İçeriğe atla

Mesnevî-i Şerîf'in üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme1 kaynak
Kısa cevap

Mesnevî-i Şerîf, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin altı ciltlik, yaklaşık 25 bin beyitten oluşan manzûm tasavvuf eseridir ve her tasavvufî kavram gibi üç açılım diliyle idrâk edilebilir: lugat, akâid ve mârifet. Lugat düzeyinde "şerefli mesnevî, ikili kafiye" anlamına gelirken, akâid düzeyinde Kur'ân'ın özü ('Mağz-ı Kur'ân') ve Pehlevî dilinde Kur'ân olarak kabul edilir. Mârifet düzeyinde ise, ilâhî hakikatlerin ve mârifet beyitlerinin Hüsâmeddin Çelebi gibi ârifler için açıldığı, Hak'tan ayrılığın niyâz edildiği bir eserdir; bu, sâlikin zevkle bildiği bâtınî hakikatleri içerir¹.

Detaylı cevap

Her tasavvufî kavramın üç dilde ele alınması, Mesnevî-i Şerîf için de geçerlidir. Bu üç dil, kavramın katmanlı idrâkini sağlar ve sâlikin tahkîk yolculuğunda zarûrîdir.

Lugat Dili: Mesnevî-i Şerîf'in lugat anlamı, isminden gelir. "Mesnevî" kelimesi, "ikili kafiye" anlamına gelirken, "Şerîf" ise "şerefli" demektir. Dolayısıyla, lugat düzeyinde Mesnevî-i Şerîf, "şerefli ikili kafiye" ile yazılmış bir eserdir. Bu, kelimenin etimolojik kökeni ve herkesin paylaştığı zâhirî mânâsıdır.

Akâid Dili: Akâid düzeyinde Mesnevî-i Şerîf, İslâmî ilimlerdeki teknik anlamıyla ele alınır. Eser, "Mağz-ı Kur'ân" (Kur'ân'ın özü) ve "Pehlevî dilinde Kur'ân" olarak nitelendirilmiştir. Bu nitelemeler, Mesnevî'nin İslâm akâidi ve fıkhı içindeki yerini ve önemini vurgular. Eser, hikâyeler, kıssalar, tasavvufî tâ'vîller ve ahlâkî öğütler aracılığıyla ehl-i sünnet itikâdına uygun bir şekilde İslâmî hakikatleri sunar.

Mârifet Dili: Mârifet düzeyinde Mesnevî-i Şerîf, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikatleri ifade eder. Mevlânâ'nın talebesi Hüsâmeddin Çelebi'nin tâlebiyle yazılan bu eser, ilâhî ârifleri içeren beyitleriyle mârifet gülistanının goncaları mesabesindedir¹. Eserin meşhur girişi olan "Bişnev ez ney çün hikâyet mîkuned, ez cüdâyîhâ şikâyet mîkuned" (dinle neyi nasıl hikâye ediyor, ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor) ifadesi, insan rûhunun Hak'tan ayrılığının niyâzını ve bu ayrılıktan duyulan özlemi dile getirir. Bu, ehl-i Hak'ın zevkle bildiği, akâidi aşan ancak onu nakzetmeyen bâtınî bir idrâktir. Hüsâmeddin Çelebi'nin "kazanılmış yatkınlığının baharı henüz gelmemiş olduğundan, Mesnevî-i Şerîf gülistanının goncaları mesabesinde olan marifet beyitleri bir müddet açılmamış idi" ifadesi, mârifet dilinin ancak belirli bir manevî olgunlukla anlaşılabileceğine işaret eder¹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.29Çelebi'nin kevn âlemine ilişkin olan kazanılmış yatkınlığının açılmasına (gelişmesine); "goncalar" ile de ilâhî marifetleri içeren Mesnevî-i Şerîf'in beyitlerinOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.