Esmâ 56
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 206 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-VELİ
Cenâb-ı Hak, kendini aşikâr etmek istediği için, takip edilmesi lâzım olan bir tek yol vardır. Her şahıs kendisinden Hakk'a gider. Esasen Hakk'tan o şahsa gelen yol da aynı yoldur, o yolu takip edene velî derler. Bu sıfât, Hakk'ın sıfâtı olduğundan kıyamete kadar bakîdir. Veliler eksik olmazlar. Bu âlemde resûl ve nebi sıfâtları kullara verilmiş izâfî vazifeler olduğundan, onlarda Efendimizle beraber son bulmuşlardır.
Velilerin gittikleri yola tarîkât derler, arzu edenleri talim ve terbiye ederek ellerinden tutarlar. Hakk'a ve Peygamber'e kadar götürürler. Velilerin bir kısmı dünyasından geçmiş kimselerdir. Bunlara meczub-u İlâhî derler. Ne yemede, ne içmede, ne üstte, ne baştadırlar. Bir kısmı vücudu ile bir kısmı ruhu ile Hakk'a hizmettedirler. İdrak, irşat vazifeleri onlardadır.
Dünya âleminde fakir, hizmetçi, süflî görürsünüz, fakat ma’nâda onlar sultandırlar.
Gönüllere aşk rüzgârı estirir,
Ağyar ile dostluğu kestirir,
Hakka yaklaştıran VELİ'dir ancak.