Hz. Eyyûb (a.s.)
Hz. Eyyûb (a.s.), tasavvuf yolunda sâliklere sabrın ve Hakk'a teslimiyetin en yüce misallerinden biridir. Onun kıssası, zahirdeki musibetlerin bâtınî hikmetlere kapı araladığını, ilâhî takdire rızanın vücûdî bir mertebe olduğunu gösterir. İbn Arabî, Füsûsu'l-Hikem'de ona Hikmet-i Gaybiyye'yi tahsis etmiştir ki bu, görünmeyen âlemlerin sırlarına vâkıf olma hâlidir. Terzibaba geleneğinde Hz. Eyyûb, Hakk'a tevekkülün ve her hâlükârda şükrün timsâli olarak, kütüphanemizdeki eserlerde derinlemesine ele alınmıştır.
Kur'ân-ı Kerîm'deki Yeri
Hz. Eyyûb'un ismi Kur'ân-ı Kerîm'de özellikle Sâd ve Enbiyâ sûrelerinde geçer. Onun kıssası, musibetler karşısında gösterdiği sabır ve teslimiyetle müminlere örnek teşkil eder. Sâd Sûresi'nde Hz. Dâvud ve Hz. Süleyman ile birlikte zikredilerek, peygamberlerin dünya imtihanları karşısındaki duruşları ve bu imtihanların hakikate ulaştırıcı yönü vurgulanır (Sâd Sûresi).
Enbiyâ Sûresi'nde ise Hz. Eyyûb'un niyazı ve bu niyazın kabulü şöyle anlatılır:
"Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine, “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa giderdik..." (Enbiyâ, 21/83-84).
Bu âyetler, zahirde bir hastalık ve sıkıntı gibi görünen durumun, bâtında Hakk'a yönelişin ve teslimiyetin derin bir ifadesi olduğunu ortaya koyar. O, sıkıntısını dahi Hakk'a şikâyet etmemiş, yalnızca O'nun merhametine sığınmıştır. Bu hâl, tasavvufî okumada, kulun her şartta Rabbiyle olan bağını koparmamasının ve O'nun takdirine rıza göstermesinin önemini vurgular.
Füsûsu'l-Hikem'deki Fassı ve Hikmeti
Muhyiddin İbnü'l-Arabî, Füsûsu'l-Hikem adlı eserinde Hz. Eyyûb'a Kelime-i Eyyûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Gaybiyye'yi tahsis etmiştir. Bu fassın açılışı şöyledir:
"غَيْبِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ أيُّوبِيَّةٍ [BU FASS KELİME-İ EYYÛBİYYE’DE MÜNDEMİC OLAN HİKMET-İ GAYBİYYE BEYÂNINDADIR] Ma’lûm olsun ki, Eyyûb (a.s.)ın ayn-ı sâbite-i gaybîsi iktizâsınca, bu âlem-i şehâdette vücûdunda zâhir olan marazın zevâli için Hak Teâl..." (Kelime-i Eyyûbiyye, Muhyiddin İbnü'l-Arabi)
Hikmet-i Gaybiyye, görünmeyen âlemlerin, yani Hak Teâlâ'nın sırlarının ve hakikatlerinin bilgisi demektir. Hz. Eyyûb'un kıssası, zahirdeki acıların, musibetlerin ve imtihanların ötesinde, Hakk'ın muradının ve hikmetinin tecelli ettiğini gösterir. Bu hikmet, kulun kendi ayn-ı sâbitesi (değişmez özü) gereğince, bu şehâdet âleminde başına gelen her şeyin, bâtınî bir sebeple ve ilâhî bir hikmetle zuhur ettiğini idrak etmesidir. Onun hastalığı, Hakk'ın bir tecellisi olarak, gaybî bir hikmeti barındırmıştır. Bu sebeple Eyyûb (a.s.)'ın durumu, sabrın sadece bir tahammül hâli değil, aynı zamanda gaybî hakikatlere açılan bir kapı olduğunu öğretir.
