İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 26

الْمُذِلّ

Müzil

MUZİL'dirki bakarsın zelil eder,Kendine güvenenleri yok eder,Benliğinin tam dikine gider,Nefsini zelil eden MUZİL'dir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 148 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

EL-MUZİL

Emirlerini tutmayanları, nebiylerinden kaçmayanları zelil eder alçaltır.

Hazreti Allah'ın emirlerinden namazı ele alalım. Namaz demek gafletle geçen 24 saatde beş defa huzur-u İlâhiye varmaktır. Bu suretle inanan, malum dualarla Hakk'a hamd-ü sena eder. Fenalıklardan korunmasını niyaz eder, yalvarır. Bunun için yeni dilediklerimizi gönlümüzden geçirdikten ve aklımızla muhakeme ettikten sonra istemeye karar verdiğimiz şeyleri birer birer sıralamak için bir mukaddime demek olan namaz antre kapısında beklemeye benzer. Allah, protokol kaidelerine göre dünyalık elbise ve şapkamıza bakmaz. Kalb-i selim ister. Temiz bir gönül ister. Kendi emri mucibince abdest almak kâfidir. Elbisenin eskiliği değil, temiz ve kokusuz olması kâfidir. Namaz, ondan bir dilekte bulunabilmek için bir vesiledir. Nitekim bir büyük zâta bir iş için gitseniz, evvelâ üstünüze başınıza çeki düzen verirsiniz; hatta tasarlamış olduğunuz sözlerle selâm ve hâli hatırdan sonra dilediğinizi söylersiniz. Her şeyin usûlü erkânı vardır. Sokakta giderken, yatakta yatarken, bir iş üzerinde iken, "Ey Allah, yarın benim imtihanlarım var, muvaffak eyle, rica ederim" demek küstahlıktır. Çavuş paşa değildir o Cenâb-ı Allah arkadaşın, anan, baban değildir; âlemleri yaratan, donatan, istediğini harap eden bir varlıktır. Ona herkes boyun eymeye mecburdur. Namazdan evvel abdest alırız. Malum olan azalarımızı yıkadığımız gibi ma’nevî azalarımızı da yıkamak, yani bir daha fenalık etmemek için söz vermiş gibi onları da temizlediğimizi hatırlamak lazımdır. Elin çalmak, haksız yere tecavüz etmek, dövmek gibi fenalıkları vardır. Ayağın kabahati, fenalık yapmak üzere bir mahalle gitmesidir. Bütün azalar da böyledir. Niyazi Mısrî hazretleri:

Bir göz ki onun olmaya ibret nazarında
Ol düşmanıdır sahibinin baş üzerinde
Kulak ki öğüt almaya her dinlediğinden
Akıt ona kurşunu hemen sen deliğinden.

dîye bazı azaları sayar. Bunlar, aşağı yukarı gönlün nedamet suyu ile temizlenmesidir. Sonra namaza durursunuz, ayakta bulunduğunuz müddetçe, nebatları, ağaçları temsil ediyorsunuz. Onlar ömürleri boyunca Hakk'ın huzurundadırlar. Rükû dediğimiz eğilmede ise hayvanları temsil ediyoruz. Oturduğumuz vakit, Hakk'ın müsaadesi ile geçirdiğimiz devirlerden sonra bir insan olarak dünyanın karşısında oturuyoruz. Arap harfleri ile (Elif) kıyamda bulunmamız, (Dal) harfini rukûda bulunduğumuz; (Mim) harfini de secdeye kapanarak âdem-i ma’nâ mertebimizi idrak etmemiz lâzım geldiği için yaparız. Dört rek’atlı namazlar; su, hava, ateş ve topraktan ibaret olan anasırın hilkatimiz üzerindeki tesirlerini düşünerek bir teşekkürdür. Üç rek’atlı namaz; maden, nebat, hayvan denilen mevalidden geçtikten sonra insan olmamızı anarak Hakk'a bir teşekkürdür. Zira yarı yolda bizi taş, nebat, hayvan menzillerinde bırakabilirdi. İki rekatlı namazlar, bir vücud dahilinde ruh ve nefis denilen iki varlığın vücudunu tatbiktir.

Rûh, insanı Allah'a çeker. Nefis, aşağıya, tabiat süfliliğe çeker. Vücudumuzu da dünyaya olan ihtiyacı dolayısıyla tam mânâsı ile bu âleme bağlamamalı ruhun aslını da unutmamamız lazımdır.

Yıkanınca temizleniriz. Herkes bizi takdir eder. İşte aziz olduk. Kirli olursak yüzümüze kimse bakmaz. İşte zelil olduk. Namaz kılmak bilhassa çalışmayan yaşlı insanlar için bir yönüyle de bir idmandır. Mesanemizin içinde sonradan taş olan terekkübü def etmek yolunu hazırlar. İşte sıhhatimizi kazandık, aziz olduk. Allah, hırsızlık yapmayın diyor. Yapmazsak huzur içinde yaşarız, yaparsak birgün yakalanırız, kepaze oluruz. Zillete düşeriz. İnsanlığımız nerede kaldı? Adam öldürmeyin diyor; bir aynını vücuda getirmek kudret ve kuvvetinden mahrum olduğumuz halde en basit şeyler için Allah diyen bir ağzı ebediyyen kapatırsak, ömürümüz harap oldu, zelil oldu gitti demektir.

Cenâb-ı Hakk, çapkınlık yapmayın diyor. Bu hususta karşısındaki şahıs ya kızdır, ya değildir. Kız ise, namuslu bir kızı baştan çıkarmayı hiçbir dîn, hiçbir mezhep, hiçbir vicdan hoş görmez. Değilse, ya kocalıdır veya duldur. Kocalı ise yakalanmak ve aynı zamanda ya usulen mahkemede cezaya çarpılmak veya kocasının bıçağı altında can vermek vardır. Dul olduğuna göre ya hastalıklıdır, sizi aşağılamak ihtimali vardır. Doktor doktor dolaşıp para sarfetmek ve işkence çekmek vardır bîr anlık zevk için. Eğer kadın hastalıksız ise, size teslim olan bir orta malı ise, daha kimbilir kaç kişi ile de arkadaşlık etmektedir. Sonu yine kavga veya ölüme varmaktır.

Kadının çapkınlığı erkekteki mahzurlarla tamamiyle aynıdır, müşterek kabahattir. Evlenmek, namus ve şerefle yaşamaktır, Allah'ın emridir. Bu suretle aziz olursunuz. Bunlar hep bildiğiniz şeylerdir. Günlük hayatımıza girdikleri için üzerinde durmaya ehemmiyet vermemişizdir.

MUZİL' dir ki bakarsın zelil eder,
Kendine güvenenleri yok eder,
Benliğinin tam dikine gider,
Nefsini zelil eden MUZİL'dir ancak.
Cilt 1 kitabının tamamını oku