İçeriğe atla

el-Metîn

el-Metîn (Metin) (Çok sağlam). Üç kaynak el-Metîn'i "sağlam kuvvet" ekseninde toplar, fakat sağlamlığın yerini farklı koyar. Mesnevî, kulun metânetinin emânet olduğunu söyler: dağ gibi sağlam kâmil bile aşkın — yani Metîn'in — kudretiyle ayakta durur. Füsûs, ismin kalbini açar: "Zü'l-kuvveti'l-metîn"in kuvv

el-Metîn — Sarsılmaz Güç ve Sağlamlık Sahibi

Mânâ. el-Metîn, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "çok güçlü ve sağlam" demektir. Kelâm âlimleri bu ismi, "fiillerinden dolayı Zâtına hiçbir zorluk, yorgunluk veya âcizlik ârız olmayan, kudreti en son noktada kâmil olan" şeklinde tanımlar. Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî gibi âlimler, anlamca yakın olan Kavî ve Metîn isimleri arasında bir nüans olduğunu belirtir. Onlara göre Kavî, Allah'ın kudretinin niteliksel mükemmelliğini, yani her şeye yetmesini ifade ederken; el-Metîn, kudretinin niceliksel mükemmelliğini, yani şiddetini ve sarsılmazlığını vurgular. Bu yoruma göre Kavî, "bütün varlığı etkisi altına alan", Metîn ise "hiçbir dış etkiden etkilenmeyen, son derece sağlam ve dayanıklı" demektir.

Etimoloji. İsim, Arapça م-ت-ن (m-t-n) kökünden gelen "metânet" mastarına dayanır. Bu kök, sözlükte "sağlam, kuvvetli, sert ve dayanıklı olmak" anlamındadır.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Metîn. "Metîn" ismi, Allah'a doğrudan izâfe edilerek Kur'an-ı Kerîm'de sadece bir yerde geçer. Müfessirlerin çoğunluğuna göre bu kullanım, Zâriyât sûresindedir.

#Sure / AyetBağlam
1Zâriyât 51/58"Şüphesiz rızkı veren, o sarsılmaz güç sahibi (zü'l-kuvveti'l-metîn) olan ancak Allah'tır."

Âyetteki "metîn" kelimesinin Allah'ın mı yoksa "kuvvet" kelimesinin mi sıfatı olduğu konusunda farklı kıraatler bulunsa da Taberî ve Râzî gibi önde gelen âlimler, dil kuralları ve genel kabul gereği ismin Allah'ın bir sıfatı olarak okunmasının daha doğru olduğunu belirtir. Ayrıca, kâinatın yaratılıp yönetilmesinden dolayı Allah'a hiçbir yorgunluk erişmeyeceğini bildiren âyetler (örn. Kāf 50/38) de el-Metîn isminin mânâsını pekiştirir.

Anlamca yakın isimler. Kādir, Kavî, Kahhâr, Muktedir.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Kelâm âlimleri, "metânet" kökünün "sertlik, kalınlık" gibi fiziksel anlamlar içermesi sebebiyle el-Metîn isminin Allah'a nispetini tartışmıştır. Mâtürîdî gibi bazıları, âyetteki ifadenin doğrudan Allah'ı değil, O'nun "kuvvet"ini nitelediğini savunmuştur. Kādî Abdülcebbâr gibi diğerleri ise ismin mecazî anlamıyla Allah için kullanılabileceğini belirtmiştir. Genel kabul, ismin Allah'ın şanına yakışır bir biçimde, O'nun kudretinin mükemmelliği ve hiçbir şekilde âcizliğe veya değişime uğramaması şeklinde anlaşılması yönündedir. Bu ismi idrak eden mü'min, gücün ve kudretin yegâne sahibinin Allah olduğunu bilir. Yaratıcısının hiçbir dış etkiden etkilenmeyen, sarsılmaz ve mutlak kudretiyle dilediğini yaptığını kavraması, O'na karşı hem derin bir saygı (haşyet) hem de sarsılmaz bir sevgi ve güven duymasını sağlar. Bu idrak, mü'mini fâni güçlere bel bağlamaktan alıkoyar ve sadece O'na dayanmaya yöneltir.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Metîn" maddesi · Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ · Fahreddin er-Râzî, Levâmiʿu’l-beyyinât.