Terzibaba Geleneğinde Hz. Eyyûb
Terzibaba geleneğinde Hz. Eyyûb (a.s.), sabrın ve rızanın en kâmil mertebesini temsil eder. O, zahirde yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen, bâtınında Hakk'a olan bağlılığını ve teslimiyetini asla yitirmemiştir. Terzibaba, Hz. Eyyûb'u anlatırken, onun musibetlere karşı gösterdiği duruşun, sâlik için bir mîzan ve bir terbiye olduğunu vurgular.
Terzibaba'ya göre, Hz. Eyyûb'un "Şeytân beni nusb ve azâb ile mess etti" niyazı, sadece zahirî bir şikâyet değildir; aksine, bu ifadenin bâtınî bir anlamı vardır:
"İşte bu sebebden dolayı Eyyûb (a.s.) “Şeytân beni nusb ve azâb ile mess etti”, yâni “Âlem-i tabîatte bu’dun envâ’ı (uzaklığın çeşitleri) çoktur; fakat bu bu’d, benim vücûd-ı tabîîmi zarar ve azâb tarzında mess ile karîb (yak..." (Hicr Sûresi, Terzibaba - Necdet Ardıç)
Burada şeytanın "mess etmesi", Hakk'tan uzaklaşma (bu'd) hâlinin ve tabiat âlemindeki türlü sıkıntıların bir ifadesidir. Hz. Eyyûb, bu uzaklığın ve sıkıntıların kendi tabiat vücudunu nasıl etkilediğini dile getirirken, aslında Hakk'a olan yakınlığını ve O'ndan gelen her şeyi kabullenişini ortaya koyar. O, musibeti Hakk'ın takdirinden bilmekle kalmaz, bu musibetin kendi vücûd-ı tabîîsi üzerindeki etkisini dahi Hakk'a arz eder. Bu, tam bir teslimiyet ve samimiyet hâlidir.
Hz. Eyyûb'un ismi, Terzibaba'nın eserlerinde "sabır" kavramıyla özdeşleşmiştir. Onun sabrı, pasif bir bekleyiş değil, ilâhî takdire aktif bir rıza ve Hakk'a yönelişin ta kendisidir. Nitekim Terzibaba, Eyyûb isminin "sabır ile yardımı" ifade ettiğini belirtir:
"Eyyubül Ensari “sabır ile yardımı” ifade etmektedir. Eskilerden beri “Eyyub” ismi “sabır” ile özdeşmiştir. Nitekim, “Allah sabredenlerle beraberdir.” “Sabreden zafere erer.” “Sabredersen hakikate er..." (Enfâl Sûresi, Terzibaba - Necdet Ardıç)
Bu ifadeler, Hz. Eyyûb'un sabrının, Hakk'ın yardımını celbeden ve hakikate ulaştıran bir yol olduğunu anlatır. O, sâlik için, dünya imtihanları karşısında nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğini gösteren bir kılavuzdur. Onun sabrı, yalnızca sıkıntıya katlanmak değil, aynı zamanda sıkıntı içinde dahi Hakk'ın varlığını idrak etmek ve O'na şükretmektir. Bu yüzden onun kıssası, zahir ehlinin sabır anlayışından öte, tahkik ehlinin (ariflerin) kaza ve makzîye (yaratılan ve yaratana) olan teslimiyetini ve bu teslimiyetin getirdiği hikmeti açıklar (Secde Sûresi).
Kavramlar Ağında Hz. Eyyûb
Hz. Eyyûb (a.s.)'ın kıssası, tasavvufî kavramlar arasında derin bağlar kurar:
- Sabır: Hz. Eyyûb'un en temel vasfıdır. Onun sabrı, sadece musibete dayanmak değil, aynı zamanda ilâhî takdire tam bir rıza göstermektir. Bu rıza hâli, sâlikin nefsini terbiye etmesinde ve Hakk'a ulaşmasında anahtardır.
