Fe-illem yestecîbû lekum fa'lemû ennemâ unzile bi'ilmi(A)llâhi veen lâ ilâhe illâ hu(ve)(s) fehel entum muslimûn(e)
Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse, bilin ki o (Kur'an) ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz?
Yok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyorsunuz, değil mi?
Hûd Suresi 14. ayet, Kur'an'ın ilahi menşeini ve Allah'ın birliğini vurgulayarak, muhatapların acziyetini ve bu hakikat karşısında teslimiyetin gerekliliğini dilbilimsel bir kesinlikle ortaya koymaktadır. Ayet, meydan okuma (tahaddî) ve tevhid akidesini temel kavramlar üzerinden işler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cevap (إجابة), bir söz veya fiile karşılık vermektir. İsticâbet (استجابة) ise, bir davete icabet etmek, çağrıya uymak anlamına gelir. Ayetteki 'fâ illem yestecîbû leküm' ifadesi, Kur'an'ın benzerini getirme çağrısına muhatapların güç yetirememesi, yani bu meydan okumaya karşılık verememesi durumunu ifade eder. Bu, Kur'an'ın mucizevi yönünü vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cevap vermek, bir şeye karşılık vermek demektir. Burada 'yestecîbû' kelimesi, Kur'an'ın benzerini getirme talebine karşı aciz kalma, bu talebi yerine getirememe anlamında kullanılmıştır. Bu, Kur'an'ın beşer sözü olmadığını kanıtlayan bir delil olarak sunulur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim (علم), bir şeyin hakikatini idrak etmektir. 'Fa'lemû' emri, muhataplara, Kur'an'ın benzerini getiremedikleri takdirde, bu durumun Allah'ın ilmiyle indirildiğinin kesin bir delili olduğunu idrak etmelerini, bu gerçeği şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmelerini emreder. Bu, sadece bir bilgi edinme değil, aynı zamanda bir tasdik ve kabul çağrısıdır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlim, bir şeyin olduğu gibi idrak edilmesidir. Ayetteki 'fa'lemû' ifadesi, Kur'an'ın ilahi menşeini gösteren deliller karşısında, bu gerçeği kesin olarak kabul etme ve buna göre hareket etme yükümlülüğünü ifade eder. Bu, şüpheyi ortadan kaldıran, kesin bir bilgiye ulaşma çağrısıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Nüzul (نزول), bir şeyin yüksek bir yerden alçak bir yere inmesidir. Kur'an bağlamında 'ünzile' (indirildi) fiili, Kur'an'ın Allah katından, yani ilahi bir kaynaktan geldiğini, beşer ürünü olmadığını ifade eder. Bu, Kur'an'ın kutsallığını ve otoritesini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Nüzul kavramı, Kur'an'ın Allah'tan insanlara doğru bir inişini ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir iniş değil, aynı zamanda ilahi mesajın insan idrakine sunulmasıdır. Ayetteki 'ünzile bi-ilmillah' ifadesi, Kur'an'ın Allah'ın mutlak ilmiyle, yani O'nun bilgisi ve iradesiyle indirildiğini, dolayısıyla eksiksiz ve hatasız olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah'ın ilmi (علم الله), her şeyi kuşatan, mutlak ve ezelî bilgisidir. 'Bi-ilmillah' ifadesi, Kur'an'ın indirilişinin rastgele veya tesadüfi olmadığını, aksine Allah'ın sonsuz ilmi, hikmeti ve takdiriyle gerçekleştiğini vurgular. Bu, Kur'an'ın içeriğinin doğruluğunun ve mükemmelliğinin garantisidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'ilim' kelimesi, Allah'a nispet edildiğinde, O'nun her şeyi kuşatan, gizli ve açık her şeyi bilen mutlak bilgisi anlamına gelir. Ayetteki 'bi-ilmillah' ifadesi, Kur'an'ın Allah'ın bu mutlak ilmiyle indirildiğini, dolayısıyla beşer aklının ve bilgisinin ötesinde bir kaynağa sahip olduğunu gösterir. Bu, Kur'an'ın meydan okumasının temelini oluşturur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlah (إله), ibadet edilen, kendisine yönelinen varlıktır. 