İçeriğe atla

İncil'de mezkûr olan Mustafâ (aleyhi's-selâm)ın na'tine ta'zîm beyânındadır

17. bölüm / 56 · 519 kelime · ~3 dk okuma

736. Mustafa'nın o bahr-i safâ olan peygamberlerin serverinin adı İncil'de var idi.

737. Onun tarz-ı telebbüsü ve şekli mezkûr idi. Gazasının ve orucunun ve yeme ve içmesinin zikri var idi.

Server-i enbiyâ (s.a.v.) Efendimiz'in bi'set-i seniyyeleri ve evsâf-ı celîleleri Tevrât ve İncil'de mezkûr bulunduğunu Hak Teâlâ Hazretleri Kur'ân-ı Kerîm'de sûre-i A'râf'da haber veriyor : الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوباً عِندَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَ الْأَنْجِيلِ (A'râf, 7/157) Ya'ni "Ó kimseler kí, resûl-i nebiyy-i ümmîye tabi' olurlar, onlar onu, indlerinde olan Tevrât ve İncil'de bulurlar." Ve kezâ sûre-i Saff'da Hak Teâlâ Hazretleri قَالَ عِيسى ابن مريم يا بني اسرائيل إني رسول الله إليكم مصدقا لما بين يدى من التورية و مُبَشِّرًا برسول يَأْتِي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ (Saff, 61/6) Ya'ni "Îsâ bin Meryem dedi ki, benden evvel nâzil olan Tevrât'ı musaddık ve benden sonra Ahmed isminde gelecek peygamberi mübeşşir olduğum halde size Allâh'ın resûlüyüm" buyurur.

Elyevm ehl-i kitabın ellerinde bulunan Tevrâtü'l-Mesna'nın on sekizinci faslında "Ve Rab bana dedi ki, söyledikleri ma'kuldür. Onlara kardeşlerinin arasından senin gibi bir peygamberi kaldırayım ve sözlerimi ağzına koyayım ve ona her emr edeceklerimi onlara söyliyeyim ilh..." denilmiştir.

Târihçe ma'lumdur ki, Benî İsrâîl'in kardeşleri Benî İsmâîl'dir.Onların arasından çıkan Mûsâ (a.s.) gibi sâhib-i şerîat bir peygamber-i zîşân Hâtem-i enbiyâ olduğu zâhirdir. Ve kezâ Yuhanna'nın İncil'inde "Ben size bu şeyleri söyledim yanınızda iken, ammâ mezkûr muazzî ki babam onu benim ismim ile gönderecektir; o size her şeyi öğrete ve söylediğim şeyleri hatırınıza getire."

Yunânî İncil'de "Paraklitos" yazılıp, buna muazzî ve tesellîci ma'nâları verilmiştir. Halbuki bunun "Periklitus" kelimesinden muharref olduğu zâhirdir ve "Periklitus" tamâmı tamâmına “Ahmed” ma'nâsına gelir. Ve yine Yuhanna İncil'inde "Ben artık sizinle çok söyleşmem, zîrâ bu dünyanın sultânı geliyor; ammâ bende onun hiç alâkası yoktur" cümlesi mündericdir. Dünyânın sultânı, Sultân-ı enbiyâ (s.a.v.) Efendimiz olduğu meydandadır ve onun kabîlece Hz. Îsâ ile alâkası yoktur; çünkü Benî İsrâîl'den değildir; Arabî ve Kureyşî'dir.

Velhâsıl elyevm elde kalabilen Tevrat ve İncil'de daha bu cümlelere mümâsil ibâreler de vardır. Burada tafsîli uzun olur.

738. İsevîler'in bir tâifesi o nâm ve hitâba eriştikleri vakit, sevâb için o nâm-ı şerîfi öperler ve o vasf-ı latîfe yüz sürerler idi.

740. O söylediğim gürûh bu fitne içinde, fitneden ve mehâbet-i katilden îmin oldular.

741. Beylerin ve vezîrin şerrinden, nâm-ı Ahmed'in penâhında îmin ve mahfûz oldular.

742. Onların nesli de çoğaldı; nûr-i Ahmed yardımcı geldi, yâr oldu.

743. Ve Tseviler'den nâm-ı Ahmed'i hor tutan diğer taife, fitnelerden ve re'yi uğursuz ve fenni uğursuz olan vezîrden hor ve zelîl oldular.

745. Onların dîni de ve hükmü de, eğri beyanlı olan risalelerden dolayı müşevveş oldu.

746. Hz. Ahmed'in nâmı işte böyle muâvenet eder; ya onun nûru nasıl muhafızlık eder?

Ahmed (aleyhi's-salâtü ve's-selâm)ın ism-i şerîfi böyle muâvenet ederse, ya onun nûru, kalblerde nasıl muhafızlık edeceğini teemmül et!

747. Hz. Ahmed'in adı muhkem ve kavî bir kal'a olunca, o rûh-i emînin zâtı acaba ne olur?

748. Bundan sonra o vezîrin belasından dolayı, çare kabul etmeyen kan dökücü zuhûr etti.

Ya'ni hîlekâr yahûdî vezîrin ektiği fitne tohumu sebebiyle zuhûr eden muhârebeden sonra, yine o fitnenin mâba'di olarak def'i mümkin olmayan hûn-rîz bir yahûdî pâdişâhı daha çıktı; nitekim âtîde kıssası beyân buyrulur.