- Hikmet: İbn Arabî'nin ona tahsis ettiği Hikmet-i Gaybiyye, zahirde görünen olayların ardındaki bâtınî sırları ve ilâhî maksatları idrak etme bilgisidir. Hz. Eyyûb, musibetler içinde dahi bu gaybî hikmeti fark edebilmiştir.
- Rıza: Hz. Eyyûb'un sabrı, Hakk'ın takdirine tam bir rıza ile birleşir. O, başına gelen her şeyi Hakk'tan bilmiş ve O'nun muradına teslim olmuştur. Bu rıza hâli, kulun Hakk'la olan bağını güçlendirir.
- Tevekkül: Hz. Eyyûb, tüm sıkıntılarında yalnızca Hakk'a güvenmiş, O'na dayanmıştır. Onun duası, acziyetini Hakk'a arz etme ve O'nun mutlak merhametine sığınma hâlidir.
- Nusb ve Azâb: Terzibaba'nın yorumunda, bu kavramlar Hakk'tan uzaklaşmanın (bu'd) ve tabiat âlemindeki sıkıntıların bir ifadesidir. Hz. Eyyûb, bu hâli dile getirirken dahi Hakk'a olan yakınlığını ve teslimiyetini korumuştur.
Kütüphanedeki Kaynaklar
Sen Terzibaba İrfan Mektebi Dijital Kütüphanesi'nde Hz. Eyyûb (a.s.) hakkında daha fazla bilgi edinmek için şu eserlere başvurulabilir:
- TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları — Terzibaba - Necdet Ardıç: İbn Arabî'nin Füsûsu'l-Hikem'inin Eyyûb fassını Terzibaba'nın şerhiyle derinlemesine inceler.
- Sâd Sûresi: Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Eyyûb'un sabrının ve teslimiyetinin anlatıldığı sûrelerden biridir.
- Kelime-i Eyyûbiyye — Muhyiddin İbnü'l-Arabi: İbn Arabî'nin Füsûsu'l-Hikem'inde Hz. Eyyûb'a tahsis edilen Hikmet-i Gaybiyye fassının aslıdır.
- Enbiyâ Sûresi: Hz. Eyyûb'un duası ve bu duanın kabul edilişini anlatan âyetleri içerir.
- Hicr Sûresi — Terzibaba - Necdet Ardıç: Hz. Eyyûb'un "Şeytân beni nusb ve azâb ile mess etti" ifadesinin bâtınî yorumunu sunar.
- Secde Sûresi: Hz. Eyyûb kelimesindeki hikmetin sabır ve dua kavramlarıyla ilişkisini açıklar.
- Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2) — Terzibaba - Necdet Ardıç: Eyyûb isminin sabırla özdeşleşmesine dair anekdotlar ve yorumlar içerir.
- TB. Fusûs Mukaddimesi — Terzibaba - Necdet Ardıç: Terzibaba'nın Fusûs şerhi geleneğindeki yerini ve bu eserin önemini vurgularken dolaylı olarak Hz. Eyyûb fassına da değinir.
Değerlendirme
Hz. Eyyûb (a.s.), Terzibaba öğretisinde, sâlikin dünya imtihanları karşısında nasıl bir bâtınî duruş sergilemesi gerektiğini gösteren eşsiz bir örnektir. O, sabrın, rızanın ve Hakk'a tevekkülün en kâmil mertebelerini temsil ederek, zahirî musibetlerin ardındaki ilâhî hikmeti idrak etme yolunu açar. Hz. Eyyûb'un kıssası, bize her hâlükârda Hakk'a yönelmenin, O'nun takdirine teslim olmanın ve bu teslimiyetle gelen Hikmet-i Gaybiyye'ye ulaşmanın mümkün olduğunu hatırlatır. Onun hayatı, bir kulun en zorlu şartlarda dahi Rabbiyle olan bağını nasıl koruyabileceğini ve bu bağın onu nasıl hakikate erdirebileceğini öğretir.