İçeriğe atla
Kâria 11Cüz 30 · Sayfa 600

Kâria Sûresi 11. Âyet

القارعة

Sohbete sor

Nârun hâmiye(tun)

O, kızgın bir ateştir.

Namaz Sûreleri (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

Nârun hâmiyeh. (11) Bu âyet-i kerîme de. Kızgın ateştir diye genel bir cehennem sahnesi çizilmektedir.

Kişiler yapmış oldukları nefsi emmâre istekli fiillerinin neticesinde üzerlerinde ağırlaşan günah yükleri kendilerini aşağıların aşağılarına indirir ve böylece “haviye” ismi verilen yer onları karşılar ve onun içine girerler. Böylece

orası onların anaları-saran kucaklar olur, İşte cehennem-haviye onları ananın çocuğunu sevdiği gibi sever. Ancak bu sevme haviye tarafından istenen bir şey isede, sevilen tarafından dayanılmaz bir ızdıraptır. Haviyenin görevi ve hazzı yakmaktır. Böylece onların üzerşnde “muntakim” imside faaliyete geçmiş olur. Bir tarafın hazzı tadışı, diğer tarafında acıyı tadışıdır, işte bu tadışlar devam edip gider.

Ölümü tadış ne suretle olmuşsa, bir defadır. Bu tadışlar ise istense de ölememek hükmünden meydana gelen devamlılık üzere olan bir yanma ve hüsran tadışıdır.


101 – KÂRİA sûre-i şerifindeki kısa yolculuğumuz böylece sona ermiş oldu, bundan sonra yolumuza 102 – TEKÂSUR Sûresi ile devam edelim İnşeallah.


102 – TEKÂSUR Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

BİSMİLLAHİR RAHMÂNİR RAHîM

“Tekâsür” kelimesi, çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. İlk ayette geçen bu kelimeden dolayı sure bu ismi almıştır. Cahiliye Arapları, mal, evlât ve akrabalarının çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta, yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlü-ğünü geçmişleriyle de ispat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının çokluğuyla övünürlerdi. Surede onların bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir. Sure, "Elhâküm" ve "Makbûre" isimleriyle de bilinmektedir.

8 ayetten oluşan sure, Mekke’de inmiştir.

Mushaftaki sıralamada 102., nüzul sırasına göre ise 16. suredir. (E. H. Y.)


Sûre-i Şerif’in, kısaca sayı değerlerine bir göz atalım.

(102) Mushaf sıra numarası.

(16) Nüzül sıra numarası.

(102) Alfebetik sırası.

(30) Cüz sırası.

(8) Âyet, sayısı.

(8) Fasıla harfleri.

(266) Genel toplamdır.

Rakkamları tek tek toplarsak.

(1+2+1+6+1+2+3+8+8+2+6+6=(46)

Bu sayı değerlerinin birçok bağlantıları vardır ancak fazla vaktinizi almamak için sadece genel sayıları vermekle yetinelim.


Fâsılası : م ، ن ، ر harfleridir.

ر (rı) harfi (2) adet, ن (nun) harfi (5) adet, م (mim) harfi, (1) adet mevcuttur.

(2) adet (rı) harfi, Rububiyyet ve Rahmâniyyete, (5) adet (nun) harfi, hazret mertebelerindeki nur-u Muhammediyye ye, (1) adet, (mim) harfi, Hakikat-i muhammediyyeye işarettir. Bu sure-i şerifin, kesret hakikatlerine dikkat çektiği görülmektedir.


Mealen:

1, 2- Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.

3- Hayır! Yakında bileceksiniz.

4- Yine hayır! Yakında bileceksiniz (hatanızı).

5- Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, (böyle yapmazdınız.)

6- Siz elbette cehennemi göreceksiniz.

7- Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gözüyle görecek­siniz.

8- Sonra, yemin olsun ki, o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız.


أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ

(102-1-) Elhâkumut tekâsuru.

(102-1-) Çoklukla (mal, mülk, evlât ile) övünmeniz sizi oyaladı.


