Kul hel min şurakâ-ikum men yehdî ilâ-lhakk(i)(c) kuli(A)llâhu yehdî lilhakk(i)(k) efemen yehdî ilâ-lhakki ehakku en yuttebe'a emmen lâ yehiddî illâ en yuhdâ(s) femâ lekum keyfe tahkumûn(e)
De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"
Yûnus Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Kul hel min şurakâ-ikum men yehdî ilâ-lhakk(i) kuli(A)llâhu yehdî lilhakk(i) efemen yehdî ilâ-lhakki ehakku en yuttebe’a emmen lâ yehiddî illâ en yuhdâ femâ lekum keyfe tahkumûn(e)” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” (10/35)
Ortak koşulan, hayali vehimi ne varsa hakka iletemez, ulaştıramaz. Âdem a.s. dan bugüne tüm insanların ömrü bir kişiye verilse ve uzay gemisine ile uzaya gönderilse yinede Hakka ulaşamaz… Ancak gönül âleminde daha önce bu yolculuğa çıkmış ve mir’acını yapıp dönmüş bir irfan ehlinin eğitimi ile Hakk’a iletilebilir. Bu mu uyulmaya layıktır. Yoksa hayali ve vehimi bir eğitim sistemi ile yerinde duran mı? Uyulmaya layıktır. Eşyayı yerli yerine koymayan hüküm, hikmet değildir.