İçeriğe atla

TB. Kelime-i Yûsufiyye eserinde Âlem-i Misâl kavramı nasıl ele alınır?

Kitap-KonuOrta düzey5 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Terzi Baba'nın "Kelime-i Yûsufiyye" eserinde Âlem-i Misâl, Hz. Yusuf (a.s.)'ın keşfiyle ilişkilendirilen nûrânî bir âlem olarak ele alınır. Bu âlem, soyut mânâlarla somut sûretler arasındaki geçiş mertebesi olup, tasavvufî vücud bahsinde dördüncü sırada yer alan bir berzahtır. Eserde, Hz. Yusuf'a bahşedilen "ilm-i ta'bîr"in, yani rüyâ yorumlama ilminin, misâlî hayalî sûretlerin keşfine dair nûrânî bir saltanat olduğu belirtilir¹. Âlem-i Misâl, ruhlar âleminden cisimler âlemine ulaşan "kutsal feyz"in aracısı olarak da tanımlanır ve bu âlemdeki sûretlerin idrâki hayal gücüyle gerçekleşir².

Detaylı cevap

Terzi Baba'nın "Kelime-i Yûsufiyye" eserinde Âlem-i Misâl, özellikle Hz. Yusuf (a.s.)'ın şahsiyeti ve ona verilen ilim üzerinden açıklanır. Eser, "Hikmet-i Nûriyye"nin Kelime-i Yûsufiyye'ye tahsis edilmesinin sebebini, Âlem-i Misâl'in nûrânî bir âlem olması ve Hz. Yusuf'un keşfinin de "misâlî" olmasıyla açıklar¹. Bu durum, Hz. Yusuf'a verilen "ilm-i ta'bîr"in, yani rüyâları yorumlama yeteneğinin, Âlem-i Misâl'deki hayalî sûretlerin keşfine dair ilâhî bir bilgi ve saltanat olduğunu gösterir¹.

Tasavvuf terminolojisinde Âlem-i Misâl, "âlem-i berzah" ve "latif bileşikler" olarak da adlandırılır². Bu âlem, ruhlar âlemi ile cisimler âlemi arasında bir köprü vazifesi görür ve ruhlar âleminden cisimler âlemine ulaşan "kutsal feyz"in aracısıdır². Âlem-i Misâl'deki sûretlerin idrâki, insanın hayal gücü vasıtasıyla gerçekleşir². Terzi Baba, bu mertebenin, Zât'ın hariçte birtakım latif şekil ve sûretlerle zuhuru olduğunu ve ruh âleminden meydana gelen her bir ferdin, cisimler âleminde kazanacağı sûrete benzeyen bir sûretin bu âlemde meydana gelmesi sebebiyle "misâl âlemi" adını aldığını belirtir³·⁴. Rüyâlar ve mükâşefeler gibi "rû'yet" olarak belirtilenler, misâl âleminden, latif âlemden izâfi bir şekilde görülüp zâhirî benlik-nefs âlemine aktarılanlardır⁵·⁶·⁷. Bu, Âlem-i Misâl'in, soyut mânâların somut sûretlere büründüğü bir mahal olduğunu ve bu sûretlerin, sâlikin kalb gözü açık olduğunda bu dünyada dahi görülebileceğini ifade eder⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Yûsufiyye · s.1KELİME-İ YÛSUFİYYE’DE MÜNDEMİC HİKMET-İ NÛRİYYE’NİN BEYÂNINDA OLAN FASTIR “Hikmet-i nûriyye”nin Kelime-i Yûsufiyye’ye tahsîs olunmasındaki sebeb budur ki, âlem-Oku
  2. 2Kelime-i Âdemiyye · s.46Çünkü bunları idrak eden hayal gücüdür; ve âlem-i misâle "âlem-i berzah" ve "latif bileşikler" de derler; ve tasavvuf ehlinin terminolojisinde ruhlar âlemi ile Oku
  3. 3Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.25Bu varlıkların “zâhire” (âlem-i şehâdet) e ulaşabilmeleri için bir ara, geçiş âlemi gerekiyor idi, bu da; yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız, bu mertebenin MaliOku
  4. 4Enbiyâ Sûresi · s.242Bu varlıkların “zâhire” (âlem-i şehâdet) e ulaşabilmeleri için bir ara, geçiş âlemi gerekiyor idi, bu da; yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız, bu mertebenin MaliOku
  5. 5Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.19“Ve işte böylece Rab'bin seni seçecek” Mertebe-i Yûsufiyyenin, âlem-i mîsalden dünya beşer, Ef’âl mertebesine nüzûlü vakti gelmiş, Yâkûbiyyet ocağında bir çocukOku
  6. 6Esintiler (4) · s.18“Ve işte böylece Rab'bin seni seçecek” Mertebe-i Yûsufiyyenin, âlem-i mîsalden dünya beşer, Ef’âl mertebesine nüzûlü vakti gelmiş, Yâkûbiyyet ocağında bir çocukOku
  7. 7Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Tuzak, Mekr, Hileli Zuhûrât (6) · s.20“Ve işte böylece Rab'bin seni seçecek” Mertebe-i Yûsufiyyenin, âlem-i mîsalden dünya beşer, Ef’âl mertebesine nüzûlü vakti gelmiş, Yâkûbiyyet ocağında bir çocukOku
  8. 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1162Fakat o süretler gaybda ya'ni âlem-i misâlde doğar ve âlem-i dünyâda ve şehâdette görünmez. Vaktâki âlem-i misâl tarafına gidersin, onları misâli olan cismin göOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.