İçeriğe atla
Hicr 66Cüz 14 · Sayfa 265

Hicr Sûresi 66. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Vekadaynâ ileyhi żâlike-l-emra enne dâbira hâulâ-i maktû'un musbihîn(e)

Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Gece” tasavvufta fenâ-fillâh’ı “gündüz” ise bakâ-billâh’ı temsîl eder. Fenâ’fillâh’ta kişideki beşerî benlik anlayışları son bulur, bakâ-billâh’ta kişi ilâhî kimliği ile yaşamaya başlar.

Fusûs’ül Hikem Lût (a.s.) Fassı’nda, Lût (a.s.)’ın fenâ-fillâh mertebesinde olduğu (Muhammediyyet mertebesi itibâ-riyle değil, kendi mertebesi itibâriyle) ifâde edilmektedir. Bu cihetle, bir önceki âyette sözü edilen “gece yolculuğu” onun fenâ’dan bakâ’ya olan seyrini ifâde etmektedir, diyebiliriz.

Enfüsî olarak, kavmin sonunun sabaha karşı gelmesi, ilâhî celâl tecellîsi ile nefsin düşük ahlâklarının ortadan kaldırılması netîcesinde nefsin karanlığından ve zulmetten kurtulup ilâhî nûr ile aydınlanmaktır, diyebiliriz. " T.O.C.C." 


Âyet 67

وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَد۪ينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

Ve câe ehlul medîneti yestebşirûn.

Şehir halkı sevinerek geldiler.



Âyet 68

قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْف۪ي فَلَا تَفْضَحُونِۙ

Kâle inne hâulâi dayfî fe lâ tefdahûn.

Lut, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”



Âyet 69

وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ

Vettekullâhe ve lâ tuhzûn.

“Allâh’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi.



Âyet 70

قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَم۪ينَ

Kâlû e ve lem nenheke anil âlemîn.

Onlar, “Biz seni insânlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik” dediler.



Âyet 71

قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَۜ

Kâle hâulâi benâtî in kuntum fâilîn.

Lut: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.



Âyet 72

لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَف۪ي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

Le amruke innehum le fî sekretihim ya’mehûn.

(Melekler, Lut’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyor-lar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)