Elhâkumut tekâsuru.(1) Çoklukta hikmet arıyorlar, yâni çokluk ile birbirlerine üstün gelmeye çalışıyorlar. Halbuki hikmet çoklukta değil, mevcudu yerinde kullanmaktadır. Aslında suretin çokluğu bir şey ifade etmez, çünkü mutlak geçicidir, bu ölçü ise sadece kısa bir süre için kıyasidir. Asıl ise az olupta devamlı olandır. Bu da ilâhi hikmetin gereğidir.

Varlığınızda mevcud olan ilâhi hakikatleri ve gerçekleri beşeriyet perdeleri ile perdeleyip, nefsin amellerini ve kesreti-zâhirde görülen çokluğu, gerçek zannedip, tevhid birliğinden haberiniz olmadığı halde, kendi gerçek varlığınızı perdeleyip suretlerle iftihar etmeye diğerlerin den üstün görünmeye kalktınız.

Böylece, “İlim bir nokta idi cahiller çoğalttılar” hükmü ile bütün bahsedilen beşeri kimliklerin aslında bir nokta bile ifade etmeyecek varlıklarını nefisleriniz size gerçek gösterdi ve bu suri çoklukla sevinip mutmain olmaya, üstün görünmeye çalıştınız. Ve bunları hikmet zannettiniz. Oysa bu hal ise gerçekte hikmet değil nikmet-sıkıntıdır. İftihar ettikleri şey aslında kendilerine ızdırab olarak dönücüdür.


حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ

(102-2-) Hattâ zurtumul mekâbir.

(102-2-) Hatta kabirleri ziyaret ettiniz.


Hattâ zurtumul mekâbir. (2)

Hatta kabirleri ziyarete gidiyorlar. Sayı arttırmak için o kadar ileriye gidip, ölüleri bile sıraya koyup, sayıya ilâve ediyorlar. Beşeriyet perdelerinden ve nefsi emmârenin galebesinden ellerinde bulunan varlıkları ile yetinmeyip, toz toprak olmuş eski akrabalarının bedenlerinden bile medet umar hale geliyorlar.

Kişinin varlığında bulunan mudil ismi içinde bulunduğu insan denen mahalli, kandırmak için nefsi ma’nâ da ölü olan ve hiçbir hükmü olmayan, geçmiş amelleri bile hatırlama-ziyareti yapıp, geçerli gösterip, sayıya ilâve ettirmeye çalışır. İşte bu hal tam bir yanılmadır, hesap gününde bunların hiçbir hükmü olmadığı anlaşılınca hüsranın büyüğü orada yaşanacaktır.


Not= Kabirle ilgisi olması dolayısıyla (66-Risâle-i Gavsiyye şerhi) isimli kitabımızdan Küçük bir bölümü faydalı olur düşüncesi ile ilâve etmeyi uygun buldum. (T. B.)


Ve daha buyurdu ki;

− Ey Gavs-ı Â’zâm, zâhidleri nefis yolunda, ârifleri kalp yolunda, vâkıfları rûh yolunda kıldım. Nefsi de hür olanlara mahal kıldım, o yüzden “Hürlerin kalpleri sırlar kabirleridir” demişlerdir.


Zâhidlerin nefis yolunda kılınması imtihan edilmeleri veya perdelenmeleri mânâsınadır. Bu nefis, nefsi emmâre ve levvâme hükümlerinde olan zâhidlerdir. Kişi ömrü boyunca zühd ile meşgûl olursa, irfâniyet için kendisine zaman bulamaz. Bu zâhidlik eğer ömür boyu devam ederse, o kişi kendini Hakk’tan ayrı ve nefis sâhibi olarak kabul ediş zannıyla yaşar. Bu haldeki kişinin kendi kendine bu hali aşması mümkün değildir, ona hedef

gösterecek biri gereklidir. Bu hal, aşağıda olanlara göre tabî ki iyi bir haldir, ancak bu halin üstünde olanlara göre de tabî ki kayıptır. Eğer kişi bu hal üzerinde belirli bir süre durduktan sonra irfâniyete yönelirse kendisi için çok çok daha faydalı olur.

Her ne kadar burada belirtilen oluşumlar ayrı ayrı olsalarda, hepsi bir bireyin mertebeleridir. Kişide zâhidlik bir mertebedir ki, iş bununla başlar, âriflik bir başka mertebedir, bundan sonra vâkıflık bir başka mertebe, ve hürlük bir başka mertebedir.

