Veneza'nâ mâ fî sudûrihim min ġillin iḣvânen ‘alâ sururin mutekâbilîn(e)
Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.
Hicr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Zâtî olan bu âyetin zâhirî yorumu şudur: Cennette yalnızca Cemâl tecellîsi olacağından, oraya giren kişiler üzerlerindeki Celâlî vasıflardan arındırılmaktadır. Böylece, kin ve düşmanlık gibi vasıflar ortadan kalkmakta ve orada herkes kardeş olmaktadır.
Bâtınî yorumu ise şudur: Kalplerinde bulunan, kesret anlayışından kaynaklanan kin ve gizli düşmanlıkları söküp attık, böylece orada “ihvân” “kardeş” yâni aynı hakîkatin iki farklı cüz’ü oldukları idrâki ile yaşamaya başladılar ve tevhîd cennetine girmiş oldular. Orada “surur” “taht” yâni makâm sâhibi oldular. “Mümîn mümînin aynasıdır” hükmüyle, karşılıklı oturup Hakk’ın tecellîlerini müşâhede ettiler.
Enfüsî yorumu da şudur: Kişinin gönlüne gelen ve daha evvel birbirine zıtmış gibi görünen esmâ tecellîlerinin aslında aynı kaynaktan geldiğinin, bunların birbirlerinin kardeşi ve yardımcısı olduğunun anlaşılması ile iç bünyedeki kavga ve huzursuzluklar biter. Böylece, kişinin gönlü cennet bahçelerinden bir bahçe olur. Gönlün bir başka ifâdesi de tahttır ve o tahtta esmâ-i ilâhiyyeler oturur. " T.O.C.C."
Âyet 48
لَا يَمَسُّهُمْ ف۪يهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَج۪ينَ
Lâ yemessuhum fîhâ nasabun ve mâ hum minhâ bi muhrecîn.
~ ~ ~
Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.