Kul e'ûżu birabbi-lfelak(i)
(1-5) De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
De ki: "Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım,
Felak Suresi'nin ilk ayeti, Allah'a sığınma emrini içeren temel bir duadır. Ayet, 'kul' emriyle başlar ve 'a'ûzü' fiiliyle sığınma eylemini ifade ederken, 'Rabbi'l-Felak' ifadesiyle sığınılan varlığın niteliğini vurgular. Bu ayet, dilbilimsel olarak emir, fiil ve isim tamlaması yapısıyla Kur'an'ın belagatini yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavl' kelimesinin genel olarak söz, ifade ve beyan anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'Kul' emri, Allah'ın peygamberine doğrudan hitabını ve bu sözün tebliğ edilmesi gerektiğini vurgular. Bu, sadece bir sözü aktarmak değil, aynı zamanda o sözün içeriğini benimseyerek tebliğ etme emridir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Kul' gibi emir fiillerinin Kur'an'da sıkça kullanıldığını ve bunların mecazi olarak bir hükmün veya emrin kesinliğini ifade ettiğini belirtir. Burada 'Kul', sığınma eyleminin sadece bir dilek değil, aynı zamanda bir emir ve gereklilik olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'avz' kökünün, bir tehlikeden veya istenmeyen bir durumdan korunmak için güçlü bir varlığa yönelmek ve ona tutunmak anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'a'ûzü' fiili, müminin Allah'ın kudretine ve himayesine tam bir teslimiyetle sığınmasını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'a'ûzü' fiilinin, bir kimsenin kendisini koruyacak birine iltica etmesi ve onun himayesine girmesi anlamına geldiğini belirtir. Felak Suresi'ndeki kullanımı, Allah'ın mutlak koruyucu gücüne olan inancı ve O'ndan yardım dilemeyi vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'avz' kavramının Kur'an'daki temel anlamının, insanın kendi acizliğini idrak ederek mutlak güce sahip olan Allah'a yönelmesi ve O'nun korumasını talep etmesi olduğunu açıklar. Bu, sadece fiziksel bir sığınma değil, aynı zamanda ruhsal bir teslimiyet ve güven halidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rabb' kelimesinin aslen terbiye etmek, bir şeyi aşama aşama kemale erdirmek anlamından geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında ise, O'nun yaratma, rızık verme, yönetme ve her şeyi kontrol etme sıfatlarını kapsar. Ayetteki 'Rabbi'l-Felak' ifadesi, sığınılan varlığın sadece bir yaratıcı değil, aynı zamanda her şeyi terbiye eden ve idare eden olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rabb' kelimesinin, bir şeyin sahibi, yöneticisi ve onu ıslah edeni anlamına geldiğini açıklar. Kur'an'da Allah için kullanıldığında, O'nun mutlak egemenliğini, hükümranlığını ve tüm varlıklar üzerindeki terbiye edici gücünü ifade eder. Bu bağlamda, 'Rabbi'l-Felak' ifadesi, tan yerini ağartan ve tüm yaratılışı kontrol eden Rabbe sığınmayı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'Rabb' kavramının Kur'an'da Allah'ın hem yaratıcı hem de yönetici vasfını bir arada barındırdığını belirtir. Bu, sadece var eden değil, aynı zamanda varlığı sürdüren, koruyan ve yönlendiren anlamını taşır. Ayetteki 'Rabbi'l-Felak' ifadesi, sığınılan varlığın bu kapsamlı gücüne işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'felak' kelimesinin aslen bir şeyi yarmak, bölmek anlamına geldiğini ve bu kökten türeyen 'el-Felak'ın, karanlığı yararak ortaya çıkan sabah aydınlığına işaret ettiğini belirtir. Bu, Allah'ın kudretinin bir nişanesi olarak karanlığın içinden aydınlığı çıkarmasıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'el-Felak'ın mecazi olarak sabah anlamına geldiğini ve bu ifadenin, Allah'ın karanlığı yarıp aydınlığı ortaya çıkarma gücünü sembolize ettiğini ifade eder. Ayetteki 'Rabbi'l-Felak', bu mucizevi yaratılışın Rabbi'ne sığınmayı vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'el-Felak'ın, sabahın aydınlığı olduğu gibi, genel olarak Allah'ın yarattığı her şeyi, özellikle de tohumdan bitkiyi, yumurtadan canlıyı çıkarması gibi yarma ve ortaya çıkarma eylemlerini de kapsadığını belirtir. Bu, Allah'ın yaratma ve var etme gücünün genişliğini gösterir.
Namaz Sûreleri (Cilt 2)
Terzibaba - Necdet Ardıç
Felâk kelimesinin lügatta birçok mânâları beyân olunuyor:
1- Yokluktan yarılıp çıkan halk, yani genelde bütün mahlûkat ve özellikle dağlardan pınarlar, buluttan yağmurlar, yerden tohumdan bitkiler, sulb (döl)lerden nesiller, rahimlerden evlatlar gibi bir asıldan ayrılıp çıkan mahluklar, doğanlar, bu mânâda felak mahluk ve meftur anlamdaşı gibi olarak iki mânâsıyla Samed'e karşılık ve onunla mütezâyif olur. Yani Samed'in eksiksizliğine karşılık bu eksikli ve ona muhtaç olur. İzafeti de bunu belirtir.
2- Örfte, özellikle sabaha, yani sütun şeklinde uzamış olan aydınlığa veya sabah yeri ağarıp açılmaktan ibaret olan şafağa denir. Bu bizim Türkçe'de Tan dediğimizin aynı demektir. Tanlamak: Şaşırmak, bir şeyin birdenbire şuura çarpan yumuşaklık veya şiddetinden acı veya tatlı bir intiba ile belirleyip hayran olmak mânâsına geldiğine göre bunda da felk gibi bir tuhaflık mânâsı vardır ki, şafak atmak deyimiyle ifade olunur. Bu mânâca felak karşılığında karanlık demek olan gasak zikrolunur.
3- İki tepe arasındaki alçak, oturaklı, düz yere denir ve çoğulunda fülkan gelir.
4- Zindanda suçluların ayaklarına vurulan ve miktara da denilen tomruğa denilir ki bizim falaka deyimimiz bunun anlamdaşıdır.
5- Çanak dibinde kalan süt kalıntısına denir.
6- Ekşiyip kesilmiş süte denilir.
7- Cehennemin veya cehennemde bir kuyunun ismi olduğu da nakledilmiştir.
Zahiren gece karanlığı ortalığı örttüğünde ortaya çıkacak belâlardan sana sığınırım manasına olduğu gibi batınen cehalet karanlığından sana sığınırım demektir. Bir insan cehalet karanlığı içerisinde hayatını sürdürürse onun sabahı olmaz. Cehalet devam ettiği sürece gece karanlığı devam eder. Ne zaman ki ilim güneşi doğmaya başlarsa o cehalet karanlığı ortadan kalkar.
Ey habibim deki, Esma gecesinin karanlığından ef’al sabahına çıkarken gece yapılabilecek mudil tertiplerinden o esmanın yarıp çıkaran rabb-na sığınırım.
Gönül alemmizde ki herhangi bir mudil ve nefs karanlığından hadi isminin hidayet güneşi aydınlığına çıkarması için bu halin rabb-ına sığınırım.
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ
(113-2) Min şerri mâ halak.
“Halkettiklerinin şerrinden.”