Tövbe kapısının dâimâ açık olması beyânındadır
21. bölüm / 48 · 702 kelime · ~4 dk okuma
2494. "Sakın bundan sonra yapma, ihtiraz tut; zîra bahşayişden tövbe kapısı açıkdır!"
"Ey Fir'avn sakın bundan sonra fesâd yapma, Hak Teâlâ'nın kahrından ihtirâz et ve yaptığın fenâlıklardan dolayı pişmân ol! Zîrâ henüz hayât-ı dün- yeviyye içindesin ve tövbe etmek kapısı kapanmamışdır."
2495. "Tövbe için mağrib canibinden bir kapı vardır, halk üzerine kıyamete kadar açık olur."
"Verî", "vera" kelimesinin kāide-i Fürs üzere imâle olunmuşudur, "halk" ma'nâsınadır. Bu beyt-i şerifde Ebû Hüreyre hazretlerinden mervî olan من تاب قبل ان تطلع الشمس من مغربها تاب الله عليه Ya'ni, "Kim ki güneşin mağribden tulû'un- dan evvel tövbe ederse, Allâh Teâlâ tövbesini kabûl eder" hadîs-i şerîfine işâ- ret buyurulur. Bu hadis-i şerîfin âfâkî ve enfüsî ma'nâları vardır. Âfâkîsi bu- dur ki: Arzın ömrü nihâyet bulduğu vakit, mihveri etrafındaki devri kuvâ-yı tabîiyyeden bir sebeb tahtında mütezelzil olup, emr-i Hak'la tersine vâki' olur. Halk bu fevkalâdeliği gördüğü vakit, korkup Allâh'a rücû' ederler; fakat belâ vaktinde tövbe makbûl olmaz. Enfüsîsi budur ki: من مات فقد قامت قيامته Ya'ni, "Ölen kimsenin muhakkak kıyâmeti koptu" hadîs-i şerîfi mûcibince, mevt her ferd-i beşerin kıyâmetidir; ve hâl-i ihtizâr rûh-i insânî güneşinin, cism-i kesîf mağribinden, cism-i latîf-i berzahîye tulû'udur ki, bu tulû' esnâsında, hâl-i ihtizârda bulunan kimseye ahvâl-i berzâh münkeşif olur ve inkâr ettiği şeyleri görüp tasdîk eder ve fakat bu anda tövbesi makbûl olmaz; zîrâ muhtezir gayba îmân getirmiş olmayıp, ancak îmân-ı şuhûdî sahibi olur. Halbuki ind-i ilâhîde makbul olan الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بالغيب (Bakara, 2/3) ["Gayba îmân edenler"] âyet-i kerîmesi mûcibince îmân-ı gaybîdir.
2496. Sekiz cennetin rahmetden sekiz kapısı vardır, ey oğul, o sekizden birisi tövbe kapısıdır.
Hind nüshalarında "heşt cennet" yerine "hest cennet" vâki'dir. Ma'nâsı "Cennetin rahmetden nâşî sekiz kapısı vardır" demek olur. Ma'lûm olsun ki, sekiz cennetin isimleri ve merâtibi hakkında ehlullâhın muhtelif beyânâtı vardır.
Ankaravî hazretleri şu tertib üzere beyân buyurur: 1. Cennet-i Adn, 2. Cennet-i Vesîle, 3. Cennet-i Firdevs, 4. Cennet-i Huld, 5. Cennet-i Naîm, 6. Cennet-i Me'vâ, 7. Dârü's-selâm, 8. Dârü'l-karâr'dır. Bu isimlerin her birisi Kur'ân-ı Kerîm'de mezkûrdur. Bunların sekiz kapısı vardır: 1. Tövbe kapısıdır ki, her vakit açıkdır.2. Zekât kapısı, 3. Namaz kapısı, 4. Reyyân kapısı ki, oruç tutanlara mahsusdur. 5. Hac kapısı, 6. Cihâd kapısı, 7. Vera' kapısı ki, ehl-i takvâya mahsûsdur. 8. Sıla kapısı ki, sıla edip, akrabâsını ziyaret edenlere mahsûstur.
