İçeriğe atla
Hicr 74Cüz 14 · Sayfa 266

Hicr Sûresi 74. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Fece'alnâ ‘âliyehâ sâfilehâ veemtarnâ ‘aleyhim hicâraten min siccîl(in)

Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyet de Zâtî’dir.

Âliyehâ sâfilehâ” ifâdesi, “âlî” ve “sâfil” kelimelerinden oluşur. “Âlî”, yüksekte olan, yukarıda bulunan anlamına gelirken; “sâfil”, alçakta olan, aşağıda bulunan anlamına gelir. “Hâ” zamiri ise, Lût kavminin şehirlerine işâret eder.

Zâhirî anlamda bu ifâde, “şehrin yükseğini alçak yaptık” veya “üstünü altına çevirdik” ma’nâsına gelir. Bu, şiddetli bir deprem netîcesinde şehrin tamamen yıkılıp yerin dibine geçmesi ve üst kısmının alta, alt kısmının üste gelmesi şeklinde anlaşılabilir.

Bâtınen ise, nefsin ve onun kuvvelerinin düzeninin Hakk tarafından altüst edilmesine işârettir. İblîs ahlâklı ve ateş kaynaklı olan nefs-i emmâre kendini hep “Âlî” yâni üstte görür. Bu nefsin, şatafatlı, gösterişli, kibirli ve benlik ağırlıklı yönüdür. Hakk’ın celâl tecellîsi geldiğinde, işte bu nefs alaşağı edilir, sefîl ve zelîl olur. Böylece, nefsin perdesi sebebiyle daha evvel altta örtülü kalmış olan ilâhî hakîkatler yukarı çıkar, zuhûra gelir. Diğer bir deyişle, daha evvel “âlî” (yüksek) olan nefs, “sâfil” (alçak) olur; “sâfil” (alçak) olan rûh ise, “âlî” (yüksek) olur.

Başka bir yönden bakarsak; İsm-i Celâl olan Allâh esmâ-sının tecellîsiyle, sâlikin benliği fâni olur, Hakk’ın varlığı ise onun varlığında bâki olur. Bu, sâlikin iç dünyâsının tamamen altüst olması ve yeniden düzenlenmesidir.

Hıcâreten min siccîl” ifâdesindeki “hıcâre” kelimesi, taşlar ma’nâsındadır. “Siccîl” ise “balçıktan pişirilmiş” veya “cehennemde pişirilmiş” ma’nâsına gelir.

Bu ifâdeye Fil sûresi 105/4 âyetinde de rastlıyoruz. Orada, Kâ’be’yi yıkmak için Mekke’ye gelen Ebrehe komutasındaki fil ordusuna ebâbîl kuşlarının attığı taşlar olarak geçiyordu.

Her iki âyette de atılan taşlar, enfüsî yönden, aklın irfâ-niyyet ve ilim kalıpları içerisinde oluşturup, muhabbet ateşi ile pişirdiği korunma malzemeleridir, ki hayâl ve vehîm askerlerinin üzerini atılırlar ve atıldıkları yerde nefsânî hayâta son verirler. " T.O.C.C." 


Âyet 75

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّم۪ينَ

İnne fî zâlike le âyâtin lil mutevessimîn.

Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.