İçeriğe atla

el-Vekîl

el-Vekîl (Vekil) (Güvenilen vekil). Üç kaynak Vekîl ismini "emânet ve tevekkül" ekseninde birleştirir. Mesnevî onu iki kıssayla işler: vekîlliği kendine mâl eden sahte vekîlin ihtilâfı, ile emâneti olduğu gibi geri veren sâdık vekîlin sadâkati. Füsûs, kulun Hakk'ı vekîl edinmesini kulluğun zirvesi sayar; "v

el-Vekîl — İşlerin Kendisine Havale Edildiği Mutlak Güven Kaynağı

Mânâ. el-Vekîl, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup terim olarak "bütün yaratıkların işlerinin görülmesinde güvenilip dayanılan, bu konuda tam yeterli olan varlık" demektir. Âlimler bu ismi, "kendisine sığınan kimseyi korumada ve meşru talebini yerine getirmede yeterli (kâfi) olan" şeklinde açıklamıştır. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, vekîl ismine "şeytanın vesveselerinden koruyan, hilelerine karşı destek veren, sığınılacak bir yer sağlayan" ve "bütün işlerde güvenilebilecek gerçek dost" gibi anlamlar yükler. Bu çerçevede el-Vekîl, varlığın bütün işlerini yöneten, kendisine güvenenleri yalnız bırakmayan ve her durumda en iyi koruyucu ve dayanak olan mutlak kudret sahibi demektir.

Etimoloji. İsim, Arapça و-ك-ل (w-k-l) kökünden gelen ve "işinin görülmesini başkasına havale etmek" anlamındaki vekl (veya vükûl) mastarına dayanır. Vekîl ise sözlükte "işin kendisine havale edildiği kimse" anlamına gelir.

İlâhî ve Beşerî Vekâlet Nüansı. Gazzâlî, kul ile Allah'a nispet edilen "vekîl" kavramı arasındaki farka dikkat çeker. İnsanların vekâleti sınırlı, şartlı ve eksik olabilirken, Allah'ın vekâleti mutlak bir kemal sıfatıdır. Kādî Abdülcebbâr ise Allah'ın, bizim işlerimizi gördürmek için tayin ettiğimiz bir vekil (vekîl lenâ) gibi düşünülemeyeceğini, aksine O'nun kudret ve iradesiyle varlığımızı devam ettiren ve üzerimizde hüküm sahibi olan bir vekil (vekîl aleynâ) olduğunu belirtir.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Vekîl. "Vekîl" ismi, Kur'an-ı Kerîm'de on dört âyette Allah'ı nitelemek için kullanılır. Bu ayetlerde Allah'ın güvenilecek en üstün varlık olduğu, kendisine tevekkül edenleri koruduğu ve her şeyi gördüğü vurgulanır. Bu kullanımların en bilineni, "Allah bize yeter, O ne güzel vekîldir" anlamındaki "Hasbünellāhü ve ni‘me’l-vekîl" (Âl-i İmrân 3/173) ifadesidir. Ayrıca, vekîl ile aynı kökten gelen "tevekkül" kavramı da kırk civarında ayette geçer ve müminlere, "Kendisi için ölümün söz konusu edilemeyeceği ebedî hayat sahibine güvenip dayan" (el-Furkān 25/58) gibi ifadelerle Allah'a dayanmaları emredilir.

Anlamca yakın isimler. Hasîb, Hafîz, Rezzâk, Velî.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Vekîl ismini idrak eden mümin, bütün işlerinde Allah'a tam bir teslimiyetle yönelir ve O'nu mutlak vekil kabul eder. Bu, sebeplere başvurduktan sonra sonuca rıza göstermeyi, aceleci davranmamayı ve kalbî huzuru Allah'a güvenmekte bulmayı gerektirir. Gazzâlî'ye göre kulun bu isimden alacağı nasip, ilâhî kanunlara uygun hareket edip sonucu Allah'a bırakmasıdır. Kuşeyrî ise müminin, Allah'a karşı görevlerini yerine getirme konusunda kendi nefsine karşı Allah'ın bir vekili gibi davranması, yani ibadet ve sorumluluklarını titizlikle yerine getirmesi gerektiğini vurgular. Müminin dilindeki "Hasbünellāh" zikri, bu teslimiyetin ve güvenin en özlü ifadesidir.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Vekîl" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.

Bilgiler

tr
Güvenilen vekil
esma
true
arabic
domain
tasavvuf
esmaNo
52
Bilgi Haritasinda Gor