es-Selâm
es-Selâm (Selam) (Selâmete erdiren). Üç kaynak Selâm'ı "noksandan emin olan" ve "selâmet veren" ekseninde birleştirir. Mesnevî onu esmâ-i ilâhiyyeden sayar; Hakk'ın her ayıptan berî oluşunu, kâmil kalpten âleme isteyerek saçılan selâmeti ve tama'sız, karşılıksız selâmı anlatır. Füsûs, selâmı kul ile Hakk'ın
es-Selâm — Her Türlü Eksiklikten Münezzeh ve Esenlik Veren
Mânâ. es-Selâm, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup O'nun "her türlü eksiklik, acz ve kusurdan, yaratılmışlara özgü değişikliklerden ve yok oluştan münezzeh olan, selâmetin kaynağı olup esenlik veren" olduğunu ifade eder. Kelime, hem Allah'ın zâtının her türlü noksanlıktan arınmışlığını (tenzih) hem de O'nun, yarattıklarına esenlik ve güvenlik bahşeden yegâne kaynak olduğunu belirtir. Âlimler bu ismi, "zâtı ayıplardan, sıfatları noksanlıklardan, fiilleri ise şerden sâlim olan" şeklinde de tanımlamışlardır.
Etimoloji. İsim, Arapça س-ل-م (s-l-m) kökünden gelen ve "bedenî ve ruhî hastalık, eksiklik ve kusurlardan uzak olma" anlamına gelen selâm veya selâmet mastarına dayanır. Bu kök, İslâmî terminolojide barış, esenlik, güvenlik ve teslimiyet gibi temel kavramları türetir.
Selâm, Kuddûs ve Mü'min. es-Selâm isminin Kur'an'da el-Kuddûs ve el-Mü'min isimleri arasında zikredilmesi, anlamının derinliğini kavramada önemli bir ipucu sunar. Âlimlere göre es-Selâm'ın iki temel anlam katmanı vardır:
- Noksanlıklardan Münezzeh Olma: Bu yönüyle es-Selâm, Allah'ın zâtının her türlü kusurdan, değişikliğe uğramaktan ve yok olmaktan uzak olduğunu ifade eder. Bu anlam, O'nun mukaddesliğini ve benzersizliğini vurgulayan el-Kuddûs ismiyle yakın bir mana taşır.
- Esenlik Kaynağı Olma: Bu yönüyle ise es-Selâm, kullarına güven ve esenlik veren, onları her türlü tehlikeden koruyan ve selâmetin yegâne kaynağı olan demektir. Bu anlam da kullarına iman ve emniyet veren el-Mü'min ismiyle örtüşür.
Kur'an-ı Kerîm'de es-Selâm. "Selâm" ismi, Allah'a doğrudan bir isim olarak yalnızca bir yerde geçer. Bunun dışında fiil kalıplarıyla veya selâmetin kaynağı olduğuna işaret eden ifadelerle Allah'a nispet edilir.
| # | Sure / Ayet | Bağlam |
|---|---|---|
| 1 | Haşr 59/23 | el-Kuddûs ve el-Mü'min isimleriyle birlikte zikredilir. |
Ayrıca Yâsîn sûresinde (36/58) Allah'ın cennet ehline selâm vereceği belirtilir. Sâffât sûresinde ise Hz. Nûh, İbrâhim, Mûsâ, Hârûn, İlyâs ve diğer peygamberlere Allah'tan bir "selâm" olduğu ifade edilir (37/79, 109, 120, 130, 181). Kur'an'daki "dârü's-selâm" (cennet) gibi terkiplerdeki "selâm" kelimesinin de Allah'ın ismi olabileceği ileri sürülmüşse de bu görüş genel kabul görmemiştir.
Anlamca yakın isimler. Alî, Kuddûs, Mü'min, Samed.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Hz. Peygamber, sahâbenin namazda "Allah'a kullarından selâm olsun" demesi üzerine, "Allah'a selâm olsun demeyin, zira Allah'ın kendisi Selâm'dır" buyurarak bu ismin ilahî bir sıfat olduğunu vurgulamıştır. Müslümanın namazlardan sonra okuduğu "Allāhümme ente's-selâm ve minke's-selâm" (Allah'ım, sen Selâm'sın ve esenlik yalnızca sendendir) duası, bu inancın en güzel yansımasıdır. Bu ismi idrak eden kulun alacağı en büyük nasip, Rabbine "kalb-i selîm" ile, yani kin, haset, hıyanet ve kötü niyet gibi manevi kirlerden arınmış bir kalp ile kavuşmaktır. Gazzâlî'ye göre bu, ancak aklı sürekli olarak nefse hâkim kılmakla mümkündür. Böyle bir kalp, tüm mahlukata karşı iyi niyet besler ve esenlik diler.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Selâm" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.