Metâ'un fî-ddunyâ śümme ileynâ merci'uhum śümme nużîkuhumu-l'ażâbe-şşedîde bimâ kânû yekfurûn(e)
Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkar etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız.
Yûnus Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Metâ’un fî-ddunyâ sümme ileynâ merci’uhum sümme nuzîkuhumu-l’azâbe-şşedîde bimâ kânû yekfurûn(e)” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. (10/70)
Hani bir atasözü vardır. “Tilkinin dönüp dolaşacağı yer yine kürkçü dükaknıdır. O kümes senin, bu bahçe senin, o kuş yuvası, fare yuvası gezip durur. Yediğini yer, yiyemediğini de ileride faydalanmak-yararlanmak için gömer durur. Ama peşinde onu kürkçü dükkanına malzeme yapmak için takip eden avcılar vardır. Av peşinde koşarken, onu bunun malını da araklarken bir gün avcıya av olur. Bu dünya hayatıda peşinde koşulan bir av, hakikati araklayan meta gibidir. Sonunda avken, av olunur ve ölüm tadılır. “İleyna” ile de yine zatına dönüleceği ifade edilmektedir. İşte inkarın karşılığı ise azap olduğu yine bildirilmektedir.