İçeriğe atla
Hicr 22Cüz 14 · Sayfa 263

Hicr Sûresi 22. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Veerselnâ-rriyâha levâkiha feenzelnâ mine-ssemâ-i mâen feeskaynâkumûhu vemâ entum lehu biḣâzinîn(e)

Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyet-i kerîme de Zâtî’dir.

Zâhiren, rüzgârların aşılayıcı olması iki türlüdür. Birincisi, rüzgârların bulutları aşılamasıdır, ki onları birbiriyle çarpıştırıp yağmur oluşumuna vesîle olması ma’nâsındadır. İkincisi, erkek bitkilerin polen ve tohumlarını dişi bitkilere taşıyarak onları aşılamasıdır. Bu iki tür aşılamanın tesîriyle bitkiler ve ağaçlar hayât bulur, canlanıp yeşerir ve nihâyet meyve verir. Yine gökten inen suyla hayvanlar ve insânlar da sulanır ve hayât bulur. İlâhî düzen sayesinde gökten inen su kaybolup gitmez, yer altında, göl ve benzeri alanlarda daha sonra kullanılmak üzere depolanır.

Bâtınen, rüzgârdan kasıt Mürşîd-i Kâmîl’in latîf nefesidir. Onun sözleri, tenbîhleri ve ilmî sohbetleri sâlikin gönlünü aşılar ve ilâhî tecellîleri almaya hazır hâle getirir. Yağmur ise Zât’tan o gönle doğrudan gelen ilhâm ve mânevî feyzlerdir. Bir başka ifâde ile, rüzgâr ilm-i yakîn, yağmur ise ilm-i ledün şeklinde düşünülebilir. Bu ikisi sâlikin gönül âleminde hikmet tecellîlerinin (kemâlat meyvelerinin) zuhûruna vesîle olur. Bu tecellîler, isti’dâd sahiplerine aktarılmak üzere gönüllerde, kitaplarda, ses ve görüntü dosyalarında depolanıp muhâfaza edilir. Bu oluşum kişinin beşeriyeti yönüyle kendi kendine yaptığı bir şey değildir; ancak Hakk’ın Mürşîd-i Kâmiller eliyle ve sâlikin gönlündeki tecellîsi netîcesinde meydana gelir. " T. O.C.C."


Âyet 23

وَاِنَّا لَنَحْنُ نُحْـي۪ وَنُم۪يتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ

~ ~ ~
Ve innâ le nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnul vârisûn.

Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)