el-Muahhir
el-Muahhir (Geri bırakan). Muahhir, dilediğini sonraya bırakan; her şey gidince yalnız kendisi kalan isimdir. Mesnevî sözlüğü onu kısa tanımıyla verir, Terzibaba ise Necdet Divanı'nın dörtlüğüyle açar: gecikme mahrumiyet değil, sıraya konmuş tehirdir. Üç yerde de isim eşi Mukaddim'den ayrı düşünülme
el-Muahhir — Dilediğini Geriye Bırakan, Erteleyen
Mânâ. el-Muahhir, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "dilediğini geriye bırakan, erteleyen, sonraya alan" demektir. Genellikle el-Mukaddim ("öne alan, öne geçiren") ismiyle birlikte zikredilir. Bu iki isim, Allah'ın varlıklar ve olaylar üzerindeki mutlak tasarrufunu, her şeyi hikmetle bir sıralamaya ve düzene koyduğunu ifade eder. Allah, dilediği kullarını veya işleri öne alırken (takdîm), dilediklerini de geriye bırakır (te'hîr). Bu erteleme; yaratılışta, rızıkta, mertebede, zamanda veya ceza ve mükâfatın vaktinde olabilir.
Etimoloji. İsim, Arapça أ-خ-ر (e-h-r) kökünden gelen ve "bir şeyi geciktirmek, ertelemek" anlamına gelen "te'hîr" mastarından türemiş bir sıfattır. Kelime, "son, sonraki" anlamındaki "âhir" ile aynı kökü paylaşır.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Muahhir. el-Muahhir ismi, Kur'an-ı Kerîm'de Allah'a doğrudan bir isim olarak nispet edilmez. Ancak ismin türediği fiil ve kavramlar, Allah'ın eylemlerini ifade etmek üzere kullanılır. Kur'an, Allah'ın eceli gelen hiçbir nefsin ölümünü ertelemeyeceğini (te'hîr etmeyeceğini) belirtirken (Münâfikūn 63/11), aynı zamanda kâfirlerin azabını belli bir süreye kadar ertelediğini de bildirir (İbrâhîm 14/10; Nahl 16/61). Kaynaklarda, bazı fiillerin dolaylı olarak Allah'a izâfe edildiği belirtilir; örneğin kulun "arkada kalıp kötülük işlemesi" fiilinin dahi nihayetinde Allah'ın dilemesine bağlı olduğu ifade edilerek te'hîr kavramının ilâhî iradeyle ilişkisi kurulur. Bu isim, Tirmizî'nin esmâ-i hüsnâ listesi gibi hadis rivayetlerinde el-Mukaddim ismiyle birlikte yer almaktadır.
Anlamca yakın isimler. el-Mukaddim (zıt anlamlısı ve tamamlayıcısı), el-Hâfıd, er-Râfi'.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Mukaddim ve el-Muahhir isimlerini birlikte tefekkür etmek, kâinattaki ilâhî dengeyi ve hikmeti anlamayı sağlar. Allah'ın bir şeyi öne alması veya ertelemesi, adalet ve hikmetinin bir gereğidir; asla keyfî veya tesadüfî değildir. Bu ismi idrak eden mü'min, hayatındaki gecikmelerin veya geride kalmışlık hissinin ilâhî bir takdirle olduğunu bilir ve sabreder. Başkalarının dünyevî olarak kendisinden önde olmasına haset etmez, kendi durumundan dolayı da ümitsizliğe kapılmaz. Asıl önceliğin ve değerin Allah'a yakınlıkta olduğunu anlar. Dua ve salih amellerle Allah'tan hayırlı olanı öne almasını (takdîm), şerli olanı ise ertelemesini (te'hîr) niyaz eder. Bu isim, kula acelecilikten kaçınmayı ve Allah'ın takdirine teslim olmayı öğretir.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — Arama Sonuçları ("Mukaddim" maddesi)