el-Kuddûs
el-Kuddûs (Kuddus) (Noksanlıktan münezzeh). Üç kaynak Kuddûs'ü bir bütün hâlinde verir. Mesnevî onu hem "noksandan münezzeh" hem "temizleyici" iki yüzle açar; suyu bile temizleyen bir arınma kaynağı gösterir ve tesbîhi rûhun gıdâsı sayar. Füsûs, takdîsi en şiddetli tenzîh olarak koyar: Hakk'ı imkândan, eksik
el-Kuddûs — Her Türlü Eksiklik ve Kusurdan Münezzeh Olan
Mânâ. el-Kuddûs, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "her türlü eksiklik, kusur ve noksanlıktan arınmış, tertemiz, mukaddes" anlamına gelir. Kelâm âlimleri, bu ismin sadece Allah'a mahsus olduğu ve O'nun yetkinliğine aykırı düşen bütün niteliklerden mutlak manada uzaklığını ifade ettiği konusunda görüş birliği içindedir. Râgıb el-İsfahânî, ismin kökündeki temizliğin maddî kirlilikle ilgili olmadığını, duyularla algılanan veya hayalde canlanan her şeyin ötesinde bir kutsallığı ve arınmışlığı belirttiğini vurgular. Müfessirler bu ismi, "güzel ve yetkin görülmeyen her türlü nitelikten münezzeh ve mübarek" olarak açıklamıştır.
Etimoloji. İsim, Arapça ق-د-س (k-d-s) kökünden gelen "kuds" mastarına dayanır; sözlükte "temiz ve pak olmak" anlamındadır. "Kuddûs" ise bu kökten türeyen ve "çokça arınmış, münezzehliğin zirvesinde" gibi bir anlam taşıyan mübalağalı bir sıfattır.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Kuddûs. "Kuddûs" ismi Kur'an'da Allah'a izafe edilerek iki yerde geçer:
| # | Sure / Ayet | Bağlam |
|---|---|---|
| 1 | Haşr 59/23 | el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm gibi isimlerle birlikte |
| 2 | Cum'a 62/1 | el-Meliki'l-Kuddûsi'l-Azîzi'l-Hakîm şeklinde |
Ayrıca, meleklere ait bir ifade içinde "takdis" kavramı Bakara 2/30'da geçer: "Biz seni överek tesbih ve takdis ederiz." Bu ifade, "Seni her türlü eksiklikten tenzih eder, yücelikle niteleriz" veya "Sana lâyık olmak için kendimizi mânevî kirlerden arındırırız" şeklinde yorumlanmıştır.
Anlamca yakın isimler. Sübbûh, Alî.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Kuddûs, Allah'ın zâtî-selbî (tenzîhî) sıfatları grubunda yer alır. O'nun yaratılmışlara özgü her türlü vasıftan, sınırdan, eksiklikten ve kusurdan mutlak anlamda uzak ve yüce olduğunu ifade eder. Bu tenzih (arınmışlık), O'nun şeriki, benzeri veya çocuğu olmaması gibi tevhidin temel ilkelerini de kapsar. Kuddûs ismi, genellikle "tesbih" kavramıyla birlikte anılır. Ebû Abdullah el-Halîmî, "takdis"in Allah'ın ne olduğunu (olumlu yetkinliklerini), "tesbih"in ise ne olmadığını (olumsuzluklardan arınmışlığını) ifade ettiğini söyleyerek aralarında ince bir fark olduğuna işaret eder.
Gazzâlî, Kuddûs ismini "duyuların algılayabileceği, hayalin canlandıracağı, zihnin tasavvur edeceği veya kalbe doğabilecek her türlü nitelikten münezzeh olan" şeklinde tanımlar. Ona göre Allah'ın kendisi için kullandığı tenzih ifadeleri dışında, "Allah eksikliklerden münezzehtir" gibi bir cümle kurmak dahi, o eksikliğin O'nun için ihtimal dahilinde olduğunu akla getirebileceğinden edebe uygun düşmez. Ebû Bekir İbnü'l-Arabî ise bu yaklaşıma katılmayarak, Allah'ın kendisini tenzih ettiği şeylerle bizim de O'nu tenzih etmemizin bir kulluk görevi olduğunu belirtir.
Bu ismin kula yansıması, insanın kendi manevi arınma yolculuğuna ilham vermesidir. Abdülkerîm el-Kuşeyrî'ye göre Kuddûs ismini idrak eden bir kul; nefsini kötü arzulardan, malını haram şüphesinden, vaktini Allah'a isyandan, kalbini ise dünya bağlarının lekelerinden arındırmaya çalışır. Böyle bir mü'min, sadece Allah'a kulluk eder, O'nu müşahede ettiği kalbiyle hiçbir fâni varlığa boyun eğmez ve Allah'a giden yoldan geri dönmez.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Kuddûs" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.