Kul yâ eyyuhâ-nnâsu in kuntum fî şekkin min dînî felâ a'budu-lleżîne ta'budûne min dûni(A)llâhi velâkin a'budu(A)llâhe-lleżî yeteveffâkum(s) veumirtu en ekûne mine-lmu/minîn(e)
De ki: "Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah'a kulluk ederim. Bana mü'minlerden olmam emrolundu."
Yûnus Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Kul yâ eyyuhâ-nnâsu in kuntum fî şekkin min dînî felâ a’budu-llezîne ta’budûne min dûni(A)llâhi velâkin a’budu(A)llâhe-llezî yeteveffâkum veumirtu en ekûne mine-lmu/minîn(e)” De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” (10/104)
Kafirin sûresinde bunu en güzel şekilde açıklanmıştır.
لَكُمْ دٖينُكُمْ وَلِىَ دٖينِ
(109-6) Lekum dînukum ve liye dîn.
“Sizin dîniniz sizin ve benim dînim benim.”
Hiçbir şekilde karşı tarafı tahkir eden bir ifâde olmadan çok tabî olarak uyarı yapılmaktadır.
Efendimiz (s.a.v) bütün âlemin hakîkatini bildiğinden dolayı zorlamaya kalkışmaz, herkesin a’yan-ı sabitesinin gereğini ortaya koyacağını bildiği için zorlayarak imân ehli etmeye çalışmaz.
Sizin hayali ve nefsi kurguladığınız dininiz sizin olsun bizim, İlâhi ve akli gönül dinimiz bizim olsun.
Enes radıyallahu anh şöyle demiştir:
Resûlullah’a tam on yıl hizmet ettim. Bana bir defâ bile “öf!” demedi. Yaptığım bir şeyden dolayı “Niye böyle yaptın?”, demediği gibi, yapmadığım bir şey sebebiyle “Şöyle yapsan olmaz mıydı?” da demedi.[78]