Hürlük birinci hedefimiz olmalıdır, yâni bütün dünyevi ve uhrevi şartlanmalardan kurtulmuş bir akla ve gönle sâhip olmaya çalışmalıyız. Çevremizde, içimizde bizi bağlayan ve mi’racımıza mâni olan nelerimiz varsa, bunların hepsinden kurtulmamız gerekmektedir. Düşünce olarak o kadar kuvvetli şartlanmalarımız vardır ki, bunların aşılması demirin, çeliğin kırılmasından daha zordur. O kadar çok kişi vardır ki, kendi şartlanmaları dâhilinde oluşturdukları düşüncelerinden başka bir şeyleri kabul etmezler, ve o düşüncelerine de o kadar sadıktırlar ki, bu düşünceleri batıl olsa dahi, o düşünceyi terkedip, bir başka düşünce yapısını kabul etmezler. Bu nedenle bu tür kişileri, bu zincirlerden kurtularak gerçek hürriyetle-rine bir türlü ulaşamazlar.

Hz.Şems (k.s) bu konuda şöyle buyurmuştur;

Hür ol, hürler ile ol, hürlük ile yaşa!” Hz.Mevlânâ (k.s) ise, “Beri gel beri, bu dünyâ zindanında bizim ne işimiz olsun ki, ne suç işledik ki buradayız. Bizim burada bulunmamızın sebebi birkaç mahbusu bu dünyâ zindanından kurtarmak içindir” diyerek bizlere büyük bir yol açmıştır.

Her birerlerimizin bu hükümleri kendisine tatbik etmesi gereklidir ki, her birerlerimiz bu dünyâ zindanında, gerek çevremizin, gerek ailemizin, gerek nefsimizin, gerek

duygularımızın hapsi içerisindeyiz. Bizlerin yapması gereken, bütün bunları aşarak fikren hür olmaktır. Bu hürriyete ulaştığımız anda hafiflemiş oluyoruz çünkü tutsak olduğumuz her şey bizi aşağıya çekmektedir, bunlar birer birer kırılıp, üstümüzden atıldıktan sonra ancak yukarıya doğru çıkışımız kolaylaşmış olacaktır.

Hürlük için onun yaşanması gereken bir mahal gereklidir. Bu mahal de kişilerin nefisleridir ki, bu nefis, nefsi emmâre, levvâme değil, sâfiye olan nefistir. Bu nefis ise Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın bizi yâni her bir ferdi, ferd olarak var ettiği ve kimlik verdiği yönümüzdür. Bu nefis “ve nefahtü”nün idrâk ve şuur ile faaliyet sahasıdır. Nefsi emmâre ise, bunları kendisine mâl ederek kendi istikametinde kullanmak istemektedir. Nefsi sâfiye ise bunların Hakk’ın olduğunu idrâk ederek bunları Hakk yolunda ve Hakk ile birlikte kullanır.

Hürlerin kalpleri sırları muhafaza eden yerdir. Bizim maddi bedenimizde bizim kabrimizdir ve rûhumuzu muhafaza edicidir ki bu nedenle, bu beden tamamen sırlarla dolu güvenilir bir kabirdir. Bizler yeter ki o sırların yerlerini bilip çıkarabilelim, ve faaliyet sahasına aktarabilelim.

Kabirden kasıt, bir anlamda kişinin bedeninin rahatla-yarak huzur bulmasıdır. Yâni onlar hem hürdürler, hem huzurludurlar, hem de güven içindedirler. İşte böyle yaşayan beden kabirleri, “Hürlerin kalpleri sırların kabirleridir” Eğer bulunabilirse bu yaşayan kabirler, aslında onlar ölmeden evvel ziyeret edilmelidir.

Âyet-i kerîme de bahsedilen kabirlerin içinde bulu-nanlar ise, zâten yaşıyor iken de ölü idiler, suret olarak ölmeleri, hiçbir şey değiştirmiyor idi. Yani onlar yaşıyor ilkende yok hükmünde idiler, Yok olan birşeyide sayıya koymak zâten mümkün değildir. Olmayan şeylede üstünlük sağlamak olmayacak şeydir, bu yüzden yapmak istedikleri şey daha baştan yanlıştır. Yanlışla iftihar etmek

ise cehlin ve nefsi emmârenin işidir.


كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ

(102-3-) Kellâ sevfe ta’lemûne.

(102-3-) Hayır! Siz yakında bileceksiniz.


Kellâ sevfe ta’lemûn. (3)

“Kellâ, hayır ta’lemûn yakında bunun ne olduğunu bileceksiniz.” Yâni yaptıkları bu işin ne kadar yersiz olduğunu bilecekler. Hayatlarını boşa geçirip hiçbir özellikleri olmayan ve hayatlarını tamamen boşa geçirmiş kimselerin çokluğu ile övünmenin, hayatlarında kimseye hiçbir faydası olmayan kimselerin, ölülerinden ne fayda gelecektirki. Yapmış olduğunuz, bu anlamsız işlerin ne kadar yanlış olduğunu yakında anlayacaksınız.


ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ

(102-4-) Summe kellâ sevfe ta’lemûn.

(102-4-) Sonra, hayır! Siz yakında bileceksiniz


Summe kellâ sevfe ta’lemûn. (4) Yakında bunların boş şey olduğunu anlayacaksınız, Yâni bu nefsi öğrenmelerin gereksiz bir şey olduğunu anlayacaksınız. Eğer bir sefer anlamazsanız “Summe kellâ sevfe ta’lemûn.” Yani bu sene anlamazsanız, sonra gelecek seneye anlayacaksınız. Yâni bu ikazlar geldikten sonra, bir müddet yolunuza böylece devam ettikten sonra, tekrar eski halinize döndüğünüzde, nasılsa bunun nasıl olduğunu gene tekrardan anlayacaksınız.


كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ

(102-5-) Kellâ lev ta’lemûne ilmel yakîn.

(102-5-) Hayır, keşke siz, İlm'el Yakîn (kesin bilgi) ile bilseydiniz.


Kellâ lev ta’lemûne ilmel yakîn. (5) Yine uyanık olun ki bunları ilmel yakîn olarak anlaya-caksınız. Bilindiği gibi İlâhi ilim üç yakîn halinde ifade edilir, bunlar. Bunlar, “ilmel yakîn, aynel yakîn, Hakk’el yakîn” dir.

İlmel yakîn. Hadiseleri tevhid ve irfaniyyet yönüyle bilmek.

Aynel yakîn, Hadiseleri tevhid ve irfaniyyet yönüyle müşahedeli bilmek.

Hakk’el yakîn ise, bütün bunları kişinin kendi varlığında müşahedeli olarak idrakle yaşamasıdır.

Yakîn ilminin başlangıcı “ilmel yakîn” dir, bu ilim ise nakil ve sadece kelâm ilmi olmadığından. Gerçek tevhid ilminin başlangıcıdır. Yani çok ciddi ma’nâ da işin vahametini kavrayıp hadiselere öyle bakıp ibret almaktır.

Halinizi nakli bilgiler ve hayalât ile değerlendirmeyip, en azından gerçek müşahede ilminin başlangıcı olan, ilmelyakîn idraki ile bu hakikatleri yaşayarak bilseniz, sizin için daha güzel olur diye tavsiye edilmektedir.


لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ

(102-6-) Le terevunnel cahîm.

(102-6-) Mutlaka cahîmi (alevli ateşi) göreceksiniz.


Le terevunnel cahîm.(6) Bahsedilen cahîm, cehennem ateşi olmakla birlikte, şu an dahi idrak edebileceğimiz şekilde bir pişmanlık cehenne-midir de.

Cehennem yapmış olduğunuz eksikliklerden dolayı size gösterildiği zaman. Burada ki cehennem, ahirette olacak gerçek cehennemle birlikte, pişmanlık cehennemi bunu biz baştan, idrâk edebilirsek,. Keşke bu pişmanlık cehennemini dünyada tatsak da ahiretteki cehennemi tatmasaydık diyeceksiniz.


ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ

(102-7-) Summe le terevunnehâ aynel yakîn.

(102-7-) Sonra mutlaka onu Ayn'el Yakîn ile (gözünüzle) göreceksiniz.


