Ellâ ta'budû illa(A)llâh(e)(c) innenî lekum minhu neżîrun ve beşîr(un)
(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an; ayetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) "Şüphesiz ben size O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim."
(Şöyle ki:) Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
Hûd Suresi'nin 2. ayeti, tevhidin temelini oluşturan Allah'a kulluk etme emrini ve peygamberin uyarıcı ve müjdeleyici rolünü vurgulamaktadır. Ayet, 'ibadet', 'uyarıcı' ve 'müjdeleyici' gibi anahtar kavramlar üzerinden ilahi mesajın özünü aktarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'abd' kelimesinin 'zillet ve boyun eğme' anlamına geldiğini belirtir. 'İbadet' ise, en üst düzeyde boyun eğme ve tevazu göstermektir. Ayetteki 'tâ'budû' ifadesi, sadece Allah'a karşı bu mutlak boyun eğmeyi ve kulluğu yerine getirme emrini taşır, başka hiçbir varlığa değil.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ibadet'i 'itaat' ve 'boyun eğme' olarak açıklar. Ayetteki 'ellâ ta'budû illallâh' ifadesi, Allah'tan başkasına itaat etmeyin, O'na kulluk edin anlamındadır. Bu, mecazi olarak değil, doğrudan bir emir ve yasaklama içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ibadet' kavramını Kur'an'ın merkezî kavramlarından biri olarak ele alır. Ona göre 'ibadet', sadece ritüelistik eylemlerden ibaret olmayıp, aynı zamanda Allah'ın iradesine tam bir teslimiyet ve O'nun hükümlerine boyun eğmeyi ifade eder. Ayetteki kullanım, bu teslimiyetin yalnızca Allah'a özgü olması gerektiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nezîr' kelimesini 'korkutan, uyaran' olarak açıklar. Ayetteki 'innennî lekum minhu nezîr' ifadesi, peygamberin Allah tarafından gönderilmiş bir uyarıcı olduğunu, insanları Allah'ın azabından sakındırmakla görevli olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'inzâr'ı 'korkutarak uyarmak' olarak tanımlar. Özellikle, uyarılan kişinin henüz bilmediği bir tehlikeye karşı önceden bilgilendirilmesi anlamını taşır. Ayetteki 'nezîr' kelimesi, peygamberin insanları gelecekteki ilahi azaba karşı uyarma görevini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'nezîr'in 'korkutucu haber veren' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, peygamberin insanlara Allah'ın emirlerine uymadıkları takdirde karşılaşacakları kötü sonuçları bildiren bir elçi olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'beşîr' kelimesini 'müjdeleyici, sevindirici haber veren' olarak açıklar. Ayetteki 've beşîr' ifadesi, peygamberin sadece uyarıcı değil, aynı zamanda Allah'a itaat edenlere verilecek güzel mükafatları da bildiren bir elçi olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'beşâret'in 'sevindirici haber' anlamına geldiğini belirtir. 'Beşîr' ise bu haberi getiren kişidir. Ayetteki kullanım, peygamberin Allah'ın rahmetini ve cennetini hak edenlere müjdelediği rolünü vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'beşîr' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'iyi haber getiren' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 've beşîr' ifadesi, peygamberin insanlara Allah'ın lütuf ve ihsanlarını, doğru yolda olanlara vaat edilen güzellikleri bildiren bir görevli olduğunu gösterir.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.2~
اَلَّا تَعْبُدُوا اِلَّا اللّٰهَ اِنَّنٖى لَكُمْ مِنْهُ نَذٖيرٌ وَبَشٖيرٌ
~ ~ ~
11.2 - Ellâ tağbudû illallâh, innenî lekum minhu nezîruv ve beşîr.
Diyanet Meali:
11.2- (1-2) Elif Lâm Râ. Bu Kur'an; ayetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) "Şüphesiz ben size O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim." Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.2- Şöyle ki Allah’tan başkasına kul olmayın, ben size onun tarafından tebşir ve inzar için gönderilmiş bir Peygamberim
Hayatımızdaki gaye tevhide ulaşmaktır. Allah’a kulluk himmetimizi tek bir yöne çevirmekle olur. “La ilahe illallah “’ın kullarına dönük seslenişi “la ta ‘budu illallah” olmuştur.
İhlas ile sıdk Cüneyd-i Bağdadi’ye göre tevhide ulaştıran iki yöntemdir. İhlasın olmadığı durumlarda ihlası tanırız. İnsanlardan korkuyorsak, beklentimiz varsa, övgü ve yergiye üzülüp seviniyorsak ihlasımız yoktur!
“Hasbiyallah” diyebilmek Allah’a kulluğun en kısa ve net ifadesidir. Şirk; ortak koşmaktır. Allah’tan başkasına bel bağlamak imanı bozar. İkilik, çokluk olur, Şirk olur.
Peygamberimiz müjde ve uyarma için gönderilmiştir. Dünya zıtlık üzerine kurulmuştur. Eşyayı zıddıyla biliriz. Sadece C. Hakk’ı zatıyla biliriz. O da olumsuzlama- selbi sıfatlarla. Başlangıcının olmaması (Kıdem), sonunun olmaması (Beka) gibi.
İnsanın fiilleri hem müjdelenmeye hem de uyarılmaya ihtiyaç duyar. Fiillerin batını duygulardır. Ve davranışlarımız onunla beslenir.
İnsanlardaki şımarma; uyarılmadığında, iş yapmadaki cesaretsizlik ise tebrik edilmediğinde ortaya çıkar.
Peygamberimizin Rabbi Allah’tır. O’nu Rabbi terbiye etmiştir. Ve Allah tarafından bize gönderilmiştir. N.M.
--------------------
rtfSndPly*11.3*
11- Hud Suresi- Ayet 3
~~11.3~
وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا اِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا اِلٰى اَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذٖى فَضْلٍ فَضْلَهُ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنّٖى اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبٖيرٍ~ ~ ~