İçeriğe atla

Ayı ve o ahmak hikâyesinin tamâmıdır

5. bölüm / 61 · 1103 kelime · ~6 dk okuma

1995. Vaktāki ayı da ejderhadan kurtuldu ve o keremi merdçe olan adamdan gördü;

1996. O zaîf olan ayı Ashab-ı Kehf'in köpeği gibi o yük götürenin arkasında mülazim oldu.

Ejderhâya karşı za'fı sabit olan ayı, o kuvvetli ejderhâ ile boğuşmak yükünü yüklenmiş olan adamın arkasını ta'kîbe devâm etti.

1997. O müslüman hastalıktan baş koydu; ayı gönül bağlanıklığından bekçi oldu.

O ayıyı kurtaran müslüman hastalıktan dolayı başını yastığa koydu; ayı kemâl-i muhabbetten dolayı onun önünde bekçi oldu.

1998. O biri geçti ve ona dedi ki: "Hâl nedir? Ey birader senin için bu ayı kimdir?"

Oradan bir akıllı adam geçti ve o hastaya dedi ki: "Hâl nedir? Ey birâder bu ayı kimdir? Sana karşı hizmeti nedir?"

1999. Kıssayı ve ejderha vak'asını açık söyledi; dedi ki: "Ey ahmak, bir ayıya gönül koma!"

Hasta adam vak'ayı anlattı; o akıllı adam dedi ki: "Ey ahmak, bir ayıya gönül bağlayıp da onun bekçiliğine i'timâd etme!"

2000. "Ahmakın dostluğu düşmanlıktan beterdir; o bildiğin her tedbîr ile ko- [2015] ğulmağa layıktır."

2001. Dedi: "Vallâhi bunu hasûdluktan söyledi; ve yoksa ayılığa ne bakarsın, bu muhabbeti gör!"

Hasta adam cevâben dedi: "Vallâhi bu sözleri bu adam hasedinden dolayı böyle söyledi. Sen onun ayılığına ne bakıyorsun, muhabbetinin derecesine ve şiddetine bak!"

2002. Dedi: "Ahmakların muhabbeti işve vericidir; benim bu hasûdluğum onun muhabbetinden iyidir."

Akıllı adam da dedi ki: "Ahmakların muhabbeti zâhirde işve verir ve insanı aldatır. Senin telakkî ettiğin benim bu hasûdluğum ayının muhabbetinden iyidir."

2003. "Hey, benim ile gel, bu ayıyı koğ; ayıyı ihtiyar etme, hemcinsi bırakma!"

"Hey efendi, gel benim ile beraber gel de bu ayıyı def' et; hemcinsin olan insanları bırakıp ayıyı intihâb ve ihtiyâr etme!"

2004. Dedi ki: "Git, git ey hasûd, kendi işini yap!" Dedi: "İşim bu idi, senin bahtın olmadı!"

Hasta adam dedi ki: "Haydi git, git ey hasedçi, kendi işine bak, benim işime karışma!" Akıl da ona cevâben dedi ki: "Benim işim bu idi ve seni ayının musâhabetinden kurtarmak idi; fakat ne yapayım ki, bu husûsta senin tâli'in yâr olmadı ve isti'dâdın benim ma'kül olan nasîhatımı kabûle müsâid bulunmadı." "Akıl"dan murâd, insân-ı kâmil; ve "ayı”dan murâd, ehl-i dünyâdır.

2005. Ey şerîf, ben bir ayıdan aşağı değilim; onu terk et, tâ ki ben sana mu-sahib olayım!

2006. Benim gönlüm bir endîşeden senin üzerine titrer; böyle bir ayı ile bir ormana gitme!

Ya'ni, "Hayvaniyyet sıfatıyla muttasıf olan kimseler ile mezâhir-i ilâhiyye ormanı olan bu âlem-i sûrette dolaşma!"

2007. Bu benim gönlüm asla beyhûdeden titremez; nûr-ı Hak'tır, bu ne da'vâ, ne de laftır!

"Benim gönlüm senin üzerine boş yere titremez; kalbimden doğup gelen nasihat, Hakk'ın nûrudur, kuru da'vâ ve lâf değildir."

2008. Ben Allah'ın nûruyla nazar eder olmuş mü'minim; sakın ve sakın bu âteşgededen kaç!

"Ateşgede", ateş mahalli demek olup, bundan nefsânî kimseler murâd olunur. Zîrâ nefis cehennem tabîatındadır.

2009. Bu hepsini söyledi, onun kulağına gitmedi; sû'-i zan kişiye bir azîm seddir.

Âkıl olan adam bu nasihatların hepsini söyledi, fakat hasta adamın kulağına girmedi. Zîrâ sû'-i zan idrâk-i hakikata hicâb olur.

2010. Onun elini tuttu, elini ondan çekti: “Mâdemki yar-ı reşîd değilsin, git-[2025] tim!" dedi.

Âkıl adam onun elini tuttu ve uyuyan adam da ondan elini çekti. Âkıl adam onun imtinâ'ını görünce dedi ki: "Mâdem sen reşîd ve aklı başında bir dost değilsin, işte ben gidiyorum ve seni kendi hâlinde bırakıyorum!"

