es-Sabûr
es-Sabûr (Sabur) (Çok sabırlı). Üç kaynak es-Sabûr'u bir bütün hâlinde verir — bu isim asıl olarak Mesnevî ve Terzibaba külliyatında işlenir. Mesnevî, Sabûr'u acz ve ızdırâr ânında sığınılan kapı (Nûh'un tûfan münâcâtı) ve nefsin hevâsı karşısında dağ gibi sâbit kalmanın makamı (temkîn) olarak koyar; sabır,
es-Sabûr — Günahkârları Cezalandırmada Acele Etmeyen
Mânâ. es-Sabûr, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup “çok sabırlı” demektir. Allah’a nispet edildiğinde, “günahkârları ve isyan edenleri cezalandırmada acele etmeyen, onlara tövbe ve nedamet için mühlet tanıyan, lütfuyla muamele eden” anlamına gelir. Terim olarak sabır, aklın ve dinin emrettiği şeyleri yerine getirmek ve yasakladıklarından uzak durmak için nefsi kontrol altında tutma ve sızlanmama halidir. es-Sabûr ismi, Allah'ın bu sıfatının en yetkin ve sonsuz düzeyde olduğunu ifade eder.
Etimoloji. İsim, Arapça ص-ب-ر (s-b-r) kökünden gelen ve “tahammül etmek, kendini tutmak, sızlanmamak” anlamındaki sabr mastarından türemiştir. “Sabûr”, bu kökün mübalağa (yoğunluk ve süreklilik) bildiren sıfat formudur.
Kur'an-ı Kerîm'de es-Sabûr. “Sabûr” ismi, Kur'an-ı Kerîm'de doğrudan Allah'a nispet edilmez. Ancak sabır kavramının içeriği, birçok ayette dolaylı olarak zât-ı ilâhîye izâfe edilir. Bu ayetlerde Allah’ın, zalimlerin ve günahkârların yaptıklarından gafil olmadığı (İbrâhîm 14/42), eğer fiillerine anında karşılık verseydi yeryüzünde hiçbir canlının kalmayacağı, fakat onlara belirli bir süreye kadar mühlet verdiği vurgulanır (Nahl 16/61; Kehf 18/58; Fâtır 35/45). Bu ifadeler, es-Sabûr isminin mânâsını teyit eder. Sabır kelimesi Kur'an'da daha çok peygamberlere ve müminlere yönelik bir erdem olarak zikredilir.
Anlamca yakın isimler. Halîm. İki isim de Allah’ın cezada aceleci olmadığını ifade etmesi bakımından birbirine yakındır. Ancak âlimler aralarında bir nüans olduğuna dikkat çeker: Halîm ismi, günahkârın ileride kesinlikle cezalandırılmayabileceği yönünde bir anlam içerirken, Sabûr ismi bu kesinliği taşımaz; mühlet vermeyi ve ertelemeyi ifade eder.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. es-Sabûr, Tirmizî’nin rivayet ettiği esmâ-i hüsnâ listesinde yer alır. Hz. Peygamber’in bir hadisi, bu ismin temelini oluşturur: “Başkalarından duyduğu eziyete Allah’tan daha çok sabreden bir kimse yoktur. İnsanlar O’na ortak koşup çocuğu olduğunu söyledikleri halde O, yine de onları rızıklandırmaya, onlara sıhhat ve âfiyet vermeye devam eder” (Buhârî, Müslim). Kādî Abdülcebbâr gibi bazı Mu‘tezile âlimleri, “belâya katlanma” gibi beşerî bir anlam içerdiği gerekçesiyle sabır kavramının Allah’a nispetini uygun bulmasa da âlimlerin çoğunluğu bu hadise dayanarak Sabûr’u ilâhî bir isim olarak kabul etmiştir. Gazzâlî ise bu ismin Allah’a mecazen, kula ise hakikaten nispet edildiğini söyleyerek bir orta yol bulur. Bu ismi idrak eden mümin, Allah’ın kendisine ve diğer günahkârlara tanıdığı mühletin farkına varır, ümitsizliğe kapılmaz ve tövbeye yönelir. Aynı zamanda, başkalarından gördüğü eziyetlere ve hayatın zorluklarına karşı ilâhî bir ahlakla sabretmenin en yüksek erdem olduğunu anlar.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Sabûr" maddesi · Hattâbî, Şeʾnü’d-duʿâʾ · Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ.