Âişe (radıyallâhü anhâ)nın Mustafa (a.s.)a "Sen her yerde seccâdesiz namaz kılıyorsun, nasıl olur?" demesi
51. bölüm / 61 · 723 kelime · ~4 dk okuma
3416. Aişe bir gün Peygamber'e dedi ki: "Ya Resûlallah, sen âşikâr ve gizli"
3417. Her nereyi bulursan bir namaz kılarsın; pis ve denî ev içinde koşar!
3418. Gerçi bilirsin ki,'her bir murdar çocuk eriştiği her yere kaza-i hâcet etti.
"Müsta'mel kerden" kazâ-i hâcetten kinâyedir. Ya'ni, Aişe (radıyallâhü anha) vâlidemiz Resûl-i zîşân Efendimize dedi ki: "Yâ Resûlallâh, sen her neresi tesadüf ederse, âşikâr ve gizli olarak seccâdesiz bir namaz kılıverirsin. Halbuki evin içinde pis ve tahâretsiz kimseler de gezer ve tahâretten bî-haber birtakım çocukların da her gezindikleri yerlere kazâ-i hâcet ettiklerini de bilirsin. Bu nasıl olur?"
3419. Peygamber buyurdu ki: "Hak büyükler için necisi pâk eder, bil!"
Bu beyt-i şerîfte, الحمد لله جعلت لى الأرض مسجدا وطهورا ya'ni, “Allâh Teâlâ'ya hamdolsun ki, benim için arzı mescid ve tâhir kıldı!" hadîs-i şerîfine işaret buyurulur. Bu hadîs-i şerîfte iki nükte vardır. Birisi budur ki, "Hak Teâlâ ben ve emsâlim olan enbiyâ için arzı temiz yaptı" demek olur. Zîrâ yukarıda 3415 numaralı beyitte کی خورد بندهء خدا الا حلال buyurulmuş idi ki, bu lütuf ancak bende-i Hudâ olanlara mahsûs olur, bende-i hevâ olanlar hakkında değildir. İkincisi budur ki, şerâyi'-i sâirede îbâdet için bir mahall-i muayyen lâzım olduğu halde, ümmet-i Muhammed için, tahâretsizliği sâbit olmayan arzın her tarafı ittihâz olunabilir. Zîrâ şerîat-ı Ahmediyye'de vehim ve vesvese üzerine hüküm câiz değildir. Fakat adem-i tahâreti meşhûd olan mahalde namaz kılmak câiz olmaz. Eğer temiz olmayan bir mahalde bir kimse bilmeyerek namaz kılsa, bu namaz mu'teberdir. Zîra hadis-i şerifte رفع عن امتى الخطأ و النسيان ya'ni, "Benim ümmetimden hatâ ve nisyân ref olundu" buyurulur.
3420. O cihetten lütf-ı Hak benim secdegâhımı yedinci tabakaya kadar temiz [3428] yaptı.
Lütf-ı Hak benim secdegâhımı murdarlık cihetinden arzın yedi tabakasına kadar temiz yaptı. "Yedi tabaka"dan murâd, kürre-i arzın mâyi'-i nârî hâlinden kışır bağlamasna kadar yedi devir içinde geçirdiği tabaka-i istihâlâttır. Tafsili tabakātü'l-arz kitaplarında mündericdir.
3421. Sakın ve sakın şahlara hasedi terk et; ve yoksa cihanda bir İblîs olursun!
Bu sözler, Hz. Pîr'in doğrudan doğruya sâliklere nasâyihidir. Ve yâhût, şeyhe ta'n eden yabancı kimseye mürîdin nasihatidir. “Ey nefsâniyyet için- de bulunan kimse, insân-ı kâmilin mertebesine hased etme de, ona serfürû et! Eğer ona karşı serkeşlik edersen, sen de âlemde İblîs'in nazîri olursun!"
3422. Zîra o eğer bir zehir yese bal olur; sen eğer bir bal yesen bir zehir olur!
“İnsân-ı kâmil, cismânîlere göre bâtında zehir olan nefis taâmları yese, onun vücudunda o taâmlar bal mesâbesinde olan hakāyık ve maârif-i ilâhiy- yeye ve ibâdât ve tââta mübeddel olur. Ve eğer ey nefsânî, sen o nefis taâm- ları yesen, bunlar sende şehvet ve gazab ateşlerini alevlendirdiği cihetle, bâ- tında zehir olur!"
3423. Zîra o bedel oldu ve onun işi bedel oldu. Latif oldu ve onun her nârı nûr oldu!
“Zîrâ o insân-ı kâmilin evsâf-ı rûhâniyyesi evsâf-ı nefsâniyyesine bedel oldu; ve evsâf-ı rûhâniyye ile muttasıf olan kâmiller تخلقوا بأخلاق الله emrine im- tisâlen ahlâk-ı ilâhiyye ile tahalluk ettiklerinden, ef'âl-i Hak onların ef'âl-i be- şeriyyelerine bedel oldu. Kesâfet-i cismâniyyeden kurtulup, letâfet-i rûhâniy- ye mertebesine terakkî etti. Binâenaleyh onun her biri ateş mesâbesinde olan sıfât-ı nefsâniyyesi ayn-ı nûr olan sıfât-ı Rabbâniyye oldu!"
3424. Ebabil'e Hakk'ın kuvveti oldu. Ve yoksa bir kuş bir fili nasıl öldürür?
Kâ'be'yi yıkmak için gelen Ebrehe'nin filler ile mücehhez askerini Ebâbîl kuşları havadan taşlar atarak helâk etmiş idi. Bu hâl, Ebâbîl kuşlarında zâhir olan Hakk'ın kuvveti idi. Ve aksi halde bir küçük kuş koca bir fili nasıl öldü- rebilir? Bunda Hakk'ın kuvveti zâhir olduğu meydandadır.
3425. Birkaç kuşcağız bir orduyu bozdu; tâ bilesin ki, salâbet Hak'tandır
Ey müdrik olan insan, birkaç Ebâbíl kuşcağızının koca bir orduyu bozması, kuvvet ve salâbet-i Hak'tan olduğunu apaçık görüp bilmen içindir.
3426. Eğer sana bu kabilden vesvese gelirse, git, Ashab-ı Fil sûresini oku!
"Eğer küçük kuşların orduyu bozmasını vesvese-i şeytâniyye sebebiyle istib'âd edersen git Kur'ân-ı Kerim'de ألم تركيف (Fil, 105/1) ["Rabbinin ashâb-ı file nasıl yaptığını görmedin mi?"] sûresini oku!" Ma'lumdur ki bu tavsiye Kur'ân-ı Hak olduğuna îmân edenleredir, münkirlere değildir. Cenâb-ı Pîr'in münkirlere olan hitâbı bu Mesnevî-i Şerîfte başka başka şekillerdedir.
3427. Eğer onunla inad ve beraberlik edersen, eğer sen onlardan başını götürürsen beni kâfir bil!
Ve eğer sen o insân-ı kâmile karşı inad edip baş eğmez ve beraberlik da'vâsında bulunursan, muhakkak bil ki, helâk-i sûrî ve ma'nevîden başını kurtaramazsın. Eğer kurtarırsan beni kâfir bil! Ya'ni benim kâfir olmam muhâldir. Binâenaleyh sen de kurtulmanı muhâl bil, demek olur.