Kelime-i Tevhîd'in önündeki başlıca engel nedir?
Kelime-i Tevhîd'in önündeki başlıca engel, tasavvufî sülûkun her mertebesinde farklı tezahür eden "nefs"tir. Bu engel, sâlikin bidâyetinde gaflet ve cehâlet, vasatında ucb ve riyâ gibi hallerle ortaya çıkarken, nihâyetinde ise kendi tahakkukundan haberdar olma gibi daha ince bir hicâb olarak belirir. Kelime-i Tevhîd'in "Lâ ilâhe" kısmı, Hak'tan başka her şeyi nefyetmeyi, yani nefsin iddialarını ortadan kaldırmayı gerektirir; bu nefyin tam olarak idrak edilememesi, Kelime-i Tevhîd'in hakikatine ulaşmanın önündeki temel maniadır¹.
Detaylı cevap
Kelime-i Tevhîd, "Lâ ilâhe illâllâh" kelimesidir ve tasavvufta bütün zikirlerin temeli, Hakk'a teveccühün asıl ifadesidir. Bu kelimenin hakikatine vâsıl olmanın önündeki başlıca engel, sâlikin nefsidir. Nefs, sülûkun farklı aşamalarında değişik biçimlerde ortaya çıkarak Kelime-i Tevhîd'in manasının idrakini zorlaştırır.
Sülûkun bidâyetinde, yani başlangıç aşamasında, nefsin engelleri cehâlet ve gaflettir. Sâlik, Kelime-i Tevhîd'in derin manalarını, yolunu ve mürşidini bilmediği için cehâletle maluldür. Ayrıca, Allah'tan habersizlik anlamına gelen gaflet de bu aşamada Kelime-i Tevhîd'in zikredilmesine rağmen kalbe nüfuz etmesini engeller. Şehvet ve gazap gibi nefs-i emmârenin temel güçleri ile mâsiyyetler de kalbi karartarak Kelime-i Tevhîd'in nurunun tecellisine mani olur.
Sülûkun vasatında, yani orta aşamalarında, nefsin engelleri daha incelir. Bu merhalede ucb (kendini beğenme) ve riyâ (gösteriş) gibi haller Kelime-i Tevhîd'in samimiyetle zikredilmesine engel teşkil eder. Sâlik, az bir riyâzat sonrası kerâmetler zuhur ettiğinde "Ben bir şeyim" diyerek nefsine kapılabilir; bu durum, Kelime-i Tevhîd'in "Lâ ilâhe" kısmındaki nefyin tam olarak gerçekleşmediğini gösterir.
Kelime-i Tevhîd'in yapısı, "Lâ ilâhe" (nefiy) ve "illâllâh" (isbat) olmak üzere iki kısımdan oluşur. "Lâ ilâhe" kısmı, Hak'tan başka bütün vücut iddialarının nefyini, yani yok edilmesini ifade eder. Bu kısımda kişi, "lâ" derken içindeki sevdiklerini, "ilâhe" derken dışarıdaki sevdiklerini ve "he" dediğinde de bütün kayıtlı ve hayal ürünü olan varlıkları olumsuzlayıp ortada hiçbir şeyin kalmamış olması halinin idrakini yaşamalıdır¹. Bu nefyin tam olarak idrak edilememesi ve nefsin bu iddialardan vazgeçmemesi, Kelime-i Tevhîd'in hakikatine ulaşmanın önündeki en büyük engeldir. Zira Kelime-i Tevhîd'in sonundaki "Allah" lafzının zuhur mahalli Muhammedî mertebedir ve bu mertebede "Lâ ilâhe illâllâh"ın tamamı müşahede iledir². Bu müşahedeye ulaşmak için nefsin engellerinin aşılması zaruridir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i Tevhîd · s.325“"Lâ ilâhe", Kelime-i Tevhid'in birinci, yani olumsuzlama bölümüdür. ... Bu kısımda kişi, yukarıda belirtildiği gibi bir idrak içinde olmalı, "lâ" derken içindek”Oku
- 2Sohbet Arası Sohbetler CD 9 (2002) · s.243“Çünkü Kelime-i Tevhid’in sonundaki “Allah” lafsının zuhur mahali mertebe-i İseviyet değil mertebe-i Muhammeddir. Muhammed (as) “la ilahe illa Allah” Kelime-i Te”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.