İçeriğe atla
Hicr 7Cüz 14 · Sayfa 262

Hicr Sûresi 7. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Lev mâ te/tînâ bilmelâ-iketi in kunte mine-ssâdikîn(e)

"Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!"

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bir önceki âyetin devâmı olan bu âyet-i kerîmede müşrikler, Kur’ân-ı Kerîm gibi aklî bir mûcizeyi kabul etmeyip, Efendimiz’in (s.a.v.) peygamberliğini kabul etmek için ondan melekleri görmek gibi hissî ve maddî mûcizeler istemişlerdir. Bu talep, onların basîretlerinin körlüğünü ve hakîkati idrâk etmekte âciz kaldıklarını gösterir. Ayrıca, zâhir yaşama olan düşkünlüklerinin ve maddeci hayât anlayışlarının da bir delîlidir.

Melekler şehâdet âleminde kesîf varlıklar gibi görünmezler, çünkü latîf ve ruhânî varlıklardır. Ancak, âlem-i hayâl’de muhtelîf sûretlerle sûretlenerek, o âleme dâhil olabilen kimseler tarafından müşâhede edilebilirler. Nefs ve vehîm, melekleri yani mânevî hakîkatleri görmek ister, fakat kendileri zulmanî oldukları için nûranî hakîkatleri göremezler.

Müşrikler melekleri görseler bile, yine inanmayacaklardı. Zîrâ onların inkârı, görmemekten değil, kalp gözlerinin kör olmasından kaynaklanmaktadır. (14)’üncü âyet-i kerîmeye geldiğimizde, bu husûs daha geniş olarak ele alınacaktır.

Âyet-i enfüsî olarak yorumlarsak: Nefs-i emmâre ve akl-ı cüz’î gönüle hitâben der ki: “Eğer sen mecnûn değilsen ve gerçekten gayb âleminden sana tecellîler geliyorsa, bize kanıt olarak oradaki melekleri göster (veya kesret duyularıyla algılanabilecek kerâmet ya da mûcize türünden hâller göster).” Yolun başlarındaki kimselerde karşılaşılan kerâmet merâkının da kaynağı işte burasıdır. " T.O.C.C."


Âyet 8

مَا نُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُٓوا اِذاً مُنْظَر۪ينَ

~ ~ ~
Mâ nunezzilul melâikete illâ bil hakkı ve mâ kânû izen munzarîn.

Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.