Summe le terevunnehâ aynel yakîn.(7) Sonra da daha yaklaştırılır, ilmelyakîn olarak bildirilen şeyi aynelyakîn gözünüzle göreceksiniz. işte Kûr’ân-ı Kerîm'de belirtilen ilmel yakîn, aynel yakîn hakîkatleri vardır ve bu âyetlerde sabitleşmiş olmaktadır.

İrfan ehli “yakîn”i “el yakînü hüvel Hakk” yani “yakîn ef’ali ile, sıfatı ile, zatı ile, Hakk’ın ta kendisidir diye ifade etmişlerdir. Bu durumda, iki ilâhi bilgi olan, ledün ilmi ile yakîn ilmi arasında ne fark vardır diye sorulursa, “ledün ilmi” doğrudan Hakk’tan olan bilgidir “yakîn ilmi” ise bireyin çalışarak kazanabileceği bilgidir. Ancak “yakîn ilmi” kazanılmadan “ledün ilmi”nin gelmesi mümkün değildir.

İşte gerçek tasavvuf bu ilimler sahasında faaliyettedir. Diğer taraftan “yakîn ilmi” kendini ve oradan Hakk’ı

bilmektir. “Ledün ilmi ise evvelâ Hakk’ı oradan sonra kendi hakiki varlığını “Hakkal yakîn” bilmektir.


ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ

(102-8-) Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm.

(102-8-) Sonra izin günü mutlaka ni'metlerden sorgulana-caksınız.


Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm. (8) İşte sonra o gün, yâni mahşer günü, kıyamet günü size verilen bütün nimetlerden sorulacaksınız, hesaba çekileceksiniz.

Size verilen zâhiri ma’nâ da beden ve diğer nimetler-den, bilhassa bâtıni ma’nâda da, “yakîn” hakikatleri yönünden verilen zât-i tecellerin ni'metlerden değerini bilip bilemediğniz hakkında sorgulanacaksınız. demek sûretiyle Tekasür Suresi de özetle bitmiş oluyor.

Cenâb-ı Hakk her birerlerimizi bu hakikatleri idrak eden kimselerden eylesin. Amin.


Nihayet oldukça uzun ve yorucu bir çalışma ile harf, yazı ve sayfa düzenlemeleride şükür bitmiş oldu. Bu kita-bımızında böylece özet olarak şimdilik sonuna gelmiş bu-lunmaktayız hizmeti ve katkısı olan bütün evlâtlarımıza teşekkür eder, daha büyük tefekkürî gelişmelerini de Cenâb-ı Hak’tan Alîm ve Hakîm isimleri yönünden, niyaz ederim.

Muvaffakiyyet ve başarı Hak’tandır.

Allah doğruyu söyler ve hakikate ulaştırır.

(11/10-2016) Salı günü (T. B.)


KAYNAKÇA

1. KÛR’ÂN VE HADîS :

2. VEHB : Hakk’ın hibe yoluyla verdiği ilim.

3. KESB : Çalışılarak kazanılan ilim.

4. NAKİL : Muhtelif eserlerden, Mesnevi’i şerif, İnsân-ı Kâmil, Fusûsu’l Hikem ve sohbetlerimizden müşahede ile toplanan ilim.


Terzi Baba kitapları.

Terzi Baba baskısı olan kitaplar.


1. Necdet Divanı:

2. Hacc Divanı:

3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:

4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çeviri):

5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler: “İngilizce, İspanyolca”

6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca)

7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):

9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:

10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:

11. Vâhy ve Cebrâil:

12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:

13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye:

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve şerhi

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)

16. Divân (3)

19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.

21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)

22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:

24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)

35. Fâtiha Sûresi:

39. Terzi Baba: (2)

41. İnci tezgâhı:

49. 36-Yâ’sîn, Sûresi:

59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.)

60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)

61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)

67. 067-Mülk Sûresi:

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.

91-Terzi Baba (7) Biismi has “Selâm” (13)

95- Terzi Baba-(8) (19/53)

96- 41-Fussilet Sûresi.


(H) Yayınları tarafından basılan kitaplarımız:


6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve hakikatleri:

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri.

