Feesri bi-ehlike bikit'in mine-lleyli vettebi' edbârahum velâ yeltefit minkum ehadun vemdû hayśu tu/merûn(e)
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."
"Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkalarından yürü ve sizden kimse ardına bakmasın; istenen yere gidin."
Bu ayet, Hz. Lut'a verilen ilahi emri ve kavminin helakinden kurtuluş yolunu dilbilimsel bir kesinlikle ifade etmektedir. Kelimelerin seçimi, emrin aciliyetini, kesinliğini ve geri dönülmezliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'سَرَى' fiilinin gece yolculuğu yapmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'فَأَسْرِ' emri, Hz. Lut'a ailesiyle birlikte gece vakti, gizlice ve hızla yola çıkmasını emretmektedir. Bu, helak vaktinin yakınlığına ve kaçışın gizliliğine işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'سَرَى' fiilinin 'gece yürüdü' anlamına geldiğini ve bu ayetteki kullanımının da 'geceleyin yola çık' emrini taşıdığını ifade eder. Bu, gündüz vakti değil, özel olarak gece vaktinin seçildiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'س-ر-ي' kökünün genellikle gizlilik ve aciliyet içeren gece hareketlerini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'فَأَسْرِ' emri, sadece bir yolculuk değil, aynı zamanda ilahi bir kurtuluş operasyonunun başlangıcını simgeler.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'قِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ' ifadesini 'gecenin bir kısmı' veya 'gecenin bir bölümü' olarak açıklar. Bu, yolculuğun tüm gece boyunca değil, gecenin belirli bir diliminde, muhtemelen sonlarına doğru başlaması gerektiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'قَطْع' kelimesinin bir şeyi ayırmak, kesmek anlamından türediğini ve 'بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ' ifadesinin gecenin bir parçasını, bir bölümünü ifade ettiğini belirtir. Bu, yolculuğun zamanlamasına dair kesin bir sınırlama getirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'قِطْع' kelimesinin bir bütünün ayrılmış parçası anlamına geldiğini ve bu bağlamda gecenin belirli bir bölümünü ifade ettiğini açıklar. Bu, emrin zamanlamasının rastgele değil, belirli bir plan dahilinde olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'تَبِعَ' fiilinin bir şeyin arkasından gitmek, onu izlemek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'وَٱتَّبِعْ أَدْبَـٰرَهُمْ' emri, Hz. Lut'un ailesinin arkasından yürümesini, onları koruyucu bir pozisyonda olmasını ve olası bir tehlikeye karşı tetikte bulunmasını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'تَبِعَ' fiilinin 'izlemek, peşinden gitmek' anlamını vurgular. Bu ayetteki kullanım, Hz. Lut'un ailesinin önünde değil, arkasında kalarak onları gözetlemesi ve güvenliğini sağlaması gerektiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'أَدْبَـٰرَهُمْ' kelimesinin 'onların arkaları' anlamına geldiğini ve 'وَٱتَّبِعْ أَدْبَـٰرَهُمْ' ifadesinin 'onların arkalarından git' emrini taşıdığını açıklar. Bu, Hz. Lut'un ailesinin önünde değil, arkasında kalarak onları koruma ve gözetleme görevini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'دُبُر' kelimesinin bir şeyin arka tarafı anlamına geldiğini ve çoğulu olan 'أَدْبَار'ın da aynı anlamı taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanım, Hz. Lut'un ailesinin arkasından giderek onları koruyucu bir pozisyonda olmasını emreder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'لَفَتَ' fiilinin bir şeyi çevirmek, döndürmek anlamına geldiğini ve 'يَلْتَفِتْ' kelimesinin de 'dönüp bakmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki nehiy, geride kalan helak olmuş kavme veya onların durumuna bakmanın yasaklandığını, kurtuluşun sadece ileriye doğru hareketle mümkün olduğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'لَفَتَ' fiilinin 'yüzünü çevirmek' veya 'arkaya bakmak' anlamına geldiğini açıklar. Bu ayetteki 'وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ' emri, kurtuluşun mutlak bir kararlılıkla ve geriye dönüp bakmadan gerçekleşmesi gerektiğini vurgular, zira geriye bakmak helakın bir işareti olabilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ل-ف-ت' kökünün Kur'an'da genellikle bir şeyden yüz çevirme, dikkatini başka yöne kaydırma anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki yasak, sadece fiziksel bir geri dönüşü değil, aynı zamanda zihinsel olarak da geride kalanlara takılıp kalmayı engellemeyi amaçlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'أَمْر' kelimesinin hem 'iş, durum' hem de 'emir, buyruk' anlamına geldiğini belirtir. 'تُؤْمَرُونَ' fiili, 'size emredilen' anlamında olup, Hz. Lut ve ailesinin hareketinin tamamen ilahi bir buyruğa dayandığını, kendi iradeleriyle değil, Allah'ın emriyle hareket ettiklerini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'تُؤْمَرُونَ' ifadesinin 'size emredilen yere' anlamına geldiğini ve bu emrin kesinliğini vurguladığını açıklar. Bu, yolculuğun hedefinin de ilahi bir tayinle belirlendiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'أَمْر' kavramının Kur'an'da ilahi iradenin ve buyruğun merkezi bir ifadesi olduğunu belirtir. 'تُؤْمَرُونَ' kelimesi, Hz. Lut'un ve ailesinin eylemlerinin tamamen Allah'ın mutlak iradesine tabi olduğunu ve bu itaatin kurtuluşun anahtarı olduğunu vurgular.
Hicr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
53’üncü âyetin yorumunda “isr” “gece yürüyen” kelimesinin üzerinde durmuştuk. Okuduğumuz âyet bizlere, İbrâhîm (a.s.) soyundan ilk defâ gece yürüyüşü yapanların Lût (a.s.) ve âilesi olduğunu bildirmektedir. Buradaki yürüyüş, şerîat mertebesinden, daha sonraları Yakûb (a.s.)’ın yapacağı yürüyüş ise tarîkat mertebesinden bir yürüyüştür, diyebiliriz.
“Gecenin bir bölümünde yola çıkılması” zâhiren kavmin uykuda olup kendilerini fark etmeyecek olmasından ötürüdür. Bilindiği gibi, Yâkûb (a.s.)’ın kardeşine, Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) de Mekke’li müşriklere görünmemek için hep gece yolculuğu yapmışlardır. Enfüsî yönden, gecenin sabaha karşı olan bölümleri (son üçte biri) nefsâni kuvvetlerin en zayıf hâlde olduğu, nurânî ve hakkâni yönde yol almanın nispeten kolay olduğu vakitlerdir.
Lût (a.s.)’ın “ehli (ailesi) ile” yola çıkması, zâhiren kendi-sine uyan ve küfür ehli olmayan kimselerle yol yürümesidir. Enfüsî olarak ise, bizdeki nefsânî kuvvetleri geride bırakıp rahmânî kuvvetlerle yol almaktır.
“Arkaya bakmayın” demek, terk ettiğiniz, geride bıraktığınız şeylere yeniden meyletmeyin, demektir. Eğer bakılırsa, yeniden o hâllere geri dönme ve Hakk yolundan alıkonma tehlikesi vardır.
“Emrolunan yere gitmek” bu mertebe itibâriyle sırât-al müstakîm üzere seyredip o mertebenin selâmetine kavuşmaktır, diyebiliriz. " T.O.C.C."
وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِح۪ينَ
Ve kadaynâ ileyhi zâlikel emre enne dâbire hâulâi maktûun musbihîn.
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.”