İçeriğe atla

el-Halîm

el-Halîm (Halim) (Yumuşak, acele etmeyen). Üç kaynak Halîm ismini "acele etmeyen yumuşaklık" ekseninde birleştirir. Mesnevî, hilmi cezayı geciktiren fiille (adem-i muâheze) gösterir ve onu kulun temkîn makamındaki sâbitliğine bağlar. Füsûs, ismi yaratılışın tedrîcî oluşuyla okur: kemâlât, varlığın tahammül

el-Halîm — Kudretine Rağmen Cezalandırmada Acele Etmeyen

Mânâ. el-Halîm, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup, kudreti yettiği halde âsi ve günahkâr kullarını cezalandırmada acele etmeyen, onlara tövbe ve yöneliş için mühlet tanıyan, teennî ve yumuşaklıkla muamele eden demektir. Dil âlimleri, kelimenin iki temel anlamına dikkat çeker: Birincisi, cezalandırmaya gücü yeterken bunu yapmamak; ikincisi ise cezayı tamamen kaldırmak yerine, gelişmelere göre erteleyerek hareket etmektir. Bu isim, Allah'ın gazabının rahmetini geçmediğini, O'nun kaba ve isyankâr davranışlar karşısında hemen öfkelenip harekete geçmediğini ifade eder.

Etimoloji. İsim, Arapça ح-ل-م (h-l-m) kökünden gelen ve “sabırlı ve temkinli olmak, akıllı ve ağır başlı davranmak” anlamlarına gelen hilm mastarından türemiş bir sıfattır. Hilm, aceleciliğin ve fevrîliğin zıddı olarak, olaylar karşısında akıl ve sükûnetle hareket etme erdemini belirtir.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Halîm. Halîm ismi Kur'an'da on beş defa geçer. Bu ayetlerin on birinde doğrudan Allah'a nispet edilmiştir. Allah için kullanıldığı yerlerde tek başına zikredilmez; anlamını zenginleştiren ve açıklayan başka isimlerle birlikte gelir:

  • Altı ayette, kulların günahları karşısında Allah'ın aceleci davranmayıp onlara dönüş yapma fırsatı tanıdığını belirten el-Gafûr (çok bağışlayan) ismiyle birlikte anılır (örn. Bakara 2/235; Âl-i İmrân 3/155; Fâtır 35/41).
  • Üç ayette, Allah'ın her şeyi hakkıyla bildiğini ancak bu bilgisine rağmen kullarına sabır ve teennî ile muamele ettiğini vurgulayan el-Alîm (her şeyi bilen) ismiyle kullanılır (örn. Nisâ 4/12; Hac 22/59).
  • Bir ayette, kullarının ibadet ve harcamalarına muhtaç olmadığını, buna rağmen onların güzel davranışlarını hoşgörüyle karşıladığını ifade eden el-Ganî (çok zengin, muhtaç olmayan) ismiyle zikredilir (Bakara 2/263).
  • Bir ayette ise, yapılan iyilikleri bazı eksikliklerine rağmen fazlasıyla ödüllendirdiğini gösteren eş-Şekûr (az amele çok sevap veren) ismiyle birlikte yer alır (Tegābün 64/17).

Anlamca yakın isimler. Afüv, Gaffâr, Gafûr, Tevvâb (bağışlama ve tövbeyi kabul etme yönüyle); Habîr, Muhsî, Vâsi' (bilgi ve kuşatıcılık yönüyle); Kādir, Kavî, Metîn, Muktedir (kudret yönüyle) ve Sabûr (sabır yönüyle).

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Halîm ismi, ilâhî adaletin ve rahmetin işleyişine dair derin bir kavrayış sunar. Allah'ın cezayı ertelemesi, bir acizlik veya habersizlik değil, aksine kâmil bir kudretin ve engin bir hikmetin tezahürüdür. Zira cezalandırmada acele etmek, genellikle fırsatı kaçırma korkusu taşıyan varlıkların özelliğidir. Hiçbir şey O'nun iradesine engel olamayacağı için Allah, bu tür bir acelecilikten münezzehtir. Bu ilâhî teennî, insanın irade hürriyetinin ve sorumluluğunun temelini oluşturur; kullara günahlarından dönme ve kendilerini düzeltme imkânı tanır. Nitekim Kur'an, eğer insanlar yaptıkları her kötülük sebebiyle anında cezalandırılsaydı yeryüzünde hiçbir canlının kalmayacağını belirtir (Nahl 16/61; Fâtır 35/45).

Bu ismi idrak eden mü'min, Allah'ın kendisine ve diğer varlıklara tanıdığı mühletin farkına varır. Günah işlediğinde ümitsizliğe kapılmaz, tövbe kapısının daima açık olduğunu bilir. Başkalarının hataları karşısında daha sabırlı, affedici ve yumuşak huylu olmaya çalışır. Allah'ın hilm sıfatının, zalimi hemen cezalandırmadığı gibi mazlumun duasını da hemen kabul etmeyebileceğini; her şeyin ilâhî bir nizam ve takdir içinde işlediğini anlar. Bu anlayış, kişiyi hem ilâhî rahmete umut bağlamaya hem de ilâhî adaletin eninde sonunda tecelli edeceği bilinciyle yaşamaya sevk eder.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Halîm" maddesi

Bilgiler

tr
Yumuşak, acele etmeyen
esma
true
arabic
domain
tasavvuf
esmaNo
32
Bilgi Haritasinda Gor