İçeriğe atla
Hicr 21Cüz 14 · Sayfa 263

Hicr Sûresi 21. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Ve-in min şey-in illâ ‘indenâ ḣazâ-inuhu vemâ nunezziluhu illâ bikaderin ma'lûm(in)

Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyet-i kerîme de Zâtî’dir.

Varlık âleminde gördüğümüz her şeyin özü ve hakîkati olan a’yân-ı sâbite, Allâh’ın indinde yâni ilm-i ilâhîde mevcûttur. Bu eşyâ dediklerimiz, ilâhî ilimde sâbit olan özlerin birer yansıması ve sûretidir. Her ayn-ı sâbitenin kendisini varlık âleminde zuhûra getiren, ona hayât veren bir yönetici esmâsı vardır, buna “Rabb-i Hass” denir. Her varlık, kendi Rabb-i Hass’ı olan ilâhî ismin hazînesinden, kendi ayn-ı sâbitesinin isti’dâdı ölçüsünce feyz alır.

Âyetteki “biz indiririz” Zâtî ifâdesi, esmâ-i ilâhiyyenin ism-i câmî olan “Allâh” esmâsı altında toplandığına ve dolayısıyla “Allâh” isminin bütün hazînelerin sâhibi olarak bütün feyzlerin de aslî kaynağı olduğuna işâret eder.

Demek ki bir ihtiyâcımız olduğunda tek tek Rabb’lere değil Rabb’ül Erbâb olan Allâh Teâlâ’ya yönelmemiz gerekmektedir. Nitekim, Yûsuf Sûresi 12/39 âyetinde şöyle buyrulur: “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa Vâhid ve Kahhâr olan Allâh mı?”

Belirli bir ölçüyle” ifâdesi, herhangi bir varlığın kazâ ismi verilen hayât programının bir defâda değil, doğduğu günden öleceği güne kadar zaman içerisinde belirli bir ölçü ve nizâma uygun olarak indirildiğini belirtir ki, buna “kader” denir. Örneğin, bir çocuk dünyâya geldiğinde hemen konuşamaz, konuşmaya isti’dâdı vardır, ancak bunun kâbiliyete dönüşmesi için doğumdan sonra istisnâlar dışında en az bir yıl geçmesi gerekir. Yine, bir tohumu toprağa attığımızda hemen meyve vermez; önce fidan olur, sonra ağaç olur, yaprak verir, çiçek açar ve nihâyet kemâle ulaştığı vakit meyvesini verir. " T.O.C.C."


Âyet 22

وَاَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِـحَ فَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ وَمَٓا اَنْتُمْ لَهُ بِخَازِن۪ينَ

~ ~ ~
Ve erselner riyâha levâkıha fe enzelnâ mines semâi mâen fe eskaynâkumûh ve mâ entum lehu bi hâzinîn.

Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(8)