2011. Dedi: "Git, sen benim üzerime gam yeyici olma; ey bü'l-fuzûl, ma'rifeti daha az yont!"

Hasta adam cevâben dedi ki: "Git, ayının musahibi olduğum için benim gamımı çekme! Ey benim karşımda zâid sözler ile bana nasîhata yeltenen kimse, daha az ma'rifet-fürûşluk tasla!"

2012. Tekrar ona dedi: "Ben senin düşmanın değilim; eğer benim arkamdan gelirsen, lütuf olur!"

Akıl adam tekrar o hasta adama dedi: "Ben senin düşmanın değilim, iyiliği istiyorum. Eğer benim arkamdan gelir ve bana tâbi' olup nasîhatımı tutarsan, hakkında lütuf olur!"

2013. Dedi: "Benim uykum vardır, beni bırak ve git!" Dedi: "Başka dosta münkād ol!"

Hasta adam cevâben dedi ki: "Benim uykum var, senin fuzûlî sözlerini dinleyemem; beni bırak da git!" Âkıl adam da ona cevâben dedi ki: “Mâdemki zevkin ve meşrebin benim musâhabetime uymadı, bâri kendi zevk ve meşrebine göre bir dosta ve musahibe muti' ve münkād ol!"

2014. “Tâ ki bir akılın hıfzında ve gönül sahibi bir dostun civarında uyuyasın!"

2015. Adam onun ciddinden hayale düştü; öfkeli oldu, hemen yüz çevirdi.

Hasta adam o âkıl adamın nasihat husûsundaki cidd ü sa'yinden fenâ hayâle düştü ve öfkelendi; derhal yüzünü ondan çevirdi.

2016. Şöyle ki: "Bu gālibâ benim kasdıma geldi, cânîdir; yahût tama' tutar dilenci ve külhanidir."

"Tûn” külhan ve "tûnî” külhana mensûb ma'nâsınadır; sefîl kimse demektir. Ya'ni, hasta adam bu âkılın cidd ü cehd ile olan nasîhatından sû'-i zanna düştü de, kendi kendine dedi ki; "Bu adamın bana böyle musallat oluşurna bakılırsa, gālibâ bana kasdı vardır ve cânî ve kātil bir adamdır; yâhûd benden bir fâide istihsâline tama' eden bir dilenci ve külhanlarda yatıp kalkan bir sefîldir."

2017. "Yahud yârânı ile bununla bahs tutuşmuştur ki, beni bu musahibden korkutsun."

"Girev besten", rehin bağlamak demektir. Ba'zı kimseler bir mes'ele üzerine bahis tutuşup, ortaya para ve sâir kıymetli bir şey koyarlar; onu bahsi kazanan alır. Türkçe'de, ortaya konan şeye “öndil” (أوكدل) derler. Ya'ni, hasta adamın fenâ hayalleri bu idi ki: “Bu adam ya bir katildir, yâhût bir dilenci veyâ sefîldir; ve yâhûd arkadaşları arasında, bu ayıdan beni korkutup böyle bir vefâkâr ayıya malik olmak için bahis tutuşmuştur. Velhâsıl, bana şiddetle musallat oluşuna bakılırsa, mutlakā bir menfaat te'mîni fikrindedir."

2018. Onun sırrının kötülüğünden, onun hatırına hiçbir iyi zan gelmedi.

O hasta adamın bâtını ve kalbi fenâ ve bozuk olduğundan, bu âkılın şiddetle vâki' olan nasîhatlarından onun hâtırına hep böyle fenâ hayaller gelir ve hiçbir iyi zan gelmez idi. Binâenaleyh bir kimse bir mes'eleyi muhâkeme ederken, hâtırına hep fenâ hayaller gelir ve aslâ iyi bir cihet gelmezse, bu hâl bâtın bozukluğuna delâlet eder. Bu beyt-i şerîfte, sûre-i Hucurât'ta vâki' يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ أَثْمٌ (Hucurât, 49/12) ya'ni, “Ey îmân eden kimseler, zannın çoğundan içtinâb edin; zîrâ zannın ba'zısı günahtır!” âyet-i kerîmesine işâret buyurulur.

2019. Onun iyi zannı cümleten ayı üzerine idi; o galiba ayının hemcinsi idi.

Hasta adam hüsn-i zannını kendi cinsinden olan insana tevcih etmeyip, tamâmiyle ayıya tevcih ettiği için, gālibâ ayı cinsinden idi. Zîrâ cins cinsine meyl eder.

2020. Bir akıle köpeklikten dolayı töhmet koydu; ayıyı muhabbet ve adalet eh-li bildi.

Binâenaleyh ayıya meyli sebebiyle hayvâniyyetini meydana koymak için, kendi cinsinden olan bir insân-ı âkıle töhmet ve kabâhat isnâd etti ve ayıya da insanlara mahsûs olan muhabbet ve adâleti izâfe etti. Hamâkatının derecesine bak ki, başı ayak ve ayağı da baş yaptı!

Ankaravî nüshasında bu bahis böyle bir ünvân ile tefrîk olunmamıştır. Hind nüshalarında mevcuttur. Bu cildin fihristinde bahis taharrîsine kolaylık olacağı mütâlaasıyla, fakîr de derc ettim.