بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَـٰبِ ٱلْفِيلِ
Elem tera keyfe fe'ale rabbuke bi-ashâbi-lfîl(i)
Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?
أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِى تَضْلِيلٍ
Elem yec'al keydehum fî tadlîl(in)
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ
Ve ersele ‘aleyhim tayran ebâbîl(e)
(3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.
تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ
Termîhim bihicâratin min siccîl(in)
(3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.
فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍۭ
Fece'alehum ke'asfin me/kûl(in)
(3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.