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem-safiyeti. Safiyyullah. (a.s.)

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.


Terzi Baba kitapları sıra listesi


(Gönülden Esintiler)


1. Necdet Divanı:

2. Hacc Divanı:

3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:

4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çeviri):

5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler: “İngilizce, İspanyolca”

6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca)

7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):

9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:

10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:

11. Vâhy ve Cebrâil:

12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:

13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye:

14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve şerhi

15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)

16. Divân (3)

17. Kevkeb. Kayan yıldızlar.

18. Peygamberimizi rû’ya-da görmek.

19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.

20. Terzi Baba Umre (2009)

21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)

22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:

23. Değmez dosyası:

24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)

25. -1-Köle ve incir dosyası:

26. Bir zuhûrât’ın düşündürdükleri:

27. -2-Genç ve elmas dosyası:

28. Kûr’ân’da Tesbîh ve Zikr:

29. Karınca, Neml Sûresi:

30. Meryem Sûresi:

31. Kehf Sûresi:

32. 3-Terzi Baba İstişare dosyası:

33. Terzi Baba Umre dosyası: (2010)

34. -3-Bakara dosyası:

35. Fâtiha Sûresi:

36. Bakara Sûresi:

37. Necm Sûresi:

38. İsrâ Sûresi:

39. Terzi Baba: (2)

40. Âl-i İmrân Sûresi:

41. İnci tezgâhı:

42. 4-Nisâ Sûresi:

43. 5-Mâide Sûresi:

44. 7-A’raf Sûresi:

45. 14-İbrâhîm Sûresi:

46. İngilizce, Salât-Namaz:

47. İspanyolca, Salât-Namaz:

48. Fransızca İrfan mektebi:

49. 36-Yâ’sîn, Sûresi:

50. 76-İnsân, Sûresi:

51. 81-Tekvir, Sûresi:

52. 89-Fecr, Sûresi:

53. Hazmi Tura:

54. 95-Beled-Tîn, Sûresi:

55. 28- Kasas, Sûresi:

56. İrfan-Mek-Şer-Fransızca-Baba:

57. 20-TÂ HÂ Sûresi:

58. Mirat-ül-İrfan-ve-şerhi:

59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.)

60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)

61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)

62. -4-Bir ressam hikâyesi:

63. İnci mercan tezgâhı

64. Ölüm hakkında:

65. Reşehatt’an bölümler:

66. Risâle-i Gavsiyye:

67. 067-Mülk Sûresi:

68. 1-Namaz Sûrereleri:

69. 2-Namaz Sûrereleri:

70. Yahova Şahitleri:

71. Mü-Geceler-Fran-les-nuits:

72. Îman bahsi:

73. Celâl Cemâl Celâl:

74. 2012 Umre dosyası:

75. Gülşen-i Râz şerhi:

76. -5-Doğdular, yaşadılar hikâyesi:

77. Aşk ve muhabbet yolu:

78. A’yân-ı sâbite. Kazâ ve kader:

79- Terzi Baba-(4) İstişare dosyası.

80- Terzi Baba-(5) İstişare dosyası.

81- Hayal vâdîsi’nin çıkmaz sokakları:

82- Mektuplarda yolculuk-M.Nusret-Tura.

83- 2013 Umre dosyası.

84- Nusret Tura-Vecizeler ve ata sözleri.

85- Nusret Tura-Tasavvufta aşk ve gönül.

86- Terzi Baba-(6) İstişare dosyası.

87- Terzi Baba-İlâhiler derleme.

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine

89- 6-Her şey merkezinde hikâyesi.

90- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1) şerhi.

91- Terzi Baba (7) Biismi has “Selâm” (13)

92- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (2) şerhi.

93- 7. İngilizce. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):

94- Mescid-i Dırarr-Kubbet-ul Kara.

95- Terzi Baba-(8) (19/53)

96- 41-Fussilet Sûresi.

97- 2015 Umre dosyası.

98- Solan bahçenin kuruyan gülleri.

99- Terzi Baba-(9) İstişare dosyası.

100-14-İrfan mektebi ve şerhi-İspanyolca.

101- Bosna Hersek dosyası.

102- 14-İrfan mektebi ve şerhi-İngilizce.

