlam
1Hadîd 57/3el-Evvel, ez-Zâhir ve el-Bâtın isimleriyle birlikte

Hz. Peygamber'in bir duasında da, "Allahım! Sen evvelsin, senden önce hiçbir şey yoktur ve sen âhirsin, senden sonra da hiçbir şey yoktur" (Müslim, Zikir, 61) şeklinde yer alır. Ayrıca Tirmizî ve İbn Mâce tarafından rivayet edilen esmâ-i hüsnâ listelerinde de bulunur.

Anlamca yakın isimler. Bâkī, Rahîm.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Âhir ismi, Allah'ın mutlak ve zorunlu varlığının sonsuzluğunu ifade eder. Bu isim, kelâm tarihinde önemli bir tartışmaya konu olmuştur. Cehm b. Safvân, Allah'ın "kendisinden başka hiçbir varlık kalmayan yegâne son" olması gerektiğini savunarak, bu isme dayanarak cennet ve cehennemin de bir gün yok olacağını (fenâ) iddia etmiştir. Ancak Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğu bu görüşü reddetmiştir. Onlara göre, naslarla sabit olan âhiret hayatının ebedîliği, Allah'ın ebedîliği gibi zâtî ve zorunlu değildir; Allah'ın dilemesi ve yaratmasıyla devam eden, yani mümkün ve bahşedilmiş bir sonsuzluktur. Dolayısıyla yaratılmışların bu şekildeki bekāsı, Allah'ın yegâne "Âhir" oluşuyla çelişmez.

Bu ismi idrak eden mü'min, var olan her şeyin bir sonu olduğunu, ancak Allah'ın varlığının sonsuz olduğunu anlar. Kendi hayatının ve tüm kâinatın nihai durağının ve varış noktasının Allah olduğunu bilir. Bu bilinç, kişiyi fâni olan dünyaya aşırı bağlanmaktan alıkoyar ve ebedî olan âhiret hayatı için hazırlık yapmaya teşvik eder. Her şeyin O'na döneceği gerçeği, mü'minin sorumluluk duygusunu ve Allah'a olan teslimiyetini derinleştirir.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Âhir" maddesi