Lekad kâne fî yûsufe ve-iḣvetihi âyâtun lissâ-ilîn(e)
Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.
Andolsun ki, Yusuf ve kardeşleri kıssasında soranlara ibret alacak âyetler vardır.
Yûsuf Suresi'nin bu ayeti, Hz. Yusuf ve kardeşlerinin kıssasının, hakikat arayışında olanlar için derin anlamlar ve ibretler barındırdığını vurgulamaktadır. Ayet, kıssanın sadece bir hikaye olmadığını, aksine düşündürücü ve yol gösterici işaretler içerdiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, Yusuf isminin İbranice kökenli olduğunu ve 'Allah artırsın, çoğaltsın' anlamına geldiğini belirtir. Ayette, bu ismin zikredilmesi, kıssanın ana karakterini ve onun etrafında gelişen olaylar silsilesini işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki peygamber kıssalarının, sadece tarihsel anlatılar olmadığını, aynı zamanda ahlaki ve dini dersler içeren arketipsel hikayeler olduğunu vurgular. Yusuf kıssası da bu bağlamda, sabır, teslimiyet ve ilahi takdirin tecellisi gibi kavramları somutlaştıran bir örnektir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ihve' kelimesinin 'kardeşler' anlamında kullanıldığını ve bu bağlamda Hz. Yusuf'un öz ve üvey kardeşlerini kapsadığını belirtir. Ayetteki kullanımı, kıssanın başlangıcındaki aile içi çatışmayı ve bu çatışmanın sonuçlarını ima eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'uhuvvet' (kardeşlik) kavramının Kur'an'da hem kan bağı hem de din bağı anlamında kullanıldığını açıklar. Burada ise kan bağına dayalı kardeşlik ilişkisinin, kıskançlık gibi olumsuz duygularla nasıl bozulabileceğine dikkat çekilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'âyât' kelimesinin Kur'an'da hem Allah'ın kudretine işaret eden deliller hem de geçmiş kavimlerin kıssalarından çıkarılacak dersler anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Yusuf kıssasının, düşünenler için birer ibret ve yol gösterici işaretler olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'âyet' kelimesinin 'açık alamet, işaret, delil' anlamlarına geldiğini ve Kur'an'da genellikle Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine delalet eden şeyleri ifade ettiğini açıklar. Yusuf kıssasındaki 'âyât' ise, ilahi takdirin işleyişini, sabrın ve tevekkülün mükafatını gösteren somut örneklerdir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'âyet' kelimesinin semantik alanının genişliğine dikkat çekerek, Kur'an'da hem kozmik işaretleri hem de peygamberlerin mucizelerini ve kıssalarını kapsadığını belirtir. Yusuf kıssasındaki 'âyât', insan davranışlarının sonuçlarını, ilahi adaleti ve kaderin tecellisini anlamak için birer pencere sunar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'sâil' kelimesinin 'soran, isteyen, dilenen' anlamlarına geldiğini ifade eder. Bu ayetteki 'sâilîn' ise, sadece bilgi edinmek için değil, aynı zamanda ibret almak ve doğru yolu bulmak amacıyla soru soran, araştıran kişileri ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'suâl'in (soru sormanın) bilginin anahtarı olduğunu ve hakikate ulaşmanın ilk adımı olduğunu belirtir. Ayetteki 'sâilîn' ifadesi, pasif bir dinleyici kitlesi yerine, aktif olarak düşünen ve kıssanın derinliklerini kavramaya çalışan bir kitleye hitap edildiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'ın, okuyucuyu pasif bir alıcı olarak değil, aktif bir katılımcı olarak gördüğünü ve ayetlerin derin anlamlarını keşfetmek için 'tefekkür' ve 'tedebbür'e (derin düşünmeye) teşvik ettiğini belirtir. 'Sâilîn' ifadesi de bu aktif düşünme ve sorgulama sürecine vurgu yapar.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
O zamandan bu zamana mâ’nâyı Yûsufiyyet akıp gidiyor. O zamanda Yahudilerden soranlar vardı bugün de sorucu ve arayıcı bizler oluyoruz. Bu hadise içinde ki, Yûsu-fiyyet hikmetleri gelecek Âyet-i Kerîmeler de ortaya çıkacaktır. Hakk yolcusu sâlik bu yollardan kendi vücûd varlığı içerisinde seyrini yapmalıdır.