103-Terzi Baba yüksek lisans tezi.

104-Hacc Umra ve hakikatleri.

105-Cemo ve Farko-

106-(2016) Umre dosyası.

107-Vahy ve Cebrâîl- (Fransızca)

108-Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar.

109- Terzi Baba tasavvufi izahlar.

110-19-53-Şeker risalesi.

111-Lübb-ül lübb-Özün özü ve şerhi.

112-Bir kardeşin soruları ve cevapları

113- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-2) şerhi.

114- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-3) şerhi.

115- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-4) şerhi.

116- 2017-Kudüs seyahati dosyası.

117- İnsân-ı Kâmil A.K.C. Cild (1-kitap-5) şerhi.


Altı peygamber serisi:


15. (1) 6 Pey-(1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)

21. (2) 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)

24. (3) 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)

59. (4) 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.)

60. (5) 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)

61. (6) 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)


Terzi Baba kitapları serisi:


12- 1-Terzi Baba-(1)

39- 2-Terzi Baba-(2)

32- 3-Terzi Baba-(3) İstişare dosyası.

79- 4-Terzi Baba-(4) İstişare dosyası.

80- 5-Terzi Baba-(5) İstişare dosyası.

86- 6-Terzi Baba-(6) İstişare dosyası.

91- 7-Terzi Baba (7) Biismi has “Selâm” (13)

95- 8-Terzi Baba-(8) (19/53) İstişare dosyası.

99- 9-Terzi Baba-(9) İstişare dosyası.

103-10-Terzi baba yüksek lisans tezi.

108-11-Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar.

109-12- Terzi Baba tasavvufi izahlar.


Bir hikâye birçok yorum serisi.


25. -1-Köle ve incir dosyası:

27. -2-Genç ve elmas dosyası:

34. -3-Bakara dosyası:

61. -4-Bir ressam hikâyesi:

76. -5-Doğdular, yaşadılar hikâyesi:

89. -6-Her şey merkezinde hikâyesi.


Dîvanlar serisi:


1. Necdet Divanı:

2. Hacc Divanı:

16. Divân (3)

87- Terzi Baba-İlâhiler derleme.

88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine


İbretlik dosyalar serisi:


17. Kevkeb. Kayan yıldızlar.

23. Değmez dosyası:

73. Celâl Cemâl Celâl:

81- Hayal vâdîsi’nin çıkmaz sokakları:

94- Mescid-i Dırarr-Kubbet-ul Kara.

98- Solan bahçenin kuruyan gülleri.

(7) 105-Cemo ve Farko


Mektuplar ve zuhuratlar serisi:


Terzi Baba İnternet dosyaları:


Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

1-2- 3-4-5- 6-7- 8- 9- 10-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

11- 12- 13- 14- 15- 16-17- 18- 19-20-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

21- 22-23- 24-25- 26-27- 28-29-30-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

31-32-33- 34-35- 36- 37- 38- 39-40-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

41- 42-43- 44-45- 46-47-48- 49-50-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

51-52- 53-54-55- 56-57- 58-59- 60-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

61- 62-63-65-66- 67-68- 69-70-

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

71-72-73-74-75-76-77-78-79-80

Terzi-Baba-Mektuplar ve zuhuratlar serisi.

81-82-83-84-85-86-


Kitaplar devam ediyor şu an Yekün= (117+86=203)


NECDET ARDIÇ

Büro : Ertuğrul mah.

Hüseyin Pehlivan caddesi no. 29/4

Servet Apt.

59 100 Tekirdağ.

Ev : 100 yıl Mahallesi uğur Mumcu Cad.

Ata Kent sitesi A Blok kat 3 D. 13.

59 100 Tekirdağ Tel (ev) : (0282) 261 43 18

Cep : (0533) 774 39 37

Veb sayfası: Amerika: <http:// necdetardic. org/

Veb sayfası: Amerika: <www.necdetardic.info>

Veb sayfası: Almanya: <www.terzibaba.com>

Veb sayfası: Türkiye: <www.terzibaba13.com>

Radyo adresi (form): <terzibaba13.org>

İnternet, MSN Adresi:

Necdet Ardıç <[email protected]

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)