Fe-in lem te/tûnî bihi felâ keyle lekum ‘indî velâ takrabûn(i)
"Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın."
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/60. “İmdi onu bana getirmezseniz artık benim yanımda sizin için bir -kile bile hububat- yoktur ve bana yaklaşmayınız.
O küçük kardeşin ismi Bünyamindi. Bâtınen sevgiydi. Sevgi ve gönül onun zâtî özelliğidir. Yüksek seviyede sevgi sahibi olması, onun anne bir kardeşiydi, Bünyamin. Anneleri birdi. Öbürleriylede babaları bir. Sevgi gönlün kardeşi. Sevgi muhabbet. Demin o başında kuş uçan dünya muhabbeti değil, İlâh-î muhabbet idi. “O muhabbeti bana getirin.” diyor. Yani “sizin içinizde işe yarar birisi var. ve benim kardeşim o diyor.” Bakın anne bir kardeşi sevgi kardeşi. Muhabbet ettiği şey sevgi, onu bana getirmezseniz hiç biriniz benim yanıma sokulmayın, diyor. Yani kalan 11 kardeşin içinde ona en yakın olan ve de o çok ağlamış onun arkasından, o gittikten sonra babası kendine yakın olarak onu almış. Yûsuf (a.s.) gittikten sonra onun üzerinde durmaya başlamış.
قَالُوا سَنُرَاوِدُ عَنْهُ آبَاهُ وَإِنَّا لَفَاعِلُونَ
(Kâlû senürâvidü anhü ve innâ le fâilûne.)