'Lâ ilâhe illâ hû' ifadesi, Allah'tan başka ibadete layık hiçbir varlığın olmadığını, mutlak uluhiyetin yalnızca O'na ait olduğunu kesin bir dille ifade eder. Bu, tevhid akidesinin özüdür ve Kur'an'ın temel mesajlarından biridir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İlah kavramı, Kur'an'da 'tapınılan, yüceltilen, kendisine boyun eğilen' varlık anlamında kullanılır. 'Lâ ilâhe illâ hû' formülü, tüm sahte tanrıları reddederek, yalnızca Allah'ın gerçek ve tek ilah olduğunu ilan eder. Bu ayette, Kur'an'ın ilahi menşeinin kabulü, doğrudan Allah'ın birliğinin kabulüne bağlanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İslam (إسلام), Allah'a teslim olmak, O'nun emirlerine boyun eğmektir. Müslim (مسلم) ise bu teslimiyeti gerçekleştiren kişidir. Ayetteki 'fe hel entüm müslimûn' ifadesi, Kur'an'ın ilahi menşei ve Allah'ın birliği gerçeği ortaya konduktan sonra, bu hakikat karşısında teslimiyet göstermenin, yani Müslüman olmanın bir gereklilik olduğunu vurgulayan retorik bir sorudur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İslam, Kur'an'ın temel kavramlarından olup, Allah'ın iradesine tam bir teslimiyet ve boyun eğme halini ifade eder. Müslim, bu teslimiyeti gerçekleştiren kişidir. Ayetteki soru, muhatapları, bu açık deliller karşısında hala teslim olmaktan kaçınacaklar mı, yoksa bu gerçeği kabul edip Müslüman olacaklar mı diye düşünmeye sevk eder. Bu, imana davetin güçlü bir ifadesidir.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.14~
فَاِلَّمْ يَسْتَجٖيبُوا لَكُمْ فَاعْلَمُوا اَنَّمَا اُنْزِلَ بِعِلْمِ اللّٰهِ وَاَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
~ ~ ~
11.14 - Feillem yestecîbû lekum fağlemû ennemâ unzile biılmillâhi ve el lâ ilâhe illâ hû, fehel entum muslimûn.
Diyanet Meali:
11.14- Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse, bilin ki o (Kur'an) ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.14- Yok eğer bunun üzerine size cevap veremedilerse artık bilin ki o ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve ondan başka ilâh yoktur, nasıl artık teslim ediyor müslüman oluyorsunuz değil mi?
İnsanların ve cinlerin İlahi kelam benzeri bir şeyi getiremeyecekleri tehaddi ayetlerinde açıkça görülmektedir. C. Hak tarafından bizzat belirtilmektedir.
Kur’an’ın meydan okuyup da cevap verilememesi Kur’an’ın üstünlüğüne bir delildir. Kur’an’ın üstünlüğüne İ’caz’ul Kur’an denir.
Kur’an’ın inzal olmasıyla Arap Tarihinde ilk defa sistem değişiyordu. Tek Allah inancı ve bu inancın diğer varlıklarla ilişkisi yeni anlam kazanması müşrikleri şaşırtıyordu. Başka bir deyişle dikkat çekiyordu.
İnkarcıların güç yetirebileceği bir şey olsaydı mutlaka bunu yaparlardı. Yapamadıklarına göre Kur’an’ın muciz olduğu ortaya çıkmıştır Kur’an Evrensel bir niteliğe sahiptir. Çünkü Allah’ın ilmi ile indirilmiştir. İmanın herkese seslenmesi için ilme, bilgiye dayanması gerekir. Tasavvuf ehline ilmel, Aynel, hakkal yakinlik eğitimi verilir. Bizler Allah’ın ilmindeki ŞEY’leriz. Kaynağımız Allah’ın ilmidir. Özümüz bilginin bilinmişliğidir. “Malum” denir bize. Kısacası ilimden öte yol yoktur! N.M.
---------------------- rtfSndPly*11.15*
11- Hud Suresi- Ayet 15