Abdülkerîm Cîlî hazretleri ise el-İnsânü'l-Kâmil nâmındaki eserinde şu sûretle beyân buyurulur: 1. Cennetü's-Selâm, yâhud Cennetü'l-Mücâzât. Bu cennetin kapısı a'mâl-i sâlihadandır; tövbe ise a'mâl-i sâlihadandır. 2. Cennetü'l-Hulk, yâhud Cennetü'l-Mekâsib. 3. Cennetü'l-Mevâhib, 4. Cennetü'n-Naîm yâhud Cennetü'l-istihkāk, 5. Cennetü'l-Firdevs, yâhud Cennetü'l-Maârif, 6. Cennetü'l-Fazîle, 7. Cennetü's-Sıfât, 8. Cennetü'z-Zât. Mezkûr kitâbda bu cennetlerin her birisinin ahvâli ve ehli hakkında tafsilât vardır.
Azîz Nesefî hazretleri dahi Resâilinde şöyle buyuruyor: "Sekiz cennet vardır, her bir cennetin evvelinde bir ağaç vardır ve her bir ağacın bir adı vardır; o cennete o ağacın ismi ile tesmiye ederler. Evvelki ağacın ismi "Vücûd"dur ve ikinci ağacın ismi "Mizâc"dır, üçüncü ağacın ismi "Akıl"dır, dördüncü ağacın ismi "İlim"dir, beşinci ağacın ismi "Hulk"dur, altıncı ağacın ismi "İrfân", yedinci ağacın ismi "Yakîn", sekizinci ağacın ismi "Muayene"dir. Imdi cennetin vücûdu sâbitdir ve fakat keyfiyeti meçhûldür. Enbiyâ ve evliyâ hazarâtı taraflarından vâki' olan tavsîfât ise temsilâtdan ibarettir."
2497. O cümle gâh açık olur, gâh kalkık; ve o tövbe kapısı açığın gayri olmaz.
Ya'ni, "Yukarıda zikr olunan cennetin bütün kapıları gâh açık olur, gâh kapalı olur. Dâimâ açık olan kapı, "tövbe kapısı"dır; bu kapı kullar için aslâ kapanmaz." Ma'lûm olsun ki, âlem-i nefsâniyyet ve kesâfet ayn-ı cehennemdir ve âlem-i rûhâniyyet ise ayn-ı cennetdir. Ve pek açık bir şeydir ki, bir şeyden yüz çevirmeyince, dîğer şeye teveccüh olunmaz; binâenaleyh nefsâniyet ve tabîat âleminin ahkâmında müstağrak olan bir kimse, bu âlemden bıkıp, rûhâniyet âlemine teveccüh edince, cennetin kapısına dâhil olmuş bulunur. Ve tövbe ve rücû' ise, ancak bundan ibaretdir; ve bu tövbe ve rücû' kapısı ise, efrâd-ı beşerin her birisi için dâimâ açıkdır; dîğer kapılar böyle değildir. Meselâ Namaz ve Oruç kapıları evkāt ile mukayyeddir, binâenaleyh gâh açık ve gâh kapalı olur. Cennet-i Maârif de böyledir.
2498. Agah ol, ganîmet tut, kapı açıkdır; çabuk hasûdun körlüğüne yönünü oraya çek!
"Ey Fir'avn veyâhud Fir'avn meşrebinde olan kimse, kendine gel, azgınlıkdan vazgeç, tövbe ve rücû' kapısının dâimâ açık olmasını ganîmet bil ve fırsatı fevt etme; çabuk, hasûd olan şeytanın körlüğüne, cisim evinin eşyası olan efkâr ve a'mâlini o tövbe kapısına çek!"