Halkın o ağaç tarafına doğru dışarıya gitmesi
4. bölüm / 81 · 626 kelime · ~4 dk okuma
2463. Vaktaki o ağaç tarafına doğru dışarıya gittiler, dedi ki: "Onun elini arkasına sıkı bağlayın."
Vaktāki Dâvûd (a.s.)'ın hükmünden şikâyet eden halk, cenâb-ı Dâvûd ile berâber o ağaç tarafına doğru gittiler, Dâvûd (a.s.) halka hitâben buyurdu ki: "Bu öküz da'vâcısının ellerini arkasına sıkı bağlayın."
2464. Ta ki onun günahını ve cürmünü ızhar edeyim, tâ ki adl bayrağını sahrâ üzerine dikeyim."
2465. Dedi: "Ey köpek bunun ceddini öldürmüşsün; sen kölesin, bu yüzden efendi olmuşsun!"
Müddeînin ellerini arkasına bağladıktan sonra Dâvûd (a.s.) ona hitâben buyurdu ki: "Ey köpek, sen bu öküzü kesen fakîrin ceddini öldürmüşsün, sen onun kölesisin. Bu katl yüzünden efendi olmuşsun."
2466. "Efendiyi öldürdün ve onun malını götürdün; Yezdân onun halini aşikâr etti."
"Ey mel'ûn, bunun ceddi olan efendini öldürdün ve sonra da onun malını zabtettin; işte bugün Hâlık Teâlâ hazretleri onun hâlini meydana çıkardı."
2467. "O senin kadının onun câriyesi olmuş idi; bu efendiye o da cefâ göstermiştir."
"Şimdiki halde senin taht-ı nikâhında bulunan zevcen, öldürdüğün efendinin câriyesi olmuş idi. Bu câriye dahi sana tâbi' olup efendiye seninle berâber cefâ etmiştir."
2468. "Ondan dişi ve erkek her ne doğdu ise, onlar baştan başa vârisin mülkü olur."
2469. "Sen kölesin kesb ü kârın onun mülküdür; şerîat istedin, şerîatı al, git iyi midir?"
"Sen bu fakîrin ceddinin kölesisin ve zevcen dahi onun câriyesidir; ve bir köle ile câriyeden doğan çocuklar dahi, asla tebean efendinin kölesi ve câri- yesi olur. Ve köle olduğun için senin kâr ve kisbin dahi efendine aiddir; ve bu öküzü kesen fakir ise, o öldürdüğün efendinin vârisidir. Binâenaleyh sen ve zevcen ve malın ve mülkün ve çocukların hep bu vârisin olur. Mâdemki sen gasb ettiğin maldan bir öküzü, asıl sahibi olan vâristen esirgeyip şerîat istedin, al şerîatı de git, bak iyi mi oldu! Eğer öküzü bu fakîre bırakıp da'vâdan vazgeçe idin, Hak Teâlâ hazretleri senin bu hıyânetini hayât-ı dünyeviyyede mestûr bırakacak idi."
2470. "Efendiyi zulm ile zâr zâr öldürdün; efendi de burada amân deyici idi."
2471. "Gördüğün korkunç bir hayalden dolayı, bıçağı aceleden toprak altına gömdün."
2472. "İşte onun başı bıçak ile beraber yer altındadır, bu yeri böyle tekrar kazın."
"Bu yeri böyle tekrar kazın" ifadesinden Dâvûd (a.s.)ın kazılacak mahallin dâiresini ta'yîn buyurduğu anlaşılır.
2473. "Bu köpeğin adı dahi bıçak üzerinde yazılmıştır; efendiye böyle mekr ve zarar yaptı."
Bu beyt-i şerîfe iki türlü ma'nâ vermek câizdir. Birisi budur ki: "Ey halk, eğer fiil-i katlin fâili bu zâlim olduğunda şübheniz varsa, yer altından çıkan bıçağa bakınız. Zîrâ fiil-i katl bu zâlimin kendi bıçağı ile vâki' olmuştur ve hattâ bıçağın üzerinde kendi nâmı mahkûktür. O zâlim efendisine benim beyân ettiğim vech ile böyle mekr ve zarar yaptı. Bu bıçak dahi, şâhididir."
Diğer ma'nâ da budur ki: "Ey halk, fiil-i katlin bu müddeî tarafından yapıldığına şâhit isterseniz bıçağın üstünde taraf-ı gaybdan yazılmış olan yazılara bakınız ki, onun ismi ve efendisine yapmış olduğu böyle mekr ve zarar tamâmiyle muharrerdir."
2473. Öyle yaptılar; vaktāki kazdılar, yerde o bıçağı ve başı buldular.
Halk Dâvûd (a.s.)ın emri vech ile hareket ettiler ve gösterdiği mahalli kazdıkları vakit, orada o bıçağı ve efendinin başını buldular.
2474. O zaman halk içine velvele düştü, her birisi belden zünnârı kesti.
Halk Dâvûd (a.s.)ın bu mu'cizesini gördüğü zaman, kemâl-i teessürlerinden bir velvele kopardılar ve mukaddemâ Dâvûd (a.s.)ın verdiği hükme i'tirâz edenler inkâr zünnârını bellerinden kestiler.
2475. Ondan sonra ona dedi: "Ey adâlet isteyici gel! O kara yüz ile kendi adâletini al!"
Hakîkat-i hâl zâhir olduktan sonra Dâvûd (a.s.) öküz da'vâcısı olan kātile hitâben buyurdu ki: "Sen verdiğim hükme râzı olmayıp adâlet istedin, göğsünü taşla döğmekte idin. Gel bakalım şimdi o kara yüz ile hakkında îcâb eden adâleti al!" Hind nüshalarında ikinci mısra' داد خود بستان تو از این رو سیاه ya'ni "Kendi dâdını bu kara yüzlüden al!" sûretinde vâki' olduğuna göre bu hitâb, öküzü kesen fakîr hakkında olmak lâzım gelir.