İçeriğe atla

Mustafa (a.s.)ın hasta sahâbenin iyâdetine gitmesi ve onun fâidesinin beyânı

10. bölüm / 61 · 680 kelime · ~4 dk okuma

2127. Ashabdan bir efendi hasta oldu; ve o, o hastalıktan iplik gibi oldu.

Ashâb-ı kirâm efendilerimizden bir efendi hasta oldu ve o zât-ı şerîfin vücûdu o hastalık içinde iplik gibi ipince oldu.

2128. Mustafa onun tarafına iyâdete geldi; zîrâ onun huyu bütün lütuf ve kerem idi.

Mustafa (s.a.v.) Efendimiz o sahâbenin hâtırını sormak için ziyâretine geldiler. Çünkü o efdal-i beşer Efendimiz'in hûy-ı mübârekleri ve âdet-i seniyyeleri hep âmme-i mü'minîn hakkında lütuf ve keremden ibaret idi.

2129. Senin iyâdete gitmende fâide vardır, onun fâidesi yine sana aiddir.

2130. Birinci faidesi odur ki, o hasta olan şahıs, ola ki bir kutub ve şâh-ı Celil olsun.

Ya'ni, "İyâdetine gittiğin hasta bir zât, belki kalblere nûr veren bir kutb-ı irşad olur; ve yâhût ind-i ilâhîde kıymetdâr bir ma'nevî şâh olur!".

2131. Ve eğer kutub olmazsa, yol arkadaşı olur; ve eğer şâh olmazsa, askerin atlısı olur.

"İspeh", "sipâh"ın muhaffefidir; asker ma'nâsınadır.

2132. Ey inatçı, mâdemki kalbin iki gözünü tutmazsın, şöyle ki odunu uddan bilemezsin!

Ey kendi zekâsına i'timâd eden inatçı, senin kalbinin iki gözü kapalıdır ve ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn mertebeleri sende yoktur. Öyle bir körsün ki, odun ile ûd (öd) ağacı arasını tefrîk edemezsin. Ya'ni kâmil ile nâkısı fark edebilecek bir halde değilsin.

2133. Mâdemki âlemde bir hazîne vardır, incinme; asla harabeyi defîneden hâlî bilme!

Mâdemki âlemde Hakk'ın hazînesi olan velî vardır, onu arayıp bulacağım diye zahmet çekme. Her gördüğün “Allâh” diyen dervîş ve fakîri, bu hazîneden ve defineden boş bilme ve ona hüsn-i zan et. Nitekim Türkçe'de "Her gördüğünü Hızır bil; her geceni Kadir bil!" darb-ı meseli meşhûrdur.

2134. Her dervişe boşuna kasd et; alâmet bulduğun vakit, cidd ile tavaf et!

Vâkıâ her dervîş ve fakîr kıyafetli olan kimsenin, hazîne-i Hak olan bir velî olması lâzım gelmez. Fakat mâdemki onun sûret-i zâhiri fukarâ ve dervîşler tarzındadır, ona hüsn-i zan ederek ibtidâ bir hürmet-i zâhirîde bulun ve ona teveccühün varsın güzâf cihetinden ve boşuna olsun. Fakat onda velâ- yet alâmeti bulursan, bu ca'lî hürmeti ciddiyete tahvíl edip, artık onun etrâfını tavaf et.

2135. Mâdemki senin o bâtın görücü gözün olmadı, her vücudda hazîne zannet!

Mâdemki senin kalb gözün açık değildir ve herkesin bâtınını göremiyorsun, o halde her gördüğün vücûdda Cenâb-ı Hakk'ın bir hazîne-i feyzi olduğunu zannet. Ve elbette bu sâyede bir gün teveccühün mahalline masrûf olur.

2136. Böyle olunca, yârânın sılasını lazım olan yol addet; piyâde ve süvârî, her kim olursa olsun!

“Sille”, kesr ve teşdîd ile, ulaşmak ve hediye vermek ve atâ ma'nâlarına gelir. Bu beyt-i şerîfte olduğu gibi teşdîdsiz dahi telaffuz olunur. Ya'ni, tarîkat kardeşlerine karşı lütuf ve ihsân ile muâmeleyi, lâzım olan bir yol ve usûl say. Bu husûsta aralarını tefrîk etme; ister piyâde, ya'ni mübtedî ve ister süvârî ya'ni müntehî olsun.

2137. Ve eğer düşman olursa da, bu ihsân iyidir; zîrâ ihsân ile çok düşman dost olmuştur.

2138. Ve eğer dost olmazsa, onun kîni noksân olur; zîrâ ki ihsân kîne merhem olur.

2139. Onun gayri çok fâideler vardır; ve fakat ey iyi dost, senin melâlinden korkucuyum!

Hasta ziyaretinin, bu zikrettiğimiz fâidelerden başka daha birçok fâideleri de vardır. Fakat ey iyi dost, eğer ben bunları ta'dâd edersem, bahis uzar ve dinlemekten sana da fütûr ve melâl gelir diye korkarım! Hind nüshalarında از ملالت yerine از درازی vaki'dir. Ma'nâsı, "Bahsin uzunluğundan korkarım" demek olur. "Ey iyi dost" hitâbı, bu Mesnevî-i Şerîfi yazan Çelebi Hü- sâmeddîn (k.s.) hazretlerine olmak câiz bulunduğu gibi, kemâl-i ihlâs ile Mesnevî-i Şerîfi okuyanların hepsine şamil olabilir.

2140. Hâsılı bu geldi ki, cem'in yarı ol; put yapıcı gibi taştan bir dost yont!

Hâsıl-ı kelâm budur ki, bir cem'iyyetin refîki ol. Zîrâ ehl-i sülükün münferit yaşamasında zararlar vardır. İhvân-ı tarîkat ile ihtilât ve musâhabet lâzımdır. Bilfarz eğer tarîk arkadaşı bulamazsan, cemâd ve taş mesâbesinde olan ehl-i dünyâdan birisini dost ittihâz eyle ve onu tarîk arkadaşı yapmağa sa'y et.

2141. Zîra ki kervanın çokluğu ve cem'iyyeti, yol vurucuların zahrını ve mızrağını kırar.

Kervan halkı ne kadar çok ve cem'iyyetli olursa, eşkıyâya karşı mukāvemeti ziyâde olur ve eşkıyânın kuvvetini ve silâhını hükümsüz bırakır. Zîrâ hadis-i şerifte, الجماعة رحمة ya'ni, “Cemâat rahmettir” ve يد الله مع الجماعة ya'ni, “Allâh'ın yedi cemâat ile beraberdir” buyurulmuştur.