Esmâ 40
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 177 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-MUKÎT
Ruhun ve bedenin kuvvetlerini yaratıcı demektir.
Ruhun kuvvetlerine 'melek' derler. Her akşam amellerinizi hesap eden hayır, hasenat melekleridir. Siz değilsiniz. Siz onların, hesapları tetkik ettiklerini görüyorsunuz demektir. Ahiret gününde o melekler "Ey âlemlerin Rabbi, bu kulun hesaplarını hayatında iken beraber tetkik ettik, temizdir" derler. Kimi oturduğu yerde binlerce lira alır; kiminin ter burnundan akar beş-on lira alır. Hakk'ın emriyle rızkı veren kuvvetin adı Mikail’dir. Hani birisi sizi yüceltir, takdir eder, tebrik eder, işte o kuvvet İsrafil'dir. Size ferahlık verir; ilim hayatı verir, işte üfürük budur.
Bir amirinizin sizi öven sözleri size hayat, neş'e, ümit, gayret verir, diriltir. Fakat ağır sözlerle kalbinizi kırması, incitmesi tamamıyle neşenizi kırar, âdeta sizi öldürür.
Bir de Ehlûllah'ın sözleri vardır ki 'Lâ ilâhe' deyince gönlünüzdeki putları, mevcudatı öldürür. 'İllâllah' deyince tekrar diriltir. Yalnız Azimüşşan olan Allah vardır. Siz de "lâ" der ölürsünüz putunuzla beraber. "İllâllah" der dirilirsiniz. Allah ile bakî ve ebedî olursunuz, bu da İsrafil'in öldüren ve dirilten neması gibidir.
Her nefes verişte öldüğümüz bir hakîkattir, buna memur olan kuvvet Azrail namını alır. Yine her nefes alışta dirildiğimiz de bir hakîkattir. Müteakip neşeyi alamadığımız an, Azrail esaslı surette vazifesini yapmış demektir.
Bilerek veya bilmeyerek insanlar da birbirlerinin Azrail'i, İsrafil'i, Mikail'i, Cebrail'i olurlar. Cebrail, akıl demektir. Akın erebileceği kadar bir yer vardır. Mi’rac gecesi Efendimiz'in akl-i şerifleri, onu götürdüğü bir yere vardılar ki "Daha ileri gidemem yanarım ya Resûllallah" dedi. Yani, "deli olurum, meczup olurum, yanarım, geri dönemem" dedi. Efendimiz, "yanarsam ben yanayım" diye aşk sefinesine bindi, yani aklı bıraktı, kendinden geçti. O kuvve-i kudsiyenin ezelî, ebedî olan nurunda gaip oldu. Kendine geldikleri zaman da Cebrail'i bekler buldular. Akılları başlarına geldi, oraya kadar onları düşündüler, daha yukarısını düşünemezlerdi yahut anlatamazlardı. Bu 28 harf o esrar âlemini anlatmaya kâfi gelmezdi. Oraya açılıp gaip olarak yaşanır. Geri gelmek olduğu gibi, bazen de Îsâ peygamber gibi orada kalmak var.
Çekilir göğe bir yeşil sancak,
Kim çıkarki akdini bozacak,
Akdini koruyan MUKİYD'dir ancak.